﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?><Search><Pages Count="113"><Page Number="1"></Page><Page Number="2">ww.derneklerdergisi.com türkiye’de olup bitenlere pek çok farklı açıdan bakılabilir. doğal olarak baktığınız her bir pencere sizlere farklı bir tür-kiye manzarası sunacaktır. üstelik değişik bakış açıları aynı anda doğru da olabilir. ancak türkiye’ye elinizde tuttuğunuz derginin penceresinden –yani dernekler penceresinden- ba-karsanız göreceğiniz çok önemli bir manzara var: türkiye’de şimdiye kadar hiç olmadığı biçimde sivil toplum olgusu dö-nüşüme uğramakta. bundan henüz bir kaç yıl önce hemşeri dernekleri ya da belirli mesleki örgütler şeklinde sınırlı kalmış sivil toplum dernekleri bugün bütün ülkede hem nicelik hem nitelik olarak kelimenin tam anlamıyla patlama yapmakta. süt üretenlerin kurduğu derneklerden, çocuğu olmayan insanlara yönelik hizmet ve-ren derneklere kadar toplumun bütün katmanlarına ulaşan yeni bir sivil toplum olgusu ile karşı karşıyayız. üstelik bu gelişme türkiye’nin belirli bir yöresine yahut belirli bir sosyal kategoriye indirgenmiş değil. her kesim insan, ülkenin her yerinde dernekler kurmakta. şüphesiz türkiye’de dernekle-rin olumlu evrimi ülkenin geleceğine dair umutlu olmamızın bir başka önemli nedeni. işte bu pencereden türkiye’ye bakan elinizdeki yeni sayı, yukarıdan ve genel bakışların gözden kaçırdığı farklı ve de-taya ulaşmış bir ülke manzarası sunmayı amaçlamakta. bir taraftan konuyla ilgili entelektüel çalışmalar sunulurken di-ğer yandan sivil toplumun en kılcal noktalarına kadar inerek yapılan projeler okuyucuya sunulmaya çalışılmakta. bir ba-kıma gerçek hayata en yakın kesiti resmetmeye çalışmak-tayız. bütün eksikliklerimize rağmen dergimiz, türkiye’de sivil toplum derneklerini ele alan ve bunu hem entelektüel hem de güncel gelişmelerle birlikte ifade eden yegane dergi konumundadır. yeni sayılarda tekrar buluşmak ümidiyle. 	 	 	 	 	 mehmet sedat fırat editörden editörden</Page><Page Number="3">www.derneklerdergisi.com içindekiler mayıs 2008 her yönüyle dernekler her yönüyle dernekler  turkish quartely of associations ıssn 1307-5942 üç aylık sektörel dergi yerel-süreli yayın yıl/year 2008 sayı / ıssue 4 usider adına sahibi/ publisher yusuf atalay genel yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürü / editor in chief mehmet sedat fırat editör / editor gökhan bacık yayın kurulu / editorial board prof. dr. ali akdemir çanakkale onsekiz mart üniversitesi prof. dr. ömer çaha fatih üniversitesi prof. dr. gülten ilhan st . louis community college/ missouri prof. dr. mümtaz’er türköne gazi üniversitesi dr. şentürk uzun dernekler dairesi başkanlığı, içişleri bakanlığı redaksiyon / redaction ihsan çimen, izzet güven abone ve dağıtım sorumlusu mustafa çırak iletişim / concact kuleli sok. no: 89/7 g.o.p. / ankara tel: 90 (312) 446 6385 faks: 90 (312) 446 7017 www.derneklerdergisi.com info@derneklerdergisi.com basım tarihi / print date haziran 2008 grafik tasarım  graphic design 0312 419 57 19 baskı printing 0312 417 74 77 dergide yayınlanan yazılardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazı sahiplerine aittir. kaynak göstermek suretiyle, dergimizdeki yazılardan alıntı yapılabilir. yoksullukla mücadele ve sivil toplum kuruluşları dr . ilhan karakoyun sivil toplum kuruluşlarının toplumsal sorum-lulukları onların belki de var oluş nedenidir . ekonomik imkansızlıklar , yoksulluk gibi temel sorunlar insanlar için sivil toplum kuruluşları-nı alternatif adresler olarak ortaya çıkarmak-tadır . yoksullukla mücadele bir sivil toplum kuruluşuna ait amaç olabilir mi? yoksulluk ile mücadelede sivil toplum kuruluşları nasıl katkıda bulanabilir? sayfa 28 ingiltere’deki stk örgütlenmesi üzerine bazı kesitler ramazan yiğit demokrasi denilince ilk akla gelen ingiltere’de sivil toplumun özellikleri şüp-hesiz bütün dünya için önemli bir örnek sunmaktadır . sivil toplum ve devlet ilişkileri ingiltere’de nasıl cereyan etmektedir? sivil topluma ait alanda faaliyet gösteren idari kurumlar nelerdir? sayfa 20 1980’den helsinki sürecine sivil toplum ömer çaha türkiye’de sivil toplumun tarihsel evriminde 80li yıllar önemli bir zaman dilimine işaret eder . türkiye’nin serbest piyasa merkezli bir yapılanma ile dünyaya açıldığı bu yıllarda sivil toplum kavramı ile en ciddi düzeyde tanışma başlar . sayfa 10 kalkınma ve stklar: güneydoğu anadolu bölgesi h. avni mutlu diyarbakır valisi sivil toplumu sadece kültürel alan-da sportif alanda çevreyle ilgili alanlarda eğitimde sağlıkta benim-siyoruz ama bunun dışında iktisadi hayatta ona herhangi bir rol ver-miyoruz anlayışı hayatın kendisiyle bir çelişkidir . dünya bir bütün, bu bütünün içersinde sivil toplum ku-ruluşlarının da mutlaka diğer fonk-siyonlarıyla birlikte iktisadi bir rol alması işin tabiatına uygundur . 44-86 bölgesel kalkınmanın yeni aktörleri ergüder can, sedef özer 44 röportaj:  diyarbakır valisi h. avni mutlu m. tuncer ekicioğlu 56</Page><Page Number="4">ww.derneklerdergisi.com içindekiler mayıs 2008 derneklerden haberler makale / fatih öncü avrupa ve stk’lar/ ortağınızı bulun	 4 38 röportaj: cahit erbalcı m. tuncer ekicioğlu 66 bölgede neler olup bittiğini anlamak için resmi ya da medyatik kalıplardan kurtulup bölgedeki pazarın, esnafın kısacası gerçek ekonomik kesitin içine ışık tutmak gerekmektedir . bölgedeki kılcal damarlara nüfuz etmeyen verilerle yapılan analizler güneydoğu hakkında bilinen klişeleri tekrar etmekten ileri git-meyecektir . cahit erbalcı, bizlere gelişi-güzel yaklaşımların ortaya koyamaya-cağı bir analiz düzeyinden bölgeyle ilgili sıcak ve önemli ayrıntılar sundu. bölgesel kalkınma ve kadın: çatom 72 güngiad ve bölgesel kalkınma 76 diyarbakır çiftçi okulu projesi 78 güneydoğu tarımsal eğitim yayım ve danışmanlık hizmet-leri derneği gündemin tarımsal kriz ile boğuştuğu bir ortam-da 50 çiftçiye evrensel standartlarda hayvancılık yapmayı sağlayacak bir eğitimi tamamladı. yaklaşık 50 milyon ytl büyüklüğünde bir bütçe ile desteklenen proje, elli çiftçinin mükemmeliyete yakın örnek hayvan yetiştiricisi olmasını amaçlanmakta. siirt elektrikçiler projesi 82 siirt elektrikçiler dayanışma ve yardımlaşma derneği bün-yesinde yapılan ve asıl amacı elektirik sektörüne yeni işgücü kazandırmak olan proje, mesleki eğitimi sadece teknik bir süreç olarak görmemiş onu parçası olduğu bütün sosyal ve hukuksal çerçeve içinde ele almıştır . türkiye’nin dernekler haritası / marmara bölgesi ülkemizin lokomotifi marmara bölgesinde sivil toplum derneklerinin durumu nedir? hangi ilde kaç dernek var? hangi dernekler ne tür işlerle uğraşıyor? hemşeri der-nekleri neden artıyor? iller arası farklılıklar neler? en çok hangi alanda dernekler ilgi görüyor?  sayfa 86 perspektif / standford hikayesi insanların bugün hayran oldukları pek çok kurumun mütevazi ve imkansızlıklarla örül-müş kökeni bulunmaktadır . iyi niyet ilkesi ve fırsatların doğru kullanılması bazı mütevazi adımları tarihsel büyüklüğe götürür . sayfa 104 avrupa birliği ile bir-likte türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına önemli fırsatlar doğ-muştur . avrupa birliği bağlamında yapılan projeler derneklerin hem kurumsal evrimine kat-kıda bulunmakta hem de daha pek çok konuda önemli katkılar sağlamaktadır . mevzuat 92 güncel yargı kararları 97 pratik bilgiler 98 stk bilgi bankası / soru bankası 100 derneğimizin tüzüğünü değiştirdik. bu değişiklikleri valiliğe bildirmemiz gerekiyor mu? bir derneğimiz var , başka bir ilde şube açmak istiyoruz. şube açmak için nereye, hangi belgelerle başvuru yapmamız gerekiyor? stk’larla ilgili kitaplar 106 derneklerle ilgili hizmet / ürün tanıtımı 108 dernek yönetiminde de artık elektronik dönem başladı. dernek yöneticileri artık gündelik ve dernekle ilgili işlemlerde vakit kaybetmek istemiyor . bütün bu ihtiyaçları karşılamak için yeni bir program geliştirildi: e-dernek yöneticisi yazılım programı. dernekler yasası’nın 32/b bendindeki, kanuna ve tüzüğe aykırı yapılan genel kurul ile alınan kararların iptaline ilişkin davalara bakma görevinin ceza mahkemesine ait olduğuna dair yeni bir mahkeme kararı.</Page><Page Number="5">www.derneklerdergisi.com türkiye’nin tansıyonu ölçülüyor türk hipertansiyon ve böbrek hastalıkları derneği tarafından türkiye genelinde yapılacak olan “türkiye’nin tansiyonunu ölçü-yoruz” kampanyası başladı. emi-nönü yeni cami meydanı’nda dü-zenlenen törende konuşan dernek başkanı prof. dr . çetin turgan, kampanyanın amacının toplumda hipertansiyon bilincini artırmak olduğunu bildirdi. turgan, hipertansiyonun görünür hiçbir belirtisi olmadığını dile getirerek, “yapılması gereken tek şey tansiyon ölçtürmek” dedi. törene katılan eminönü belediye başkanı nevzat er ile vatandaşlar da tansiyonlarını ölçtürdü. kampanya çerçevesinde derneğe ait hipertansiyon tır’ı 2-16 mayıs tarihleri arasında istanbul, bursa, izmir , konya, adana, diyarbakır , erzurum, trabzon ve ankara’da kent meydanlarında vatandaşların tansiyonlarını ölçüp bilgi verecek. hürriyet, 2 mayıs 2008. hem eğitilecek hem para kazandıracak batman işitme engelliler derne-ği, bilgisayarlı mesleği eğitim projesi kapsamında 6 ay boyunca eğitim ve-recek. meydan mahallesi cumhuri-yet caddesi kurt işhanı 23 numaralı yerde faaliyet gösteren ve 90’a yakın kayıtlı üyesi bulunan dernek, kriterle-rine uygun 16 yaş üzeri, işsiz ve sigor-tasız kursiyerlere her ay 200-250 ytl ücret verecek. sertifikası, milli eğitim müdürlüğü’nden onaylı olacak bilgi-sayar işletmenliği kursunda engelliler birçok alanda iş sahibi olabilecek. dernek başkanı ramazan can, yüzde 10 ila yüzde 100 olan işitme engellile-rinin rapor kaydı ile dernek binalarına müracaat ettikleri takdirde bu proje-den faydalanabileceğini söyledi. zaman, 1 nisan 2008 anadolu’da örgütlenen iş kadını yurt dışına açılmaya hazırlanıyor ankara girişimci işkadınları ve destekleme derneği (angikad), ankara ticaret odası’nın (ato) desteği ile kadın girişimcileri bir ara-ya getirerek “ticari iş birliği” için bir platform oluşturacak. 24-25 mayıs 2008 tarihlerinde düzenlenecek olan “1.ulusal kadından kadına iş günleri” ato’da gerçekleştirilecek. etkinlik, anadolu’da örgütlenen iş kadınlarının yurt dışına açılması için de olanak sağlayacak. her katılım-cıya işini anlatabileceği bir masa ve bir poster standının tahsis edileceği organizasyonda, sektörlere göre ay-rılmış salonlar oluşturulacak. hürriyet, 29 nisan 2008. töre cinayetlerinı önlemek için dernek kurdular m a r d i n ’ d e kadınlar tara-fından töre ci-nayetlerini ön-lemek amacıyla ‘töre cinayetle-rini önleme ve kadın potansiye-lini değerlendirme derneği’ kuruldu. töre ci-nayetlerini önleme ve kadın potansiyelini de-ğerlendirme derneği (törkad) kurucusu zey-nep alkış, töre cinayetlerini önleme konusunda toplumu bilinçlendirecek eğitici programlar; kadın potansiyelini her alanda değerlendire-cek eğitsel, sanatsal, sosyal ve kültürel etkin-likler; kadın ve aile sağlığı konusunda projeler gerçekleştirmek ve kadın bilincini arttırmak amacında olduklarını söyledi. töre cinayetleri üzerinde çalışmalarda bulunacak olan tör-kad derneği’nin, ‘bölgenin makus talihi’ gibi gösterilen töre cinayetlerine farklı bir perspek-tif ve anlayışla yaklaştıklarını anlatan alkış, bu çalışmanın sosyal bilimci, ilahiyatçı, eğitimci ve hukukçulardan oluşan bir heyetle gerçekleştir-dirildiğini söyledi. töre cinayetlerinin islam dini ile yakından uzaktan hiçbir ilgisinin olmadığı-na dikkati çeken alkış, islamiyet’ten önce de töre cinayetlerinin yaşandığını kaydetti. yenişafak, 04.03.2008 ücret yok, aidat yok, sınırsız hizmet behad, kısırlık tedavisi ve tüp bebek yöntemi ile ilgili gelişen teknolojik ve tıbbi yenilikleri duyurmak, nasıl gebe kalınabileceğinden, gebelik süresince nelere dikkat edilmesi gerektiğine ve yeni doğan bakımına kadar her konu-da anne ve baba adaylarını bilgilen-diriyor . bebek sahibi olamayanların ekonomik, psikolojik, toplumsal her sorununda yanında yer alacak olan behad, dernek imkanları ve bağışlar doğrultusunda ihtiyaç sahibi hastaların tedavilerine de destek oluyor . behad’ a 0800 261 41 26 no’lu danışma hat-tından ücretsiz olarak telefonla veya www.bebekhasreti.com internet sitesin-den ulaşılabiliyor . yenişafak, 28.03.2008 derneklerden haberler</Page><Page Number="6">ww.derneklerdergisi.com kredi kartı şikayetleri “kapıdan satışları” solladı tüketicilerin yıllarca şikayet sıralama-sında birinci sırada yer alan “kapıdan satışlar”, geçen yıl şampiyonluğunu kredi kartlarına kaptırdı. tüketici der-nekleri federasyonu (tüdef) genel başkanı ali çetin, yaptığı açıklamada, tüketicinin her geçen gün bilinçlendiği-ni, tüketicinin korunması kanunu’nun sağladığı haklardan yararlanmayı öğ-rendiğini söyledi. çetin, tüketicilerin geçmişte hak arama konusunda çok isteksiz davrandıklarını anımsatarak, tüketicilerin hakkını savunma konusun-da eskiye oranla daha aktif olduğunu ve hakem heyetlerine başvuruların art-tığını belirtti. tüketicilerin, yaklaşık 7 yıl önce yaşanan ekonomik krizin ar-dından haklarını aramaya, savunmaya başladıklarını ve tüketici birliklerinin harekete geçtiğini ifade eden çetin, şöyle konuştu: “eskiden tüketici hakları diye bir olgu bilinmiyordu. tüketicilerin korunmasına yönelik kanunlar çıktıkça insanlar daha kolay hak aramaya baş-ladı. sivil toplum kuruluşları ve tüketici örgütleri sayesinde vatandaşlarımız tü-ketici hakları konusunda bilinçlenmeye başladı. zaman içinde tüketiciler hakla-rını öğrendikçe ve hak aramada sonuç aldıkça, daha çok hak aramaya başla-dı. bu da türk halkının tüketici olarak hak arama konusunda bilinçlendiğini gösteriyor . şimdi ise il ve ilçelerdeki ha-kem heyetleri mahkeme gibi çalışmaya başladı.” çetin, tüketicilerin hak arama konusunda ilerleme kaydetmelerine rağmen, işin takibi konusunda biraz gevşek olmaları nedeniyle gelinen se-viyenin yeterli olmadığını vurgulayarak, tüketicilerin kendi sorunlarını çözmede daha aktif bir rol almalarını bekledikle-rini, gelecekte bunun da gerçekleşece-ğine inandıklarını dile getirdi. referans, 25 şubat 2008. gaziantep’te faaliyetlerine başla-yan dider “dostluk için dayanışma derneği”nin açılışı devlet bakanı meh-met şimşek tarafından açılışı yapıldı. gaziantep incili pınar mah, şehit-kamil belediyesi bitişiğinde bulunan vakıf iş merkezinde sosyal içerikli faa-liyetler yapmak amacıyla kurulan der-neğin açılışına, devlet bakanı mehmet şimşek’in yanı sıra gaziantep vali ve-kili, mehmet okur , büyükşehir belediye başkanı asım güzelbey , şahinbey be-lediye başkanı ömer can, şehitkâmil belediye başkanı metin özkarslı, ak parti il başkanı ökkeş eruslu çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi, davetliler ve dernek üyeleri katıldı. devlet bakanı mehmet şimşek “dider’in açılışında yaptığı konuşmada insanlar arasındaki dostluk ve dayanışmanın artırılması için sivil toplum örgütlerine çok büyük gö-revler düştüğünü, sosyal dayanışmanın insanlar arasındaki muhabbet ve dost-luğu artırdığını, bu topraklarda daha huzurlu yaşamak için sosyal aktivitelerin şart olduğunu dile getirdi. şimşek, sos-yal faaliyetlerde bulunun bu tür çalış-malara her zaman destek vereceklerini, insana hizmet eden herkesin yanında olduklarını söyledi. dernek yönetimi de yaptığı açıklamada gaziantep’te daha kapsayıcı bir sosyal dayanışma ve birlik beraberlik için yola çıktıklarını, “dider” olarak gaziantep’te yaşayan herkesle kucaklaşmak ve herkesi kucaklaştırmak için faaliyetlerine başladıklarını söyledi. yenişafak, 28 nisan 2008. dostluk derneği’ne mehmet şimşek’li açılış hossaını: bağımsız çocuk ombudsmanlığı kurulmalı unıcef türkiye temsilcisi reza hos-saini, “belki türkiye’de, genel om-budsmanlıktan önce, çocuk ombuds-manlığı kurulur” dedi. hossaini ve beraberindeki bazı ül-kelerin çocuk ombudsmanları, tbmm sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler komisyonu üyeleriyle “bağımsız ço-cuk ombudsmanlığı” konusunda bir toplantı yaptı. reza hossaini, halen 65 ülkede çocuk ombudsmanlığı bulunduğunu belirterek, “türkiye, belki çocuk om-budsmanlığını, genel ombudsmanlığın önüne koyar , belki çocuk ombusman-lığı önce kurulur” dedi. yunanistan’ın çocuk ombudsmanı george moschos da çocukları dinle-menin önemine işaret ederek, çocuk haklarının sesi olduklarını ifade etti. çocuk hakları sözleşmesi uygula-masını izlemenin önemli görevleri ara-sında yer aldığını kaydeden moschos, çocuk ombudsmanlığı kurulacak ülke-lerde, bağımsız bir izleme mekanizma-sının önemli olduğuna işaret etti. tbmm sağlık komisyonu başkanı cevdet erdöl’ün sorusu üzerine mos-chos, yunanistan’da sokakta yaşayan çocukların önemli bir sorun olduğunu, anne, babaları olmadan afganistan, ırak gibi ülkelerden gelen “refakatsiz çocukların” da önemli bir sorun oluş-turduğunu kaydetti. kaynak: milli gazete</Page><Page Number="7">www.derneklerdergisi.com bebek hasreti çekenler için 	 yüz güldüren dernek bebek hasreti derneği yaklaşık 1 yıldır bebek sahibi olmak isteyen çiftlere üc-retsiz danışmanlık yapıyor . istediği halde çocuk sahibi olamayan çiftlere destek vermek üzere kurulan bebek hasreti derneğine (behad) başvuranlar hiçbir üyelik ve benzeri aidat veya ödeme yap-madan derneğin imkanlarından ücretsiz yararlanabiliyor . behad çocuk sahibi olamadığı için sosyal travma, aile içi par-çalanma ve boşanmaya varan sonuçlar yaşayan çiftlere, her türlü danışmanlık hizmetini de ücretsiz olarak sağlıyor . sosyal olarak büyük bir boşluğu dol-duran derneğin kuruluş amacını dernek başkanı saadet aşıcıoğlu şunları söyledi: her konuda bilgi veriyor “yakın bir arkadaşımın bebek sahibi olamayınca çok sevdiği halde eşinden boşanmak zorunda kalışı ve sağlık sek-töründe çalıştığım 11 yıl boyunca bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin yaşadıkla-rına şahit oluşum bu derneğin kurulma-sında etkili oldu.” bu konunun ülkemizde bir tabu olduğunu, insanların bu konuyu yakınlarıyla rahatça paylaşamadığını ve bu konuda derneğin tüp bebek ve kı-sırlık tedavisi ile ilgili bilgilendirmelerin çok önemli bir görevi yerine getirdiğini söyleyen aşıcıoğlu, “behad, öncelikle karmaşık bir proses zincirinden oluşan tüp bebek tedavisinin tanımlanmasını ve halka anlatılmasını amaçlıyor” dedi. ücret yok, aidat yok sınırsız hizmet behad, kısırlık tedavisi ve tüp bebek yöntemi ile ilgili gelişen teknolojik ve tıbbi yenilikleri duyurmak, nasıl gebe kalınabileceğinden, gebelik süresince nelere dikkat edilmesi gerektiğine ve yeni doğan bakımına kadar her konuda anne ve baba adaylarını bilgilendiriyor . bebek sahibi olamayanların ekonomik, psikolojik, toplumsal her sorununda ya-nında yer alacak olan behad, dernek imkanları ve bağışlar doğrultusunda ihti-yaç sahibi hastaların tedavilerine de des-tek oluyor . behad’a 0800 261 41 26 no’lu danışma hattından ücretsiz olarak telefonla veya www.bebekhasreti.com internet sitesinden ulaşılabiliyor . yenişafak, 28.03.2008 “bu markayı tanıtalım” istanbul’da “bir şehir nasıl marka olur?” konulu toplantıda konya’nın markalaşması masaya yatırıldı. konyalılar vakfı ile konyalılar derneği tarafından düzenlenen toplantıya selçuklu belediye başkanı doç. dr . adem esen, istanbul konyalılar vakfı başkanı oktay özaydın, konya-lılar derneği başkanı hasan eskil, vakıf ve dernek yöneticileri, sanayici işadamı ve çok sayıda konyalı davetli katıldı. istanbul konyalılar vakfı başkanı oktay özaydın, “istanbul’daki konyalılar olarak pek çok öğ-rencimize burs veriyoruz. konyalı öğrencilerin eğitimlerini tamamlaya-rak şehre hizmet etmelerini amaçlıyoruz. konya’nın marka olması için gayret gösteriyoruz” dedi. istanbul’daki pek çok konyalı işadamının da katıldığı toplantıda söz alan selçuklu belediye başkanı doç. dr . adem esen, konya’nın tarihi ve kültürel kökleri itibariyle marka şehir olma fırsatını elinde bulundurduğunu belirterek, bu gayretle çalışmaların sür-düğünü söyledi. başkan esen, konya’nın elinde marka olma yolunda fırsatlar vardır . tarihi eserlerimizin restore edilmesi, konya’nın spor ve kongre turiz-minde söz sahibi olması, özel vakıf üniversitelerinin kurulması fırsat-ları değerlendirilmelidir . konya ortak bir çalışma ile türkiye’de marka şehir olabilecek yerlerin başında gelmektedir . her konyalı bulunduğu durumda bu hedefe doğru giden şehrimize destek vermelidir” şeklinde konuştu. konyalılar derneği başkanı hasan eskil ise, “dernek olarak konyamızın kültürünün tanınması ve konya kültürünün bilinilirliğinin artırılması için çalışmalar yapıyoruz. konyamız sahip olduğu kültürel değerlerle bir marka olmuştur . bize düşen bu markayı tanıtmaktır” şek-linde konuştu. derneklerden haberler</Page><Page Number="8">ww.derneklerdergisi.com mısırla ticaret hacmi geliştirilecek konya ticaret odası’nın davetlisi ola-rak konya’ya gelen ve mısırlı işadam-larından oluşan heyet, aktif işadamları ve sanayiciler derneği’ni (aktisad) ziyaret etti. aktisad’ı ziyaret eden mısırlı ziyaret heyeti içerisinde, mısır büyükelçisi alaa el hadidi, mısır mü-hendis ve sanayi odası başkanı nabil farid hassanein ile diğer işadamları yer aldı. mısırlı heyeti, gülbahçe konya mutfağı’nda ağırlayan aktisad yö-netimi, heyete konya’nın yöresel ye-meklerinden ikram etti. mısır ile karşı-lıklı ticaret hacminin daha iyi bir hale getirmeyi arzu ettiklerini ifade eden, mısır mühendis ve sanayi odası baş-kanı nebil ferid hasan, bu sebeple konya’ya geldiklerini ve ticaret odası başkanı hüseyin üzülmez ile bir tica-ret protokolü imzaladıklarını söyledi. hasan “son yıllarda tuskon’un dış ticaret köprüleri ile önemli çalışmalar yaptığını gözlemliyoruz. bu bakımdan mısır’ın da türkiye ile ilgili ticaret hac-miin artmasını arzu ediyoruz. konya iş dünyasında önemli bir konuma sahip aktisad üyeleri ile de ticari bağlan-tılar kurmak istiyoruz. bu vesileyle aktisad üyelerini mısır’a davet ediyo-ruz. mısır’ın ticari ve kültürel yapısını konyalı işadamlarına tanıtmak istiyo-ruz.” dedi. aktisad başkan yardımcısı doğan aydın da, konya ile mısır arasında bir çok sektörde işbirliği kurma imkanı olduğuna inandıklarını ifade ederek, “bu potansiyeli değerlendirmeyi biz-de arzu ediyoruz. konya, türkiye’nin önemli bir sanayi ve tarım şehri. güçlü bir sanayi alt yapısı var . mısır’ın bun-dan ciddi mana da faydalanacağını düşünüyoruz.” dedi. yenişafak, 05.05.2008 gap ’ı beş yılda bitirme-yi eylem planına alan hükümet, 27.7 milyar ytl ’lik toplam maliyetin bütçeden karşılanacak 16 mil-yar ytl ’lik bölümü için kaynak arayışını sürdürüyor .işsizlik sigortası fonundaki devlet payının nemasını kullanmak üze-re yasa tasarısı hazırlanırken, buradan sağlanacak gelirden sonra kalan tuta-rın da özelleştirme gelirlerinden elde edilmesi öngörülüyor . aktarılacakkanakbelli değil 2001 krizinden sonraki ekonomik programlar çerçevesinde sadece borç ödemede kullanılan ve yatırımlara ak-tarılmayan özelleştirme gelirlerinin bir bölümü, 2012 sonuna kadar gap ça-lışmalarına aktarılacak. konuya ilişkin ekonomik birimler arasında tam muta-bakat sağlandı. ımf’yle de görüşülen karara fondan da itiraz gelmedi. dü-zenlemeye ilişkin yasa maddesinin de yazıldığı, meclis’te bulunan bir tasarıya eklenerek yürürlüğe sokulacağı belir-tildi. özelleştirme gelirlerinden gap’a aktarılacak kaynağın tutar ya da ora-nı meclis’te kesinleştirilecek.hükümet, özelleştirme gelirlerinin karayolları yatı-rımlarında kullanılmak üzere hazine’ye aktarılması için de bir yasa tasarısı ha-zırlamıştı. bu konudaki tasarı da meclis gündeminde bekliyor . özelleştirmegündemi yoğun gap ve karayolları yapımı için kaynak yaratacak özelleştirmelerde gündemse yoğun. 2008’de şans oyunları, elektrik üretim ve dağıtım, köprü ve otoyollar , limanlar ve şeker fabrikaların satışı gündemde. yine halkbank ve türk te-lekom için halka arz planlanıyor . ntvmnsbc, 25 nisan 2008. özelleştirme gelirleri gap’a aktarılacak</Page><Page Number="9">logo www.derneklerdergisi.com siirt elektrikçiler derneği tarafından, doğalgaz tesisatçılığı ve kaynakçılığı kursu açıldı. merkezi ankara’da bulunan ulus-lararası sivil toplumu geliştirme ve destekleme derneği’nin (usider) katkılarıyla açılan kurs, endüstri mes-lek lisesi’nde yapılan törenle başladı. tesisatçılık ve kaynakçılık konusunda kalifiye elemanın yetiştirilmesi için başlatılan kursa 40 kişi katılıyor . kurslarda başarılı olanlara yeter-lik belgesi vereceklerini söyleyen siirt elektrikçiler derneği başkanı enver mergen, “elektrikçiler derneği olarak daha önce de elektrik tesisatçılığı kur-su açarak 40 vatandaşımıza meslek kazandırmıştık. şimdi de doğal gaz te-sisatçılığı ve kaynakçılığı kursunu aça-rak yine 40 vatandaşımızı bu dalda iş ve belge sahibi yapmayı amaçlıyoruz. bu çalışmalarımızda katkısı olan başta usider genel başkanı av. yusuf ata-lay ve genel koordinatör mehmet se-dat fırat’a teşekkür ederiz.” dedi. kalifiye insan gücünü yetiştirmek amacıyla açılan kursun son derece önemli olduğunu söyleyen siirt üni-versitesi rektör vekili prof. dr . asaf va-rol, kurs sonunda yapılacak teorik ve uygulamalı sınavdan başarı elde eden kursiyerlerin rahatça iş bulabilecekle-rini kaydetti. kursun açılışına belediye başkanı mervan gül, siirt üniversitesi rektörü prof. dr . asaf varol, igdaş uzmanı m. zeki çokgüzel ve davetliler katıldı. 50 kursiyere sertifika verildi elazığ’da, baskilliler derneği ve ulus-lararası sivil toplumu destekleme der-neği (usider) iş birliğiyle uygulanan, ‘seracılık ve süs bitkileri üretimi konu-sunda kalifiye eleman yetiştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi’ projesi kapsamın-da eğitim programına tabi tutulan 50 kursiyere sertifika verildi. karayolları 9. bölge müdürlüğü misa-firhanesinde gerçekleştirilen törene, ta-rım ve köyişleri bakanı mehmet mehdi eker , vali muammer muşmal, ak parti genel başkan yardımcısı necati çetin-kaya, elazığ milletvekili faruk septioğlu, usider genel koordinatörü mehmet sedat fırat, baskilliler derneği yönetim kurulu üyeleri ile kursiyerler katıldı. tarım ve köyişleri bakanı mehmet mehdi eker , baskilliler derneği tarafın-dan uygulan projenin ölçek itibariyle mütevazi bir proje olduğunu, mütevazi olduğu kadar anlamlı ve temsil ettiği düşünce, duygu ve çaba bakımından büyük bir proje olduğunu söyledi. gü-nümüzde insanların büyük bir bölümü-nün şehirlerde yaşadığını ve yılın 365 günü tarım ürünü tükettiklerini belirten eker , bu nedenle tarım sektöründe; bilgi ve teknolojiyi kullanarak üretim sezonu-nu uzatmak, ürün çeşidini ve kalitesini artırmanın önemli olduğuna dikkat çek-ti. elazığ ve çevresinde toprak ve iklim şartlarının seracılığa uygun olduğunu belirten eker , doğu bölgesinin seracılık için yaratılmış bir bölge olduğunu ifade ederek hükümet olarak 1230 civarında kooperatifi desteklediklerini, bu eğitim programının bir kooperatif kurularak devam ettirilmesi halinde kendilerine gereken desteğin verileceğini söyledi. vali muammer muşmal ise sivil toplum örgütlerinin gerek dünyada gerek ülke-mizde yükselen değerler durumunda olduğunu belirterek “ülkenin problem-lerine, insanların eğitimine ve diğer me-selelerin çözümüne sivil toplum örgütleri de destek veriyorsa bu konuda sorumlu-luk hissediyorlar , bu eğitim camiası ve ülkemiz açısından son derece önemli. bu nedenle baskilliler derneği’nin bu faaliyetini gerçekten bende önemsiyo-rum” dedi. elazığ/iha siirt’te doğalgaz tesisatçılığı kursu açıldı derneklerden haberler</Page><Page Number="10">ww.derneklerdergisi.com trabzon’da rahim ağzı kanseri taraması trabzon’da, umut ve savaşım der-neğince hazırlanan ve uluslararası sivil toplumu destekleme ve geliş-tirme derneği (usider) tarafından maddi destek sağlanan rahim ağzı kanser tarama projesi kapsamında 3 bin kadın üzerinde tarama başlatıldı. umut ve savaşım derneği başkanı dr . nimet baki,yaptığı açıklamada, derneğin 7 ay önce kanser hastaları-na ve yakınlarına yardım eli uzatmak amacıyla kurulduğunu belirtti. dünyada her yıl 7 milyon insanın kanser nedeniyle öldüğünü, bu ora-nın dünyadaki tüm ölümlerin yüzde 13’ünü oluşturduğunu ifade eden baki, ‘’kanser dünyada ölüm neden-leri arasında ikinci sırada olan ciddi bir sağlık sorunudur . kanserde erken teşhis tedavinin ana temel noktası-nı oluşturmaktadır . bu da toplumun kanser nedenleri konusunda bilinç-lendirilmesi, belirlenmiş toplum ta-ramalarına halkın düzenli olarak ka-tılımının sağlanması ve yeterli tedavi imkanlarının hastalara sağlanması ile mümkündür’’ dedi. baki, dernek olarak hazırladıkları rahim ağzı kanser tarama projesi’ne usider tarafından maddi destek sağ-landığını belirterek, ‘’usider kentte 3 bin kadın üzerinde yapacağımız ra-him ağzı kanser tarama projesi’ne 150 bin ytl katkı sağladı. proje, ka-dınlarda meme kanserinden sonra en çok görülen kanser türü olan rahim ağzı kanserinde erken teşhisin önemi-ne dikkat çekmek için başlatıldı’’ diye konuştu. taramanın merkez ilçe ana çocuk sağlığı merkezi ile yomra, akçaabat, çarşıbaşı, beşikdüzü, tonya, arsin, araklı ve of sağlık grup başkan-lığının da desteğiyle yürütüleceğini kaydeden baki, ‘’tarama yapılacak yerlerde görevli olan sağlık perso-neline gerekli bilgiler ve ekipmanlar aktarıldı. buralara müracaat edecek vatandaşlarımızdan örnek alınacak ve işlemler gerçekleştirilecek. ilçelerin yüksek köylerinde yaşayan kadınla-rımız kiralanacak araçlarla ilçe mer-kezlerindeki sağlık ocaklarında tara-ma yapılacak. bütün tarama giderleri derneğimiz tarafından karşılanacak’’ şeklinde ifade etti. baki, rahim ağzı kanserinin dünya-da yaklaşık beş yüz bin vakada gö-rüldüğünü ve bunların yaklaşık yüzde 50’sinin ölümle sonuçlandığına dik-kati çekerek, şunları kaydetti: ‘’erken yaşta evlilik, çok eşlilik rahim ağzı kanseri sebepleri arasında. ra-him ağzı kanseri nedeniyle dünyada 2 dakikada 1 kadın ölüyor . kadınla-rımızdan bu kadar ciddi bir hastalığın teşhisine 5 dakikalarını ayırarak, tara-maya katılmalarını istiyoruz. yılda bir kez rahim ağzı kanseri taraması, kan-ser gelişme olasılığını yüzde 95’den fazla oranda azaltmaktadır .” kaynak : www.haber34.net engellilere voltran projesi sivas iyilik derneği, engellilerin reha-bilitasyonuna yönelik “woltran projesi” hazırladı. sivasta faaliyet gösteren iyilik derne-ği başkanı adem ışık, geçmiş yıllarda yayınlanan çizgi film woltran’dan esin-lenerek, engellilerin rehabilitasyonu-na yönelik “woltran projesi” hazırladı. proje ile 4 engelli 1 engelsiz birey , bir araya gelerek, güçbirliğiyle birbirlerinin eksikliklerini tamamlayacak. dernek başkanı adem ışık, yaptığı açıklamada, uluslararası sivil toplumu destekleme ve geliştirme derneğinin(usider) des-teğiyle uygulamaya başladıkları proje-yi, geçmiş yıllarda yayınlanan çizgi film woltran’dan esinlenerek hayata geçir-diklerini söyledi. engellilerin rehabili-tasyonuna yönelik hazırlanan projenin, engellilerin topluma entegrasyonunu sağlayacağını ifade eden ışık, “bu pro-jeye katılan 4 engelli, 1 engelsiz vatan-daşımız bir araya gelerek, birbirlerinin eksikliklerini tamamlayacak ve çeşitli et-kinliklerde bulanacaklar” dedi. projeyi, küçük yaşlarda izlediği woltran adlı çiz-gi filmi örnek alarak hazırladığını anla-tan ışık, “bu çizgi filmde 5 robot aslan, bir araya gelerek büyük robotu oluştu-ruyor . bunu engellilere yönelik uyarla-dık. 4 engelli, 1 engelsiz insan bir araya gelecekler . bu arkadaşlarımız birbirleri-nin eksikliklerini tamamlayacaklar” diye konuştu. ışık, projeyle engellilerin kişisel ve kültürel değişim ve gelişimlerini de ar-tırmayı amaçladıklarını söyledi. pro-je kapsamında şu an için 2 ayrı grup oluşturduklarını, bu grup sayılarının ar-tacağını da ifade eden ışık, oluşturulan ofiste engellilere yönelik el sanatları, beceri geliştirme kursları gerçekleştirile-ceğini belirtti. projenin 12 ay süreceğini belirten ışık, ofiste 6 bine yakın kitaptan oluşan bir de kütüphane oluşturdukları-nı kaydetti. kaynak: aa</Page><Page Number="11">980’den helsinki sürecine sivil toplum s iyasal alandaki özgürlük alanının genişleme süreci türkiye’de demokrasiyi ve onun saç ayağı olan dinamikleri sistem içinde önemli bir yere getirdi. bu da sivil toplumun artık türkiye’nin iç ve dış politik açılımlarının yanı sıra, ekonomik politikalarına da damgasını basacak duruma gelmesi anlamına gelmektedir. ömer çaha prof. dr ., fatih üniversitesi iibf dekanı 10 www.derneklerdergisi.com tarihimizde sivil toplum</Page><Page Number="12">ww.derneklerdergisi.com 11 	1980 öncesinde toplumla devlet arasındaki bağ büyük ölçüde siya-sal partiler üzerinden sağlanmak-taydı. siyasal partiler , aynı zamanda toplumsal farklılığı temsil eden me-kanizmalardı. 1980 sonrasında ise devletle toplumsal alan arasında-ki ara kademeyi doldurmak üzere farklılaşmış bir sivil toplum alanının geliştiğini görüyoruz. 1980 sonrası dönem bir yandan iç dinamiklerin, bir yandan da dünyadaki gelişmele-rin gelişimini kolaylaştırdığı bir sivil toplum olgusuyla karşılaşmaktayız. 1983 yılında yapılan genel seçimle-rin bu anlamda bir dönüm noktası oluşturduğunu söylemek mümkün-dür . bilindiği gibi 1970’lerdeki ide-olojik farklılaşma ve onun yol açtığı silahlı çatışma askeri darbeye ve üç yıl devam eden 12 eylül yönetimine yol açmıştı. demokratik seçimlerin gerçekleştirildiği 1983 genel seçim-leri liberal değerleri savunan bir lide-rin, yani turgut özal’ın sahneye çık-ması ve türkiye’nin siyasal yaşamına yaklaşık olarak on yıl boyunca dam-gasını vurmasıyla sonuçlanmıştır . 	özal’ın savunduğu üç özgür-lük (dinsel, siyasal ve ekonomik) 1980’ler boyunca türk siyasal ya-şamına yeni bir renk ve soluk ka-zandırdı. türkiye’de bu tarihlerde yükselişe geçen iki değerin “öz-gürlük” ve “sivil toplum” olduğu-nu söylemek yanlış olmayacaktır . 1980’lerin sonlarında yoğun bir tartışma sonucunda kaldırılan türk ceza kanunun 141, 142 ve 163’cü maddelerinin tasfiyesini özgürlükle-rin önünü açmaya dönük bir açılım olarak görmek mümkündür . on yıllık süreç içinde temelleri atılan ekonomik ve siyasal ortamın sonu-cu olarak serbest piyasa ekonomisi, türkiye için neredeyse alternatifsiz bir ekonomi modeli haline geldi. yine avrupa birliğiyle müzakereyle sonuçlanan önemli bir siyasal açılı-mın bu dönemlerde temellerinin atıl-dığını görüyoruz. siyasal alandaki özgürlük alanının genişleme süreci türkiye’de demokrasiyi ve onun saç ayağı olan dinamikleri sistem içinde önemli bir yere getirdi. bu da sivil toplumun artık türkiye’nin iç ve dış politik açılımlarının yanı sıra, eko-nomik politikalarına da damgasını basacak duruma gelmesi anlamına gelmektedir . 	1970’lerde türk siyasal yaşamın-da boy gösteren sosyal gruplar genel olarak türkiye’deki siyasal sistemi bütünüyle dönüştürmeye ça-lışmaktaydılar . bu bakımdan toplu-mun tümünü ilgilendiren genel söy-lemler geliştirirlerdi. oysa 1980’li yıllarda, türkiye’de modernleşme, ulusal kimlik, ulusal dayanışma gibi “büyük” ve “kapsayıcı”, diğer bir deyişle, toplumun tümünü ilgilen-diren konulardan çok hava kirliliği, sağlık, turizm, çevre, insan hakları, dinsel haklar , etnik haklar ve kadın hakları gibi sadece belli başlı grup-ları ilgilendiren spesifik konular üze-rinde yoğunlaşılmış ve bu konularla ilgili talepler etrafında siyaset yapıl-maya başlanmıştır . bu kavramların çoğu toplumsal gruplar tarafından gündeme getirilmiştir . konuların her birini savunan bir sosyal grup gelişmiş ve kendi alanında devlet üzerinde etkin olmaya, devletten bir takım haklar koparmaya ve devlet politikalarını etkilemeye çalışmıştır . bu çalışmada 1980’den başlayıp, türkiye’nin avrupa birliği ile müza-kere sürecini öngören ve 1999 yı-lında kabul edilen helsinki sürecine kadar sivil toplumun türkiye’deki resmini ana hatlarıyla çizmeye çalı-şacağız. ancak bu resmi üç alanda (çevre, kadın ve din) gelişmiş olan sivil toplum kuruluşlarıyla sınırlı tut-maya çalışacağız. çevre üzerinden gelişen sivil toplum kuruluşları 	türkiye’de 1980’li yıllardan itiba-ren sivil toplum cephelerinden birini çevreci gruplar oluşturdular . çevre konusu 1972 yılında stockholm’de gerçekleştirilen birleşmiş milletler çevre konferansı ile birlikte ulusla-rarası platforma taşınmış ve türki-ye de bundan payını alarak çevre yönünde bir takım çabalarla ta-nışmıştır . 1970’li yıllardan itibaren devletin gündemine girmeye baş-layan çevre konusu, 1980’li yılla-özal’ın savunduğu üç özgürlük (dinsel, siyasal ve ekonomik) 1980’ler boyunca türk siyasal yaşamına yeni bir renk ve soluk kazandırdı. türkiye’de bu tarihlerde yükselişe geçen iki değerin “özgürlük” ve “sivil toplum” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</Page><Page Number="13">2 www.derneklerdergisi.com rın başından itibaren sivil toplum örgütlerinin de gündemine girmiştir . türkiye’de bir sivil toplum cephesi olarak üç tür çevrecilik akımının ge-liştiği söylenebilir . birinci çevrecilik oluşumu, “kurumsal” çevrecilik ola-rak isimlendirdiğimiz gönüllü kuru-luşlar ekseninde gelişmekte olan bir çevrecilik anlayışı ve oluşumudur . kurumsal çevrecilik, teknik ve bi-limsel gelişmeleri baz alarak çevre sorunlarını tespit etmeye ve bunla-rı ilgili mercilere bildirmeye dönük bir anlayış etrafında gelişmektedir . bu tür gönüllü kuruluşların varlı-ğı 1970 öncesine kadar uzanıyor olsa da esasen 1970’li yılların or-talarından itibaren hızla yaygınlaş-mışlardır . 1990’ların başına kadar hizmet vermekte olan “türkiye ta-biatını koruma derneği”, “doğal hayatı koruma derneği”, “türkiye çevre sorunları vakfı”, gibi sayıları sınırlı olan dernek ve gönüllü ku-ruluşlar , 1990’dan sonra artan bir oranda gelişmiştir . 1990’lı yıllarda sesini duyuran tema vakfı (türkiye erozyonla mücadele ve araştırma vakfı) türkiye’nin yanı sıra, dünya platformunda da sesini duyurmuş, çevre konusunda türk hükümetini de etkileyen önemli politikaların al-tına imza atmıştır . 	türkiye’de gelişmekte olan ve çev-re politikalarının oluşumunda etkili olan bir başka çevrecilik oluşumu dinsel temel üzerinden sivil topluma bakıldığı zaman aleviliğin de bu bağlamda dikkate değer bir sivil toplum unsuru olarak geliştiğini söylemek yanlış olmayacaktır. sivil toplum hareketi olarak kadın gruplarının bir diğer etki alanını da kadınlara özgü mekân ve aktivitelerin ortaya çıkmasında görmekteyiz. kadın kütüphanesi, kadın sığınakları, değişik üniversitelerde açılan kadın çalışmaları bölümleri, siyasal partilerin çatısı altında örgütlenen kadın komisyonlarıyla kadın gruplarının, kamusal alandaki örgütlü etkinliği dikkat çekici olmuştur. tarihimizde sivil toplum</Page><Page Number="14">ww.derneklerdergisi.com 13 ise “reaksiyoner” çevrecilik olarak isimlendirdiğimiz ve politik düzeyde yaygınlaşarak gelişen bir çevrecilik anlayışıdır . bu çevrecilik akımı, çok sayıda değişik kesimle birlikte çevre konusunda mağdur olan insanları da kapsayarak gelişmektedir . çev-re sorunlarını genel olarak kâr ve rekabeti esas alan kapitalist üretim biçimine dayandıran bu çevrecilik akımı, daha çok yanlış olan politi-kaları düzeltici yolda ilerlemektedir . 1980’li yılların ortalarından itiba-ren, yanlış olarak yorumlanan poli-tikalara karşı bu akımın geniş çaplı kampanya ve protestolarına tanık olmaktayız. nitekim gerek merke-zi yönetimin ve yerel yönetimlerin, gerekse özel sektörün çevre açı-sından yanlış kabul edilen önemli birçok atılımı bu tür kampanya ve protestolarla durdurulmuştur . bu tür çevrecilik akımının tipik örneği-ni yeşiller ile green peace oluştur-maktadır . yeşil partiler avrupa’da epey başarı göstermesine rağmen türkiye’de pek başarılı olamamıştır . 1987 yılındaki kuruluşundan iki yıl sonra kapanan parti, yerini dağınık ve reaksiyoner gruplara bırakmıştır . reaksiyoner çevreciliğin dikkat çe-ken odaklarından birini oluşturan green peace, türkiye’deki çevreci-lerin de desteğiyle önemli protesto eylemlerine imza atmıştır . 	türkiye’de gelişen bir başka çev-recilik anlayışı ise “sosyal çevreci-lik” olarak isimlendirdiğimiz, politik yönü olmayan, yerel bazda gelişen çevreciliktir . bu oluşumun türk kül-türüyle yakından bir ilişkisi vardır . türk kültüründe islam’ın da etkisiy-le yeşile ve güzel çevreye karşı bir ilgi vardır . bunun da etkisinde daha çok yeşil alanları korumak, geliş-tirmek ve şehirleri güzelleştirmek amacıyla kurulan “şehir güzelleş-tirme” dernekleri çevreyi siyasal bir konu olmanın ötesinde tutmuşlardır . bu çevreci oluşum, çevrenin hem türkiye’de, hem de uluslararası dü-zeyde ele alınmadan önce ortaya çıkmış, giderek artan bir eğilimle gelişmiştir . daha çok il, ilçe, ka-saba ve köylerde boy gösteren bu çevreci oluşum buralarda ikamet eden ve yaşayan esnaf veya serbest meslek sahibi kişilerin öncülüğünde gelişmiştir . yerel düzeydeki çevreci gruplar 1980 sonrası yıllarda reak-siyoner çevreciliğin çekim alanına girmiş, zaman zaman reaksiyoner dalga içinde yer alarak gerçekleşen eylemlere destek olmuşlardır . bu tür lokal grupların son eylemlerinden biri alman firması euro gold’un</Page><Page Number="15">4 www.derneklerdergisi.com bergama’da siyanürle altın ara-ma teşebbüsüne karşı ortaya çıktı. bergamalılar bu firmanın siyanürle altın aramasını durdurmak için çok sayıda değişik eylemler gerçekleş-tirdiler . son eylemlerinden biri ola-rak, 30 kasım 1997 nüfus sayımı-na katılmayarak, kendilerini nüfus kaydından silmiş ve adeta devlete meydan okumuşlardır . kısaca, lokal grupların çevreyle ilgili atılımlarının, kendilerinin yaşadığı alanlarla sınırlı kaldığı ve buraların güzelleşmesin-de katkıda bulunduğu söylenebilir . türkiye’de çevre politikalarının oluşmasında uluslararası anlaşma-ların önemli ölçüde belirleyici oldu-ğunu görüyoruz. çevre konusunun küresel olma özelliğini göz önünde bulundurduğumuzda uluslarara-sı anlaşmaların önemi daha fazla ön plana çıkıyor . bu konu tek tek devletlerin ilgi alanı olmaktan çık-makta, bütün ülkeleri ilgilendiren önemli bir konu haline gelmektedir . böyle olunca devletler kendi ege-menlik alanlarından ödün vermek zorunda kalmaktadırlar . türkiye de bu konuda kendi egemenlik hakkından ödün vermek zorunda kalmıştır . uluslararası anlaşmalar , devlet üstü ve sınırlayıcı bir role sahip olmuşlardır . bu ise temelde kalkınma, ilerleme ve gelişme ama-cını önde tutan devleti biraz da olsa frenlemekte, çevreyi de aynı oranda göz önünde bulundurmasını sağ-lamaktadır . uluslararası platform, türkiye’de boşluğu bulunan aris-tokratik geleneğin yerini doldurmuş ve adeta devlet üzerinde bir katman oluşturmuştur . geleneksel aristok-tarihimizde sivil toplum</Page><Page Number="16">ww.derneklerdergisi.com 15 rasi avrupa’da siyasal otoritelerin aristokrat sınıflarla, ekonomik sı-nıflar arasında aracı bir kurum ha-line gelmesini sağlamış, böylece demokrasinin gelişmesinin önünü açmıştır . avrupa’da aristokratik sı-nıf, devletlerin ceberut birer siyasal otoriteye yönelmesini engellemiş-tir . oysa türkiye’de, siyasal otorite karşısında aristokratik bir yapı bu-lunmadığı için devlet, “ceberut” bir yapıya dönüşebilmiştir . uluslarara-sı anlaşmalar , devleti, en azından çevre konusunda mutlak otorite olmaktan çıkarmış; bu yönüyle çev-reci sivil topluma da psikolojik ve stratejik bir destek vermiştir . 	türkiye’deki çevre politikalarının oluşmasında uluslararası platfor-mun yanında yerli sivil toplum ör-gütlerinin de önemli bir rolü vardır . çevreci sivil toplum örgütlerinin, türkiye’nin çevre politikalarını ulu-sal ve yerel olmak üzere iki düzeyde etkilediğini söyleyebiliriz. ulusal dü-zeyde bu etki bilimsel yöntemlerle çalışan gönüllü kuruluşlar aracılığıy-la olurken, yerel düzeydeyse daha çok reaksiyoner gruplarla olmak-tadır . bilimsel yöntemlerle çalışan kuruluşlar devleti çevre konusunda yönlendirirken, reaksiyoner örgütler devleti bazı politikaları gütmekten alıkoymuştur . örneğin 1980’li yıl-ların sonunda başta aliağa termik santralı projesi olmak üzere, birçok konuda devletin ön gördüğü yatırı-mın durdurulması bu tür gruplar ta-rafından başarılmıştır . kısaca, 1980 sonrasında devlet çevre konusunda uluslararası kuruluşlar tarafından üstten, yerel sivil toplum grupları</Page><Page Number="17">6 www.derneklerdergisi.com tarafından da alttan abluka altına alınmıştır . bu abluka, devletin çevre politikasını bu grupların etkisi altın-da şekillendirmesiyle sonuçlanmıştır . kadın hareketi ve sivil toplum 	türkiye’de 1980’li yıllarda gelişen sivil toplum cephelerinden birini de kadın hareketi meydana getir-di. 12 eylül’ü takip eden dönem-de türkiye’de gelişen ilk ve orijinal hareketlerden birini kadın hareketi içinde önemli bir akım olarak ön plana çıkan feminizm oluşturdu. as-keri yönetim dönemi özellikle solda yer alan bir grup kadının kendi ko-numlarını sorgulamasına fırsat ver-miş, solun dağınıklığı bu kadınların kendilerini yeni bir kimlikle lanse etmelerinin yolunu açmıştır . 1980’li yılların başından itibaren yeni bir oluşumu teşkil eden feminist kadın-lar , birkaç yıl sonra kamusal alanda protesto eylemlerine yönelerek ses-lerini duyurmaya başladılar . 1986 yılında “kadına karşı her tür ayı-rımcılığı kaldırmak” amacıyla baş-latılan dilekçe kampanyasını bir dizi yeni kampanya ve eylem takip etmiş, bunlar da feminist kadınla-rın sesinin duyulmasında önemli bir rol oymamıştır . sokak eylemleri, dilekçe kampanyaları ve değişik ya-yınlarıyla seslerini duyuran feminist kadınlar başta medya olmak üzere değişik kesimler arasında büyük bir yankı uyandırmıştır . kadın konusu bir anda medyanın, kitapların, der-gilerin, araştırmaların, televizyonun, sanatın, sinemanın ve tiyatronun konusu olmaya başlamıştır . sağda ya da solda değişik kesimler tara-fından yayınlanıp, 1980’li yıllarda kadın özel sayısı çıkarmayan belki de tek bir dergi bulmak mümkün değildir . değişik kesimlerin de kadın konusuna olan ilgisini hesaba kattı-ğımızda, gerçekte 1980’li yılların türkiye’de, “kadın on yılı” olduğu-nu söylemek abartı olmayacaktır . 	1980’li yıllarda kamusal alandaki eylemleri, protestoları, hak talepleri ve yayınlarıyla bir değerlendirmede bulunulduğunda farklı çizgiler taşı-makla birlikte kadın hareketi içinde biri “seküler feminizm”, biri de “is-lami kadın hareketi” olmak üzere iki tür akımın gelişmekte olduğu sonucuna varmamız mümkündür . kadın hareketi içinde yer alan kadın gruplarının dört farklı alanda sivil toplumun gelişimine katkıda bulun-duğu söylenebilir . kadın hareketinin bir sivil toplum cephesi olarak oy-nadığı birinci rolü toplumsal grup-lar üzerindeki etkisinde görüyoruz. kadın gruplarının faaliyetleri, söy-lemleri ve talepleri kadın konusu-nu başta islami ve sol kesim olmak üzere bir çok kesimin gündemine sokmayı başarmıştır . değişik kesim-tarihimizde sivil toplum</Page><Page Number="18">ww.derneklerdergisi.com ler , yayınlarında bu konuya eğile-rek, dernekler altında örgütlenerek kadın konusunu farklı bağlamlarda tartışmış ve konuyla uğraşmışlardır . feminist hareket içinde yer alan kadın grupları seslerini 1980’lerde kadınca, sosyalist feminist kaktüs ve feminist, 1990’lardaysa çok sa-yıda değişik dergilerle duyururken; islami kesimde kadın konusuyla il-gilenen ve tirajları 50 binleri bulan dergiler yayınlanmaya başlamıştır . bu kesimde sayıları on binleri bulan kadın ve aile, bizim aile ve mektup türünden dergiler kadının gelenek-sel ev kadınlığı rolünü pekiştirici söylemleri işlerken; 1990’lı yılların ortasına doğru sesini duyuran ka-dının kimliği gibi dergilerse kadının modern kamusal yaşamda yerini al-masına dönük bir söylem geliştirmiş ve kadını kamusal alanın bir aktörü durumuna getirmeye çalışmıştır . 	kadın gruplarının sivil toplum un-suru olarak geliştirdikleri ikinci po-litika ise karanlıkta kalan bazı ko-nuları ve türk toplumunda yer alan bazı değerleri kamuoyuna taşıyarak burada tartışmalarıdır . karanlıkta kalan ve arka sokaklarda yaşa-nan kürtaj, cinsiyet, dayak, evlilik içi cinsel taciz, tecavüz, sarkıntılık, aile içi şiddet, ailedeki eşitsiz işbö-lümü, namus cinayeti, aile yaşa-mındaki ast-üst ilişkisi gibi konular kadın hareketi içindeki feminist gruplarla birlikte gündeme gelmiş, kamuoyunun gündeminde geniş bir tartışma alanı bulmuştur . bununla birlikte, fahişelik, kadın cinselliği, iffet, bekaret, flört, kazak ve kılıbık erkek gibi türk toplumunda cinsi-yete ilişkin gelişmiş olan normlarla ilgili geniş bir tartışma alanı aç-mışlardır . aynı şekilde, müslüman kadının kamusal yaşamda yer alıp almayacağı, kadın erkek eşitliğinin islam’da bulunup bulunmadığı, ge-leneksel kadın rollerinin tarihsel ve islami dayanakları, kadının modern kurumlardaki eğitimi, tesettür , çok evlilik gibi konular da islami kadın hareketi içinde yer alan kadın grup-ları tarafından gündeme getirilmiş, bunlarla ilgili çok sayıda anlayış, argüman ve yayın ortaya çıkmıştır . 	kadın gruplarının sivil toplum ha-reketi olarak bir diğer etki alanını da siyasal parti, siyasal iktidar veya hukuksal düzenlemeler üzerindeki etkisinde görmekteyiz. bu etki ka-dın konusunu, 1980’lerden sonra siyasal partilerin programına yo-ğunluklu biçimde sokarken, resmi çerçevede de bu yönde politika-ların oluşmasını sağlamıştır . kadın gruplarının bu alandaki etkisini hu-kuksal normların değişiminde bula-bildiğimiz gibi, siyasal iktidarların politikalarında da bulmaktayız. aile araştırma kurumu ile kadının sta-tüsü ve sorunları genel müdürlüğü gibi siyasal atılımların bu etkinin bir sonucu olarak doğduğunu ve ge-liştiğini söylemek mümkündür . aynı şekilde kadın grupları, başta me-deni kanun olmak üzere hukuksal çerçevede kadının aleyhine olan normları tek tek masaya yatırarak bunları kadının lehine olacak tarz-da yeniden düzenleme konusunda yoğun bir çaba göstermiş, yöneti-cilerin bu yönde desteğini almış ve nihayetinde gerekli düzenlemeleri 2001 yılında yapmayı başarmıştır . kadın hareketinin devlet üzerinde-17</Page><Page Number="19">8 www.derneklerdergisi.com ki etkisinin en çarpıcı örneklerinden birini her yıl devletçe kutlanan 8 mart dünya kadınlar günü etkin-liklerinde görmekteyiz. bu günün önemini 1980’li yılların ortaların-dan itibaren feminist gruplar anlat-maya başladı ve bu günü en önemli eylemleri olarak değişik etkinliklerle kutlamayı yaygınlaştırdılar . devletin de bugünü değişik etkinliklerle kut-lamaya başlamış olmasını kadınla-rın önemli bir başarısı olarak gör-mek mümkündür . zira devlet, daha önce türkiye’de kadın günü olarak, kadınlara seçme ve seçilme hakkı-nın verildiği 5 aralık’ı kabul etmek-te ve bugünleri görkemli etkinlerle kutlanmaktaydı. 	sivil toplum hareketi olarak kadın gruplarının bir diğer etki alanını da kadınlara özgü mekân ve aktivitele-rin ortaya çıkmasında görmekteyiz. kadın kütüphanesi, kadın sığınak-ları, değişik üniversitelerde açılan kadın çalışmaları bölümleri, siyasal partilerin çatısı altında örgütlenen kadın komisyonlarıyla kadın grup-larının, kamusal alandaki örgüt-lü etkinliği dikkat çekici olmuştur . tarihimizde sivil toplum t ürkiye’de toplum bugün, “sistemi” sorgulayan siyasal doktrinlerden kurtularak “siyasaları” sorgulayan bir duruma gelmiştir.</Page><Page Number="20">ww.derneklerdergisi.com 19 özellikle refah partisi çatısı altın-da yer alan kadınların bu partiyi 25 aralık 1995 genel seçimlerin-de iktidara taşıması bütün kamu oyununun dikkatini çeken bir olay olmuştu. kısaca, bir sivil toplum cephesi olarak kadınlar , 1980’li yıl-ların başlarından itibaren başlayan bir süreçte devleti kendi taleplerine karşı duyarlı hale getirmiş, devle-tin öngördüğü bir kadın kimliğinin yerine, kendi kimliklerini kendi re-feransları doğrultusunda şekillen-dirmiş ve otonom, farklılaşmış bir sosyal oluşum olarak belirmişlerdir . 	sonuç 	sonuç olarak, 1980’li yılların başından itibaren, aşama aşama gelişen, kamusal yaşamda sesini duyuran, devlet üzerinde denetim kurmak amacıyla türkiye çapında kampanyalar yürüten ve kamusal yaşama farklı talepleri, değerleri, kimlikleri, yaşam biçimlerini akta-ran canlı, dinamik ve farklılaşmış bir sivil toplum oluşumuyla karşı karşıya bulunmakta olduğumuzu söyleyebiliriz. 1996 yılında mey-dana gelen susurluk olayına karşı bir dakikalık karanlık eyleminin tüm türkiye’ye yaygınlaştırılmasını sivil toplum gruplarının başarısına bağ-lamak gerekir . 1980’li ve 90’lı yıl-ların türkiye’sinde, siyasal dinamik-ler 1970’lerdeki gibi şiddet içeren bir noktadan plüralist bir noktaya kaymış, bunun sonucunda zengin bir kamusal alan ortaya çıkmıştır . türkiye’de toplum bugün, “sistemi” sorgulayan siyasal doktrinlerden kurtularak “siyasaları” sorgulayan bir duruma gelmiştir . demokrasi, cumhuriyet, laiklik gibi değerler de-ğişik kesimler tarafından genel ka-bul görmekte; bunun yerine siyaset üzerinde etkinlik kurmaya, devleti kendi değerleri doğrultusunda dö-nüştürmeye ve demokratik hakları yaygınlaştırmaya çalışan canlı, fark-lılaşmış, dinamik bir toplum profili ortaya çıkmıştır . 	summary 	this article analyzes the develop-ment of turkish civil society from 1980s well to the helsinki sum-mit of 1999 through which turkey has been nominated as candidate for the european union. the ba-sic thesis of the article is that po-litical parties played the chief role of bridging between state and so-ciety during 1970s. the bloody war among different ideological groups resulted with the military interventi-on of 1980 and a military govern-ment remaining for three years. the military’s manipulation to deve-lop an ideologically neutral public sphere gave way to the emergen-ce of social groups that sought for special issues like environment, human rights, woman’s rights, re-ligious and political liberties. the occupation of the public sphere by special right seeking social groups during 1980s and 90s brought some students of turkish studies, including the writer of this article, to discuss about the development of a “heterogeneous” public sphere in turkey . among a dozen of civil so-cietal groups of this kind this article draws attention, specifically , to the development of civil society over the basis of environmental, gender and religious dimensions. ın other words, it indicates how newly rising environmental, gender and reli-gious social groups have pressed their finger over the agenda of tur-kish society as well as that of state and impact governmental policies in that regard.   	notlar 	konuyla ilgili ayrıntılı bir tartışma için bkz. ömer çaha, sivil kadın: türkiye’de kadın hareketi ve si-vil toplum, ankara: vadi yayınları, 1996. 	bu tür açıklamaların büyük bir kıs-mı gerçekten akademik ve bilimsel olmaktan çok, önyargılı ve yargıla-yıcıdır . örneğin bu tür açıklamalar-da bulunanlar cami ve kur’an kurs-larının sayısal artışından hareketle bir takım yargılarda bulunmaktadır-lar . oysa nüfusa orantılandırıldığı zaman, aslında gerek cami sayısın-daki, gerekse kur’an kurslarındaki artışın nüfus artışının gerisinde kal-dığı görülür . bkz. yusuf ziya özcan, “mosques in turkey: quantitative analysis”, ıntellectual discourse, vol. 2, no 1 (1994). 	bu türden bir çalışma için bkz. sencer ayata, “patronage, party and state: the politicization of ıs-lam in turkey”, middle east jour-nal, vol. 50, no. 1 (kış 1996). 	vakıflarla ilgili ayrıntılı bir çalışma için bkz. murat çizakça, a history of philanthropic foundations: the ıslamic world from the seventh century to the present, istanbul: bo-ğaziçi üniversitesi yayınevi, 2000. 	bunlardan biri fazlür rahman’dır . görüşleriyle ilgili kapsamlı bir ça-lışma için bkaz islami araştırmalar dergisi (fazlur rahman özel sayı-sı), cilt 4, sayı 4 (ekim 1990). 	tarikatlerin değerleri ve siyasal alana ilişkin tutumlarıyla ilgili bkz. şerif mardin, “türk tarihinde nak-şibeni tarikatı”, çağdaş türkiye’de islam: din, siyaset, edebiyat ve laik devlet, der . richard tapper , çev. özden arıkan, istanbul, sarmal ya-yınevi, 1993. 	alevilik ve bektaişilikle ilgili sos-yolojik bir çalışma için bkz. orhan türkdoğan, türkiye’de alevilik ve bektaşilik, ankara: ötüken yayın-ları, 1995. ayrıca, hüseyin özcan, alevi/bektaşi kültürüne bakışlar: canların nefesinden, istanbul: ho-rasan yayınları, 2003. 	göle nilüfer , “toward an autono-mization of politics and civil society in turkey”, politics in the third tur-kish republic, ed. metin heper and ahmet evin, boulder , san francisco, oxford: westview press, 1994.</Page><Page Number="21">ngiltere’deki sivil toplum örgütlenmesi üzerine bazı kesitler ramazan yiğit içişleri bakanlığı mülkiye müfettişi www.derneklerdergisi.com avrupa ve stk 20</Page><Page Number="22">ww.derneklerdergisi.com www.derneklerdergisi.com ingiltere’de sivil toplum konusu son derece büyük ve karmaşık bir tarihi arkaplana dayanmaktadır . dolayısı ile ingiltere’de sivil toplum örgütlerinin güçlü olmasının temel nedenlerinden birisi de bu zengin tarihsel arka plandır . sivil toplum ve gerek yerel gerek merkezi olsun kamu birimleri arasında son derece işlevsel ve güçlü bir ilişki vardır . hükümet başta olmak üzere kamu birimleri sivil toplum örgütleri ile güvene dayalı bir ilişki içindedirler . 21</Page><Page Number="23">2 www.derneklerdergisi.com eski ve esnek bir mevzuat yapısı ingiltere’de sivil toplum kuruluş-ları, 1601 yılından beri yürürlükte bulunan ve güncellenmesi daha yeni gündeme gelmeye başlayan charity law ile işleyişlerini sürdür-mektedir . bu kanun zamanın şart-larına uyacak şekilde esnek bir mantık üzerine yapıldığından uzun yıllar yürürlükte kalabilmiştir . an-cak, sürekli değişen yaşam koşul-ları ve toplumsal ilişkilerin zorunlu bir sonucu olan değişim ve yeni-lenmenin önemi düşünülürse, bu kadar uzun bir süre yürürlükte ka-lan kanunun, şimdiye kadar neden değiştirilmediğini anlamak güçtür . örneğin yasada yardım derneğinin net bir tanımı yapılmamıştır . bunun olumsuz etkisi, sosyal yaşamda der-neklerin işleyişlerinin karışıklığa yol açabilme ihtimalidir . olumlu etkisi ise, sivil toplum alanı katı kurallarla şekillendirilmediği için, sivil toplum alanında çalışanlara geniş bir ser-bestlik alanı sağlayabilmesidir . ingiltere örneğinde, çoğunun kökleri oldukça eskiye dayanan sivil toplum kuruluşları, bu köklü ingiltere, toplumsal refaha ulaşmak ve bu refa-hın sürdürülebilirliğini sağlamak için gerek kendi sınırları içinde gerekse dünya çapında sivil toplum kuruluşlarına büyük bir yatırım yapmaktadır. dünyada sivil toplum</Page><Page Number="24">ww.derneklerdergisi.com geçmişlerinin getirdiği deneyimler sonucu her biri alanında uzman-laşmıştır ve çalışmalarında sadece küçük bir kitlenin değil olabildiğin-ce yaygın bir tabanın sesi olmaya çalışmaktadır . sadece kendi nitelik-lerini arttırma çalışmaları yapmak-tan ziyade, müreffeh bir topluma ve dünyaya ulaşmak için diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket etme yolunu tercih etmektedirler . birbirlerine danışmanlık yapmakta-lar , toplumsal bilinci arttırma faali-yetlerinde bulunmaktadırlar . özellikle işçi partisinin iktidara gelmesinden sonra devlet-sivil top-lum ilişkilerinde önemli mesafeler kaydedilmiştir . hükümet, 1998 yı-lında sivil toplum kuruluşları ile bir anlaşma niteliğinde olan com-pact adlı bir belge imzalamış-tır . compact’in yapım sürecine, ingiltere’deki şemsiye kuruşlar da (bir çok sivil toplum örgütünün bir-likte oluşturdukları üst kuruluşlar) katılarak bünyelerinde barındırdık-ları sivil toplum kuruluşlarının hükü-mete karşı temsilcisi olmuşlardır . bu durum, devletin sivil toplumun sesi-ni bastırmaktan ziyade onu duyma ve ne istediğini anlamak politikası-nın bir sonucudur . devletin sivil top-lumun gelişimine, etkinliğine maddi ve manevi destek vermesi sonucu, sivil toplum kuruluşlarının kayıt dışı-lığı ve radikal yapıda olanlarının sa-yısı azalmakta, böylece devletin sivil toplum üzerinde oluşturduğu gö-rünmez kontrol mekanizması ayak-ta tutulmaktadır . kayıt dışılığın azal-tılmasındaki en önemli etkenlerden biri de, yardım derneklerinin kayıt-larını tutan, charity commission’un toplum üzerinde bıraktığı güven ve prestijdir . demokratik ve katılımcı bir siyaset izleyen hükümetin sivil toplum kuruluşlarına maddi ve ma-nevi destek vermesine rağmen bu kuruluşlara verilen hükümeti eleştiri hakkı ile bağımsızlıkları sağlanma-ya çalışılmaktadır . bu olguyu tersten okursak, hükümeti ve politikalarını eleştirebilen sivil toplum kuruluşla-rının muhalefetlerine rağmen dev-letten maddi destek alması, hükü-metin “beni eleştirenle de işbirliği yapabilirim” diyebilmesi gibi kamu-oyunun gözünde pozitif bir özelliğe sahip olmasını sağlamaktadır . dünyada artan toplumsal sorun-lar göz önüne alınırsa ingiltere’de hükümet, 21. yüzyılın sivil toplum kuruluşlarının yıldızının parlayacağı bir sürecin başlangıcı olduğunun kaçınılmazlığını fark etmiştir . ayrı-ca devletin topluma hizmet verme modellerinden olan geleneksel ba-kış açısına göre her hizmeti devletin vermesi anlayışı yerini modern bir anlayış olan gönüllü kuruluşların da hizmet verebilmesine bırakmıştır . böylece hem topluma verilen hiz-metin niteliği ve niceliği artmakta hem de devlete düşen sorumluluk-lar azalmaktadır . tüm bu etkenler göz önüne alınırsa şu sonuca ula-şılmaktadır: ingiltere, toplumsal re-faha ulaşmak ve bu refahın sürdü-rülebilirliğini sağlamak için gerek kendi sınırları içinde gerekse dünya çapında sivil toplum kuruluşlarına büyük bir yatırım yapmaktadır . daha somut olarak olaya bak-maya devam edersek, ingiltere’de hükümetler çeşitli yollarla stk’lara kaynak aktarmaktadır: a.	 her bakanlık kendisini ilgi-lendiren konularda proje bazında, b.	 içişleri bakanlığı bünyesin-de aktif toplumlar birimi eliyle, c.	 dış ilişkiler bakanlığı (difit) yoluyla, d.	 yerel birimler kendi sorum-luluk alanlarında faaliyet gösteren yardım kuruluşlarına kaynak akta-rılmaktadır . www.derneklerdergisi.com ingiltere örneğinde, çoğunun kökleri oldukça eskiye dayanan sivil toplum kuruluşları, bu köklü geçmişlerinin getirdiği deneyimler sonucu her biri alanında uzmanlaşmıştır ve çalışmalarında sadece küçük bir kitlenin değil olabildiğince yaygın bir tabanın sesi olmaya çalışmaktadır. 23</Page><Page Number="25">4 www.derneklerdergisi.com ingiltere’de herhangi bir sivil top-lum örgütü kurabilmek için hiç bir prosedür öngörülmemiştir . yani her kim bir araya gelip bir sivil toplum örgütü kuramak isterse kurabilmek-tedir ve bunların sayısının 500.000 adet civarında olduğu tahmin edil-mektedir . ancak bir sivil toplum örgütü yardım kuruluşu olmak için tescil işlemleri yaptırmak zorunda-dır ve bunların sayısı 190.000 ci-varındadır . isim ve amaçlarından dolayı bazı kurumlar yardım kurumu olarak tescil edilmemektedir . toplumca kabul edilemeyecek isimler kabul edilmemektedir . örneğin insan hakları konusunda faaliyet göste-ren amnesty ıntenational adlı sivil toplum kuruluşunun amaçlarını belirleyen çerçevede “insan hakla-rı konusunda hükümetle mücadele etmek” ibaresi bulundugu için tescil edilmemiştir . yardım kurumları komisyonu (charity commission) yardım ku-rumlarını tescil eden, idare eden ve denetleyen bir devlet organıdır ve özerkliğe sahiptir . 1993 tarihli yar-dım kurumları kanunu ile belirlenen görevi; yardım amaçlı kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını teşvik etmektir . yardım kurumları komisyonu’nun amacı; ingiltere ve galler’deki yar-dım kurumlarının verimliliğini ve ka-munun bu kurumlara duyduğu gü-veni arttırmak amacıyla bu yardım kurumlarını mümkün olan en iyi şekilde denetlemektir . komisyon’un başlıca üç işlevi vardır: danışma: komisyon, yardım ku-rumlarına yasal gereklilikler ve en iyi uygulamalar konusunda genel ve özel tavsiyelerde bulunur . denetim: komisyon, yardım ku-rumlarının kaydını tutar , bu kurum-ları denetler ve yasal gerekliliklere uyumlu olmalarını sağlar . yasal işlev: komisyon, yardım kurumlarıyla ilgili olarak mahkeme-lerinkine eşdeğer bir güce sahiptir . komisyon, 1853 yılında parla-mento kararı ile kurulmuştur . ba-kanlıkla doğrudan bağı olmayan bir devlet kurumudur . içişleri baka-nı tarafından atanan ve sayıları üç ile beş arasında değişen komisyon üyelerinin oluşturduğu bağımsız bir kurul tarafından yönetilir . komis-yon üyelerinin görevi komisyonun kanunla belirlenen amaçlarına ulaşmasını sağlamaktır . dolayısıyla komisyon, hem siyasi süreçten hem de yardım kurumları sektöründen bağımsızdır . yardım kurumları komisyonu, yardım kurumlarıyla, şemsiye or-ganizasyonlarla, yerel ve merkezi devlet organlarıyla ve paydaşlarıyla ortaklaşa çalışır . yardım kurumları komisyonu’nun 550 adet personeli vardır . komisyona kayıtlı yardım ku-rumlarının 32 milyar sterline yakla-şan ortak geliri vardır . charity commision’un lond-ra, liverpool, tounton ve wales olmak üzere dört bölgede temsil-ciliği bulunmaktadır . ancak bizim sistemimizden farklı olarak bu tem-silciliklerin alanları coğrafi esasa dayanmamaktadır . her temsilcilik, bir konuda uzmanlasmıştır ve tüm ingiltere’ye yönelik olarak hizmet vermektedirler . örneğin tounton ofisi, yalnızca yardım kurumlarının tescil edilmesi, kayda geçirilmesi işlemleri ile ilgilenmektedir . liver-pool ofisi, yardım kurumlarının yıllık beyannamelerinin alınması, ince-lenmesi ve gerektiğinde soruşturul-ması ile ilgilenmektedir . yani tüm ülkeledeki beyannameler liverpool da toplanmaktadır . gelen beyan-nameler taranarak dijital ortama alınmakta ve imha edilmektedir . yine liverpool da tüm ülkeye hiz-met veren telefonla yardım sistemi vardır . bu birimde yaklaşık 15 per-sonel gün boyu hukuki görüş içer-meyen konulardaki 700-800 tele-fona cevap vermektedir . ayrıca bu birim charity commision’un genel web sitesinden gelen soruları da (aylık 1100 civarında) cevaplamak-tadır . öte yandan yardım kurumları her ne amaçla olursa olsun sahip oldukları taşınmaz mal varlıklarını satarken charity commision’un iz-nini alması gerekmektedir . henüz online olarak başvuru ve tescil işle-mi yapılmamaktadır . national council for volun-tary organizations (ncvo) ncvo, ingiltere’deki yardım amaçlı stk’lardan bir kısmını bün-yesinde barındıran bir tür şemsiye kurumdur . aynı zamanda kendi-si de bir sivil toplum örgütüdür . ingiltere’de ncvo benzeri baş-ka şemsiye kuruluşlar da vardır . londra’daki merkezinde 100 kişi çalışmaktadır . yıllık geliri 5 milyon sterlindir . bünyesindeki stk’lar bü-yüklüklerine göre 300 ile 10.000 sterlin arasında aidat ödemektedir . gelirlerinin %20’si de hükümet ta-rafından karşılanmaktadır . yönetim kurulu, bünyesindeki çeşitli stk’ların temsilcilerinden oluşmaktadır . demokratik ve katılımcı bir siyaset izleyen hükümetin sivil toplum kuruluşlarına maddi ve manevi destek vermesine rağmen bu kuruluşlara verilen hükümeti eleştiri hakkı ile bağımsızlıkları sağlanmaya çalışılmaktadır. bu olguyu tersten okursak, hükümeti ve politikalarını eleştirebilen sivil toplum kuruluşlarının muhalefetlerine rağmen devletten maddi destek alması, hükümetin “beni eleştirenle de işbirliği yapabilirim” diyebilmesi gibi kamuoyunun gözünde pozitif bir özelliğe sahip olmasını sağlamaktadır. dünyada sivil toplum</Page><Page Number="26">ww.derneklerdergisi.com 25 ncvo’nun amacı: bünyesindeki stk’ların hem hü-kümetlere karşı ve hem de ab’ye karşı sesi olmak ve stk’ların sürekli gelişimi için katkı sağlamaktır . ncvo’nun bünyesindeki kuru-luşlar sağlık, sosyal hizmet, dini vb. olmak üzere amaçları bakımından çeşitli kategorilere ayrılmıştır . aynı amacı paylaşan kuruluşlar bir ara-ya gelip çeşitli faaliyetler düzenle-mekte ve çeşitli ağlar oluşturmak-tadırlar . ncvo, grupların ihtiyaçla-rına göre; mesela bilgi teknolojileri grubu, medya grubu gibi gruplara yönelik seminerler düzenlemekte ve çeşitli yayınlar hazırlamaktadır . sözgelimi, bilgisayar kullanımı ile ilgili sıkıntısı olan stk’ları bir araya getirip sıkıntılarını gidermeye yöne-lik projeler geliştirmektedirler . üye stk’ların % 90’ının düzenli bir gelir kaynağı vardır . ncvo bu kaynak-ların arttırılması için çeşitli çalışma-lar yürütmektedir . bu çalışmaların odağında toplumdaki gönüllüğü arttırmaya yönelik çalışmalar yer almaktadır . charities aid foundation (caf) bir yardım kuruluşları vakfı olan caf , kanun ile 1924 yılında kurul-muştur . şirketlere ve vakıflara hizmet sunan bir kuruluştur . bünyesinde 60 bin stk barındırmaktadır . bütçesi 2.2 milyar sterlindir . amacı stk‘lara en iyi bir biçimde amaçlarına uygun ve bir takım avantajlardan da fay-dalanarak nasıl yardımda buluna-bilecekleri hususunda yardımcı ol-mak ve herkesin bağışta bulunduğu bir ortam oluşturmak ve insanlara yardım duygusunu aşılamaktır . caf bünyesindeki bir banka vası-tasıyla üyesi olan yardım kuruluşları-nın paralarını muhafaza etmektedir . bu banka hesabı bulunan yardım kuruluşları tarafından işletilmekte ve ingiltere genelinde faaliyet gös-termektedir . yardım kuruluşları az masraf ödeyip yüksek faiz aldıkları için paralarını bu bankada değer-lendirmektedirler . caf bu bankada 75 bin donörün parasını değerlen-dirmektedir . caf , aynı zamanda bir yardım kuruluşudur . big lottery fund büyük piyango fonu, kültür , spor ve medyadan sorumlu bakanlı-ğa bağlı bir kurum olarak faaliyet göstermektedir . gönüllü kuruluş-ların eğitim, sağlık ve spor ile ilgili projelerine daha önceden belirlen-miş olan kriterlere göre destek ver-mektedir . 800 çalışanı vardır , dört bölgede büyük ofis, dokuz bölgede küçük ofis şeklinde örgütlenmiştir . yıllık geliri 600 milyon sterlindir . piyango biletlerinin satılması, pa-raların toplanması işleriyle farklı ve özel kuruluşlar ilgilenmektedir . fon elde edilen gelirin çeşitli kuruluşla-ra bölüştürülmesi işiyle ilgilenmek-tedir . piyango biletleri için verilen 1 sterlinin 28 penny’si çeşitli yardım kuruluşlarına aktarılmak için ayrıl-maktadır . bu miktar yıllık olarak 1.4 milyar sterlindir . piyangodan ayrı-lan % 28’lik payın % 50’si büyük piyango fonuna aktarılmaktadır . kurumun kurucular kurulu hükümet tarafından atanmaktadır . gelirleri-nin üçte ikisi gönüllülük sektörüne gitmektedir . bu miktar yıllık 400 milyon sterlini bulmaktadır ve gönül-lülük sektörünün yıllık gelirinin % 2’sini teşkil etmektedir . vatandaş danışma merkezleri vatandaş danışma merkezle-ri, özellikle fakir ve yardıma muh-taç insanların yaşadığı bölgeler-de kurulmuştur . bu merkezlerden sadece glasgow (easterhouse) şubesi incelenebilmiştir . sekiz adedi glasgow’da olmak üzere iskoçya’da 56 adet tavsiye bürosu bulunmaktadır . bunların hepsi ayrı bir sivil toplum örgütü olarak çalış-sa da birbirleriyle bağlantılı ve bir merkeze sorumlu olarak çalış-maktadır . büroların ku-ruluş amacı, özellikle bilgi-ye ve kamu hizmetlerine ulaşmakta zorlanan özürlü, yaşlı, fakir , göçmen ve dil bilmeyen insanlara yardım et-mektir . bürolar , belediyeler tarafın-dan maddi olarak desteklenmekte, ayrıca proje karşılığı merkezi hükü-metten ve uluslararası kuruluşlardan da maddi kaynak sağlamaktadırlar . özellikle belediyeler bu hizmetlere önem vermektedir . böylelikle bura-da yaşayan insanlara daha yakın-dan hizmet ulaşmakta ayrıca be-lediyelere yoğunlaşacak vatandaş taleplerini burada karşılayarak iş yükünü hafifletmektedir . ziyaret etti-ğimiz bu büroda devamlı ve maaşlı olarak altı kişi calışmaktadır . bu-nun yanında 25 gönüllü partti-me olarak hizmet vermektedir . belediyeler , böylelikle sunu-lan hizmetlere gönüllü katı-lımını da sağlamış olmak-tadır .</Page><Page Number="27">6 www.derneklerdergisi.com yine easterhouse’da sivil top-lum örgütlerinin katılımını sağla-yacak bir yapılanma görmekteyiz. bu büronun başkanlığını glasgow belediyesi’nin yaptığı vatandaş ve sivil toplum örgütlerinin temsilcile-rinin oluşturdugu bir ortaklık yürüt-mektedir . yaklaşık 32.000 insana hitap eden bu yapı eğitim, sağlık, kültür , gençlik, ekonomi, çevre ve evsizlik konularında uzun vadeli çalışmalar yapmaktadır . bütçesinin büyük bir kısmı belediye tarafından karşılanmaktadır . yıllık bütçesi yak-laşık 4.000.000 sterlindir . bu yapı da kamu sivil toplum ilişkisine güzel bir örnek teşkil etmektedir . merkezi edinburgh’da bulunan sivil toplum örgütlerinin bir şemsiye kuruluşu olan iskoçya sivil toplum kuruluşları konseyi bir sivil toplum örgütüdür ve 1300 üyesi (sivil top-lum örgütü) bulunmaktadır . mer-kez, ancak sadece üyelerine yönelik olarak değil tüm sektöre hitap et-mektedir . iskoçya’da 50.000 sivil toplum örgütü faaliyette bulunmak-tadır . bunlardan 25.000 tanesi kayıt olmuştur . burada da ingiltere’deki gibi sivil toplum örgütlerinin kayıt olma zorunluluğu yoktur . yaklaşık olarak yıllık 2.5 milyar sterlinlik bir bütçeleri vardır . 120.000 kişi bu sektörde çalışmakta ve 1.2 milyon civarında gönüllü bu kuruluşlara üyelik veya faaliyette bulunma şek-linde katılmaktadır . eşit fırsatlar komisyonu, kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktadır ve 1975 yılında kurulmuştur . non depart-mental public body olarak adlan-dırılan bu ve bunun gibi kuruluşlar herhangi bir bakanlığa bağımlı ol-madan bağımsız olarak çalışmakta-dırlar . ancak ödeneklerini devletten aldıkları gibi çalışanları da kamu görevlileridir . bunun gibi ırk ayrım-cılığı komisyonu, engelliler komis-yonu gibi komisyonlar bulunmak-tadır . tüm bu komisyonlar , ingiltere merkezli olarak kurulmuştur ancak bazı açılardan iskoçya hükümetine de sorumlulukları vardır . bu üç ko-misyonun birleşerek eşitlik ve insan hakları komisyonu adı altında yeni bir komisyon oluşturulması planlan-maktadır . eşit fırsatlar komisyonu, dünyada artan toplumsal sorunlar göz önüne alınırsa ingiltere’de hükümet, 21. yüzyılın sivil toplum kuruluşlarının yıldızının parlayacağı bir sürecin başlangıcı olduğunun kaçınılmazlığını fark etmiştir. ayrıca devletin topluma hizmet verme modellerinden olan geleneksel bakış açısına göre her hizmeti devletin vermesi anlayışı yerini modern bir anlayış olan gönüllü kuruluşların da hizmet verebilmesine bırakmıştır. dünyada sivil toplum</Page><Page Number="28">ww.derneklerdergisi.com 27 kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik eğitim, hukuki yardım, araş-tırma, finansal destek ve yayın gibi geniş bir alanda çalışmaktadır . yerel yönetim-sivil toplum glasgow belediyesi, iskoçyanın en büyük belediyesidir . belediye yaklaşık 585.000 kadar büyük bir nüfusa hizmet vermektedir . yak-laşık 38.000 çalışanı vardır . yıllık bütçesi yaklaşık 2 milyar sterlindir . ülkemizden farklı olarak ilk ve orta öğrenim ve sağlık hizmetleri bele-diyenin kontrolu altındadır . glas-gow, oldukça çesitli bir nufus yapı-sına sahiptir . böylesine çeşitli etnik unsurları barındıran nüfusa hizmet verebilmek için bir eşitlik politikası geliştirmişler ve uygulamaktadırlar . bu politikalarını gerçekleştirebil-mek için eşitlik network forumu, vatandaş paneli gibi belli konular-da uzmanlaşan ve çalışan personel grupları oluşturmuşlardır . yine aynı bağlamda ırk ayrımcılığı, engelliler , çocuk, din ayrımcılığı, kadına yö-nelik şiddet konularında belediye meclis üyelerinin katılımıyla grup-lar oluşturmuşlardır ve düzenli ola-rak toplantılar yapmaktadırlar . bu gruplara o alanda çalısan sivil top-lum örgütleri de yoğun şekilde ka-tılmaktadırlar . belediye sivil toplum örgütleri ile yakın çalışmakta, yıllık 240.000.000 sterlin karşılığı sivil toplum örgütlerinden hizmet satın almaktadır . sonuç buraya kadar altı çizilen noktalar üzerinden bir özet yapmak gerekir-se ingiltere örneği bazı somut nok-taları işaret etmektedir: (i) ilk olarak ingiltere’de sivil toplum konusu son derece büyük ve karmaşık bir tarihi arka plana dayanmaktadır . dolayısı ile ingiltere’de sivil toplum örgütlerinin güçlü olmasının temel nedenlerinden birisi de bu zengin tarihsel arkaplandır . (ii) sivil toplum ve gerek yerel gerek merkezi olsun kamu birimleri arasında son dere-ce işlevsel ve güçlü bir ilişki vardır . hükümet başta olmak üzere kamu birimleri sivil toplum örgütleri ile güvene dayalı bir ilişki içindedirler . hükümet, yukarıda belirtildiği gibi kendisini siyasal olarak eleştiren sivil toplum örgütleri ile yakın ilişki kurmaktadır . (iii) özerklik ve yasa ile verilmiş özgürlük alanı sivil top-lum örgütlerinin hareket alanını son derece güçlendirmektedir . summary this article analyzes the general structure of civil society organizati-ons in england, reflecting the rele-vant legal regulations and procedu-res. after summarizing the historical background of different civil society organizations, the paper analyzes several relevant issues, such as the state-civil society relations, econo-mic issues, etc.</Page><Page Number="29">8 www.derneklerdergisi.com stk’lar ve kalkınma</Page><Page Number="30">ww.derneklerdergisi.com 29 yoksullukla mücadele ve stk’lar dr. ilhan karakoyun kastamonu/inebolu kaymakamı y oksulluğun en önde gelen sebeplerinden biri işsizliktir. işsizliğin meydana getirdiği sosyo-ekonomik sorunlar so-nucu 19. yüzyıl sonlarında, gelişmiş ülkelerde kamu istihdam kurumları ortaya çıkmaya başlamıştır.</Page><Page Number="31">0 www.derneklerdergisi.com 		doğu asya ülkeleri ile çin ve hin-distan gibi bazı ülkelerde ekonomik gelişme ve büyüme, beraberinde yoksulluğu da azaltmıştır . fakat, elde edilen bu kısmi başarıya rağ-men, dünya nüfusunun önemli bir bölümü halen yoksulluk içinde ya-şamaya devam etmektedir (bkz. world bank, 2004: 3, table 1d; stiglitz, 2006). 		çok boyutlu bir sorun olan yok-sulluğun “gelir” boyutu dışındaki diğer boyutları (eğitim, sağlık… gibi) daha vahim bir görüntü arz etmek-tedir (bkz. sherburne-benz, 1997; castells, 2003). 		bu nedenle, günümüz dünyasın-da yoksulluk küresel bir ilgi alanı olmuştur . birleşmiş milletler (bm), dünya bankası (db) ve diğer ulus-lararası finans kuruluşları, yoksullu-ğun azaltılması konusuna daha fazla odaklanmaya ve dünya yoksulluğu-na karşı küresel bir koalisyon oluş-turmaya başlamışlardır .  		eylül 2000 tarihinde, bmmilenyum zirvesi’nde milenyum kalkınma he-defleri (the millennium develop-ment goals - mdgs) imzalanmış ve 2015 yılına kadar dünyadaki aşırı yoksul insan sayısını % 50 azaltmak önemli bir hedef olarak belirlenmiştir . aynı zamanda, bu hedef konusunda sağlanan kon-sensus, db ve diğer uluslararası finans kuruluşlarının da bu amaç doğrultusunda çalışma yapmasını kapsayacak şekilde genişletilmiştir . yoksullukla etkili mücadele için et-kili bir kurumsal yapı ve iyi işleyen kurumların oluşturulması büyük önem taşımaktadır . dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, türkiye’de de yoksullukla mücadele, yoksullu-ğu azaltma ve yoksulluğun olum-suz etkilerini hafifleterek toplumsal bütünlüğü koruma amacını taşıyan bazı kurum ve kuruluşlar (shçek, sydtf… gibi) oluşturulmuştur . 		yoksullukla mücadelede önemli başarılar elde eden ülkelere bak-tığımızda, devlet kuruluşlarının ya-nında, sivil toplum kuruluşlarının da (stk) bu başarıya önemli katkı ve destek sağladığını görüyoruz. bu çalışmada, “türkiye’de stk’ların yoksullukla mücadele alanındaki rolü nedir?” sorusunun cevabı ara-nacaktır . bu kapsamda, öncelikle ülkemizde yoksullukla mücadele-deki resmi kurumsal yapı kısaca gözden geçirilecek; daha sonra, doğrudan veya dolaylı olarak yok-sulluğu azaltmaya katkıda bu-lunmak amacıyla kurulan stk’lar (vakıf, dernek gibi) incelenerek bu kuruluşların yoksulluğun olmadığı veya yoksulluğun etkilerinin çok az hissedildiği bir toplum oluşturma-da önemli bir rolleri olup olmadığı tartışılacaktır . 		türkiye’de yoksullukla mücadelede kurumsal yapı 		bu bölümde, ülkemizdeki yoksul-lukla mücadele çalışmalarını orga-nize eden en önemli resmi örgüt-lenmelerin başında gelen sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kuru-mu (shçek), sosyal yardımlaşma ve dayanışma genel müdürlüğü (sydgm), sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları (sydv) ve tür-kiye iş kurumu (işkur) kısaca göz-den geçirilecektir . 		shçek 		kimsesiz çocuklara yardım etmek amacıyla 1928 yılında kurulan yardım sevenler derneği, 1935 yı-lında çocuk esirgeme kurumu’na günümüz küresel dünyasının en önemli özelliklerinden biri, yoksulluğun küresel boyut kazanması ve gerek ülkeler arasında ve gerekse ülkelerin içerisindeki gelir dağılımında artan eşitsizlik ve dengesizliktir. geleneksel olarak yoksul insanların büyük bir kısmı azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yaşamalarına rağmen, 20. yüzyılın son çeyreğinde, yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı sadece azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde değil, aynı zamanda, çoğu gelişmiş ülkede de artmıştır (triest, 1998; thomas, 2000; castells, 2003). stk’lar ve kalkınma</Page><Page Number="32">ww.derneklerdergisi.com 31 (çek) dönüştürülmüş ve 1937 yı-lında bakanlar kurulu kararı ile kamu yararına çalışan dernek statüsüne ka-vuşturulmuştur (gündüz, 2006). 		1981 yılında, milli güvenlik ku-rulu kararıyla, çek, feshedilmiş; 24 mayıs 1983 tarih ve 2828 sa-yılı kanunla, korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat, yaşlı ve diğer kişilere götü-rülen sosyal hizmetleri yürütmek üzere başbakanlığa bağlı kamu tüzelkişiliğine sahip katma bütçeli shçek kurulmuştur . 		shçek’nun başlıca görevleri, sosyal yardım ve hizmetlerle ilgili esasları, sosyal hizmetler politikası ve hedeflerine uygun olarak tespit etmek, çalışma plan ve program-larını hazırlamak, uygulamak ve bu konuda ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar arasında koordinas-yon ve işbirliği sağlamak… olarak özetlenebilir . 		verilen bu görevleri yürütmek amacıyla, shçek’e bağlı il sosyal hizmetler müdürlükleri (81), ilçe sosyal hizmetler müdürlükleri (34), çocuk yuvaları (96), yetiştirme yurt-ları (110), huzurevleri (72), kreş ve gündüz bakımevleri (6), bakım ve rehabilitasyon merkezleri (73), toplum merkezleri (66), çocuk ve gençlik merkezleri (49), yaşlı dayanış-ma merkezleri (5), aile danışma mer-kezleri (35)… gibi kurum ve kuruluş-lar bulunmaktadır (shçek, 2006). 		sydgm 		sosyal yardımlaşma ve dayanış-mayı teşvik fonu (sydtf), yoksul ve muhtaç durumda bulunan va-tandaşlar ile gerektiğinde sebebi ne olursa olsun türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pe-kiştirici önlemler alarak gelir da-ğılımının iyileştirilmesine katkı sağ-lamak ve sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek amacıyla 1986 yılında kurulmuştur . 		3294 sayılı kanunu uygulamak amacıyla 1986 yılından beri baş-bakanlığa bağlı sosyal yardımlaş-ma ve dayanışma genel sekreter-liği olarak faaliyetlerini sürdürmüş olan kurum, 2004 yılında sydgm’ne dönüştürülmüştür . 		sydgm, bu kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda ülkemizde herhangi bir sosyal güvenlik kurumu-na tabi olmayan ve sosyo-ekonomik yoksunluk içinde bulunan vatandaş-ların temel ihtiyaçlarını karşılamakta, özürlü vatandaşların eğitim ve reha-bilitasyon giderlerine katkı sağla-makta, kırsal ve kentsel alanlarda yaşayan yoksul vatandaşların gelir-lerini arttırma ve sürekli bir işe sahip olmalarına yönelik projelere destek vermektedir (sydgm, 2005). 		sydv 		3294 sayılı kanun uyarınca, sydtf’nda toplanan kaynağı ülke çapında yoksul vatandaşlara ayni ve nakdi olarak dağıtmak ve bu kanunun amacına uygun çalışma-larda bulunmak üzere, her il ve il-çede, sydv kurulmuştur . sydgm, sosyal yardımları sydv vasıtasıyla yapmaktadır . vakıfların karar organları olan vakıf mütevelli heyetleri’ne sivil toplum kuruluşlarının da katılımını sağlamak amacıyla, 2004 yılında heyetlerin yapısında değişikliğe gidilmiş; iller ve ilçelerde sosyal yardım amacına yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin mütevelli heyetinde görev yapmalarına olanak tanın-mıştır . 		sydv’larının gelirlerinin tamamına yakını sydtf tarafından karşılan-makta olup sydv , bu kaynakları yok-sul kişilere aktarmaktadırlar . osmanlı devleti’ndeki vakıf geleneği dikkate alınarak sydv’na halkın desteğinin olacağı öngörülmüşse de (buğra ve keyder , 2006b), uygulamada vatan-daşların sosyal yardımlaşma ve daya-nışma vakıflarına yaptıkları katkıların çok az olduğu görülmektedir . bu ne-denle, sydv’larının, “vakıf” tanımına uymadıkları ileri sürülerek eleştiril-miştir (abay, 2004). 		işkur 		yoksulluğun en önde gelen se-beplerinden biri işsizliktir . işsizliğin meydana getirdiği sosyo-ekonomik sorunlar sonucu 19. yüzyıl sonla-rında, gelişmiş ülkelerde kamu is-tihdam kurumları ortaya çıkmaya başlamıştır . 		türkiye’de kamu istihdam hizmet-lerine ilişkin ilk yasal düzenleme, 1936 tarih ve 3008 sayılı iş ka-nunu ile gerçekleştirilmiştir . bu ka-nun, iş ve işçi bulma aracılığı ya-pan özel büroların yasaklanmasını ve bu istihdam hizmetlerinin kamu tekelinde yapılmasını öngörmüştür . 1946 yılında çıkarılan 4837 sayılı kanun ile iş ve işçi bulma kurumu (iibk) kurulmuş ve kurumun göre-vi, “işçilere vasıflarına uygun işler bulmak ve işverenlere de işlerine uygun vasıfta işçi bulmak” olarak belirlenmiştir (işkur, 2006). 		işgücü piyasasında yaşanan ge-lişmelerin izlenebilmesi, istihdam politikalarının oluşturulması ve uy-gulanması, işsizlik sigortasının et-kin bir şekilde yürütülebilmesi için yoksulluk başta olmak üzere toplumlarda yaşanan bir takım ekonomik ve sosyal sorunların çözümü devlet ve hükümetlerin görevi olmakla birlikte, gerçek hayatta bu görevlerin tamamının istenen düzeyde yerine getirilmesinde devlet kurumları yetersiz kalabilmektedir. bu noktada, devlet kurumları dışındaki sivil insiyatiflerin örgütlenerek devreye girmesi ve bu sorunların çözümüne katkıda bulunması son derece önemlidir.</Page><Page Number="33">ww.derneklerdergisi.com 2003 yılında iibk’nun yerine işkur kurulmuştur . 		işkur’un örgütlenme modelinde katılımcılık esası benimsenerek, sosyal tarafların da yer alması sağ-lanmıştır . yapılan yeni düzenleme ile işkur’dan izin alınmak ve kurumca denetlenmek kaydıyla özel istihdam bürolarının faaliyet göstermesine izin verilmiştir (işkur, 2006). 		sivil toplum örgütleri ve yoksullukla mücadele 		yoksulluk başta olmak üzere top-lumlarda yaşanan bir takım eko-nomik ve sosyal sorunların çözü-mü devlet ve hükümetlerin görevi olmakla birlikte, gerçek hayatta bu görevlerin tamamının istenen dü-zeyde yerine getirilmesinde devlet kurumları yetersiz kalabilmektedir . bu noktada, devlet kurumları dışın-daki sivil insiyatiflerin örgütlenerek devreye girmesi ve bu sorunların çözümüne katkıda bulunması son derece önemlidir . nitekim, bir çok ülkede yoksullukla mücadele ama-cıyla çok sayıda hükümet dışı kuru-luşların (ngos) ve stk’ların oluştu-rulduğu ve bu kuruluşların başarılı yoksulluğu azaltma programları yürüttüğünü görüyoruz (bkz. hol-combe, 1995; khandker , 1998; remenyi ve quinones 2000). ör-neğin, bangladeş’te mikro kredi uygulamasının öncü kuruluşu olan grameen bank dışında, yoksul-luğu azaltma amacıyla grameen bank gibi grup-temelli borçlanma (group-based lending) yaklaşımını benimseyerek küçük ölçekli mik-rokredi programı yürüten 750’den fazla hükümet dışı kuruluş (ngos) mevcuttur (khandker , 1998). 		avrupa’da yoksulluk ve sosyal dış-lanma alanında faaliyet gösteren çok sayıda stk vardır . bu kuruluş-lar da kendi aralarında bilgi pay-laşımını, işbirliği ve koordinasyonu sağlamak amacıyla bir araya gele-rek daha üst kuruluşlar oluşturmuş-tur . bunların en önemlilerden birisi avrupa yoksullukla mücadele ağı (european anti-poverty network - eapn) ve diğeri de evsizlerle çalışan ulusal dernekler avru-pa federasyonu (fédération eu-ropéenne d’associations nationa-les travaillant avec les sans-abri - feastsa)’dur .  		bunlardan eanp , amaçlarını, yoksulluk ve sosyal dışlanma so-rununu sürekli avrupa birliği (ab) gündeminde tutmak, bu sorunla mücadele kapsamında alınan ön-lemlerin etkili olmasını sağlama-ya çalışmak, yoksulluk ve sosyal dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya olan gruplar için ve onlarla birlikte lobi faaliyetlerinde bulunmak ola-rak tanımlamaktadır . bu amaç çer-çevesinde, eapn, yoksulluk ve sos-yal dışlanma sorunlarının boyutları ve etkileri hakkında ab düzeyinde bilgi toplamakta ve paylaşmakta, yoksulluk ve sosyal dışlanma sorun-ları ile ilgili politik karar alma sü-reçlerini ve mevzuat değişikliklerini yakından izlemekte, bu süreçleri ve değişiklikleri değerlendirerek etkile-meye çalışmaktadır (buğra, 2005). 		feantsa ise, yoksulluğun daha özel bir alanıyla ilgilenmekte ve ab ülkelerinde özellikle evsizlik soru-nuyla ilgili çok sayıda ulusal stk’yı bir araya getirerek bir “şemsiye ku-ruluş” olarak görev yapmaktadır . türkiye’de yoksullukla mücadele konusunda yaşanan sorunların sebeplerinden biri, merkezî ve yerel yönetimler arasında gerekli işbölümü ve eşgüdümün sağlanamamasıdır. görev tanımlarındaki belirsizlik, işbölümü ve eşgüdüm eksikliği, kaynak israfına sebep olmaktadır. çok boyutlu bir sorun olması nedeniyle, yoksullukla mücadelede, yerel yönetimler ve merkezi yönetimlerin yapacağı farklı görevler olduğu için yoksullukla mücadele stratejisinde merkezi ve yerel yönetimlerin işbölümü ve işbirliğine özen gösterilmelidir. 32 stk’lar ve kalkınma</Page><Page Number="34">ww.derneklerdergisi.com çalışmalarını, ilgili ab kurumları ve hükümet yetkilileriyle yakın işbir-liği içinde gerçekleştiren feantsa, aynı zamanda, avrupa konseyi ve bm nezdinde danışman statüsüne sahiptir (buğra, 2005). 		türkiye’de yoksulluk, özellikle son 10-15 yılda yaşanan ekonomik krizlerle birlikte daha belirgin bir şekilde kendisini göstermeye baş-lamıştır . aile, akrabalık ve hem-şehrilik çerçevesinde geleneksel olarak varolan sosyal yardımlaşma ve dayanışma çabaları yoksullu-ğun olumsuz etkilerinin azaltılma-sında katkıda bulunmasına rağ-men, yoksulluğun artarak devam etmesi, gittikçe derinlik kazanarak yaygınlaşması ve kentleşme… gibi sebeplerle, geleneksel yardımlaş-ma ve dayanışma çabaları giderek zayıflamaya başlamıştır . 		türkiye’de yaşanan ekonomik sorunlar ve izlenen “ekonomik kal-kınma” öncelikli politikalar nede-niyle, etkili ve yeterli bir yoksullukla mücadele sistemi ve bu sistemi yü-rütecek kurumlar oluşturulamamış; oluşturulan kurumlar arasında da tam bir işbölümü, işbirliği ve koor-dinasyon sağlanamamıştır . 		bu durumun yarattığı boşluğun doldurulması için hükümet dışı insiyatiflere ve stk’larına ihtiyaç vardır . esnek ve katılımcı örgüt-lenme ve çalışma biçimleri nede-niyle, stk’lar , kamu kuruluşlarının yoksulluğun azaltılması konusunda eksik bıraktığı ya da ulaşamadık-ları noktalarda tamamlayıcı bir görev yapabilir; toplumdaki sosyal dayanışma duygusunu arttırma ve sürekli kılma açısından önemli rol oynayabilirler (seyyar , 2004). 		stk’lar , yoksulluğun giderilme-sinde yaptıkları/yapacakları maddi katkı dışında, yoksulluk konusunu sürekli gündemde tutarak hem top-lumsal, hem de kamusal duyarlılı-ğın artmasına yardımcı olabilirler . bu bilinçlenmenin sonucu oluşan siyasal baskı, hükümetleri yoksul-lukla mücadelede yeni sosyal po-litikalar geliştirmeye veya mevcut sosyal politikalarını yeniden göz-den geçirmeye zorlar . 		ülkemizde sivil toplumun gide-rek güçlenmesiyle birlikte doğru-dan veya dolaylı olarak yoksulluğu azaltma amacı taşıyan stk’ların sayısının arttığını görüyoruz. yapı-lan araştırmalara göre, ülkemizde-ki yoksulluğu azaltma amaçlı sivil örgütlenme, daha çok dernek ve vakıflar gibi hayır kurumları şek-linde gelişmiştir . ancak, türkiye’de mevcut 78.574 dernekten (der-nekler dairesi başkanlığı, 2008), deniz feneri derneği gibi birkaç örnek dışında, gerçek anlamda yoksulluğu azaltmayı amaç edi-nerek faaliyette bulunan dernek-lerin sayısı az olup bu derneklere üye olma oranı da çok düşüktür . bu durumun temel sebeplerinden birinin, demokratik kültür ve sos-yal dayanışma bilincindeki eksiklik olduğu ileri sürülmektedir (seyyar , 2004). 		sonuç 		günümüz dünyasında küresel ilgi ve gündemin yoksulluk sorunu-na yönlendirilmesi sürecinde bazı ulusal ve uluslararası örgütler ile www.derneklerdergisi.com 33</Page><Page Number="35">4 www.derneklerdergisi.com alternatif kalkınma savunucuları önemli rol oynamış ve yoksulluk olgusunun ciddiyeti konusundaki algımızı kesinleşmiştir (holcombe, 1995). 		alınabilecek diğer ekonomik ve sosyal tedbirlerin yanında, etkili yoksullukla müca-dele için hem kamu hem de sivil örgütlen-me ve kurumsallaşma son derece önemlidir . kamusal örgütlenme açısından bakıldığında, türkiye’de, uzun süre ekonomik kalkınma ve büyümenin birincil hedef olarak seçildiğini; benimsenen ekonomik kalkınma modelinin yoksulluk ya-ratıcı etkilerinin sorgulanmadığını; gerek hükümet programlarına, ge-rekse kalkınma planlarına “yok-sullukla mücadelede dolaylı yaklaşım”ın egemen ol-duğunu; önceliğin ekonomik kalkın-ma ve büyü-meye ve-r i ldiğini ; ekono-m i k kal -kınma ve büyümenin olumlu etki-lerinin zaman içerisinde toplumun bütün kesimlerine yayılacağının öngörüldüğünü (trickle down ef-fect); bölüşüm sorunlarının göz ardı edildiğini (önder ve şenses, 2006); yoksullukla mücadelenin günümüz dünyasında algılandı-ğı şekliyle gündeme alınmadığını; yoksullukla mücadelenin, daha çok toplumdaki geleneksel sosyal yardımlaşma ve dayanışma dina-miklerine bırakıldığını söylemek yanlış olmayacaktır . 		her ne kadar sosyal devlet anlayı-şı ile bakıma muhtaçlar ve güçsüz-lerle ilgili bazı yasal düzenlemeler yapılmış olsa da, yoksulluk kavra-mını odak alan ve yoksullukla mü-cadele amacına yönelik ilk yasal düzenleme için 1980’lerin ikinci yarısını beklemek gerekecektir . 		sydtf ve sydv dışında, çeşitli resmi kurum ve kuruluşlara yoksul-luğu azaltma ile ilgili bir takım gö-revler verilmişse de, bu kurum ve kuruluşların hiç birisinin çok boyut-lu bir sorun olan yoksulluğun bütün boyutlarını kapsayan bir mücadele amacını gerçekleştirmek için oluş-turulduğunu söylemek olanaklı değildir . aksine, bu kurumlar , yok-sulluğu azaltma ile ilgili bir takım sınırlı amaçlar için oluşturulmuştur . farklı zamanlarda ve farklı ekono-mik, sosyal ve siyasal koşulların etkisiyle oluşturulan bu kurumların amaç ve görev alanları kesin çizgi-lerle belirlenmediği için uygulama-da görev çakışmaları ve yetki kar-maşası yaşanmaktadır . dolayısıyla, yoksullukla mücadele çalışmalarını merkezi düzeyde koordine edecek bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır . yerel topluma yakınlığı ve ilişkisi nedeniyle, yerel yönetimler yok-sullukla mücadele politikalarında önemli bir rol sahibi olabilirler . ancak, türkiye’de yerel yönetim-lerin, özellikle belediyelerin, yok-sullukla mücadelede kendilerinden beklenen performansı gösterdikle-ri söylenemez. bu durumun temel sebeplerinden bazıları şunlardır: stk ’lar, yoksulluğun giderilmesinde yaptıkları/yapacakları maddi katkı dışında, yoksulluk konusunu sürekli gündemde tutarak hem toplumsal, hem de kamusal duyarlılığın artmasına yardımcı olabilirler. stk’lar ve kalkınma</Page><Page Number="36">ww.derneklerdergisi.com belediyelerin sosyal yardım ile il-gili görevlerinin kesin çizgilerle be-lirlenmemiş olması, belediyelerin yoksullukla mücadelenin önemini tam olarak kavrayamamış olma-ları ve bunu ana gündem maddesi olarak belirlememiş olmaları, be-lediyelerin yoksullukla mücadele amacıyla bütçelerinde yeterli kay-nak ayırmamaları veya bu amaçla kullanabilecekleri kaynaklarının sı-nırlı olması... 		türkiye’de yoksullukla mücadele konusunda yaşanan sorunların se-beplerinden biri, merkezî ve yerel yönetimler arasında gerekli işbölü-mü ve eşgüdümün sağlanamama-sıdır . görev tanımlarındaki belirsiz-lik, işbölümü ve eşgüdüm eksikliği, kaynak israfına sebep olmaktadır . çok boyutlu bir sorun olması ne-deniyle, yoksullukla mücadelede, yerel yönetimler ve merkezi yöne-timlerin yapacağı farklı görevler olduğu için yoksullukla mücadele stratejisinde merkezi ve yerel yöne-timlerin işbölümü ve işbirliğine özen gösterilmelidir (merklen, 2001). yerel yönetimlerde yozlaşma ve popülist uygulamaların önlenmesi amacıyla, merkezî yönetim stan-dartları koymalı ve bu standartlar çerçevesinde, yerel yönetimler uy-gulama aşamasında güçlendiril-melidir (tesev , 2005). 		merkezi ve yerel yönetim yanında, stk’ların da yoksullukla mücadele alanına dahil edilmesi ve mevcut stk’ların da güçlendirilmesi son derece yararlı olacaktır . stk’lar , yoksulların ihtiyaç ve çıkarları ile kamu kuruluşları arasındaki ileti-şimin sağlanmasında anahtar rol oynayabilirler (merklen, 2001). 		türkiye’de yoksullukla mücade-lede, sivil toplum kuruluşlarının da durumu devletten farklı değildir . stk’lar , yoksullukla mücadelede dağınık bir görüntü sergilemekte; çoğu zaman etkinlik alanları bir-birleriyle çakışmakta; bazıları da çok sınırlı bir amaç doğrultusunda dar kapsamlı bir örgütlenme yapı-sı içinde faaliyette bulunmaktadır (önder ve şenses, 2006). 		bu nedenle, kapsamlı ve etkili bir yoksullukla mücadele günde-mi oluşturmak için uluslararası ve ulusal düzeyde yürütülen çabalar artırılarak sürdürülmeli; kamu ku-rum ve kuruluşları, yerel yönetimler ile stk’da görülen dağınık görün-tü ortadan kaldırılmalı; dokuzun-cu beş yıllık kalkınma planı’nda öngörüldüğü gibi, “yoksulluk ve sosyal dışlanmanın önlenmesine yönelik politikaların uygulanma-sında … merkezi idare ve mahalli idareler ile sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere tüm kesimlerin koordineli bir şekilde çalışması…” (2006: 89) sağlanmalı; uluslarara-sı ve ulusal düzeylerde stk’ın ör-gütlenmeleri ve işbirliği yapmaları teşvik edilmelidir . 		summary 		the main objective of the study is to search for the question that “what is the role of the ngos in fighting poverty in turkey?”. ın this study, the governmental and non-govermental organizations estab-lished for reducing poverty in tur-key were shortly examined, and it is www.derneklerdergisi.com türkiye’de yaşanan ekonomik sorunlar ve izlenen “ekonomik kalkınma” öncelikli politikalar nedeniyle, etkili ve yeterli bir yoksullukla mücadele sistemi ve bu sistemi yürütecek kurumlar oluşturulamamış; oluşturulan kurumlar arasında da tam bir işbölümü, işbirliği ve koordinasyon sağlanamamıştır. 35</Page><Page Number="37">6 www.derneklerdergisi.com found that economic development and growth has always been the primary goal for a long time in tur-key. the poverty creator effects of the economic development model adopted have not been discussed. ıt has been believed that the posi-tive effects of the economic deve-lopment and growth would trickle down to the all society (trickle down effect). fighting poverty has been left to the traditional social aid and solidarity dynamics of the society. the governmental and semi-go-vermental organizations establis-hed for reducing poverty are not enough. ngos are not different from the government in this area. they are not cooperated in figh-ting poverty, and the cooperation and coordination between the go-vernmental and non-govermental organizations built for mitigating poverty are not at the desired le-vel. 		kaynakça 		abay, a. r. (2004) “bir sosyal politika olarak yoksullukla mü-cadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının yeri”, sivil toplum dergisi, c. 2 s. 6-7/nisan - eylül 2004. 		buğra, a. (2005) yoksulluk ve sosyal haklar , sivil toplum geliş-tirme merkezi derneği için hazırla-nan danışman raporu: istanbul. 		buğra, a. ve ç. keyder (2006a). framework paper: poverty and so-cial policy in contemporary turkey, tesev yayını: istanbul. 		buğra, a. ve ç. keyder (2006b) “the turkish welfare regime in transformation”, journal of euro-pean social policy, c. 16, ss. 211-228. 		castells, m. (2003) “the rise of the fourth world”, the global transformations reader , derl.: d. held ve a. mcgrew (cambridge: polity press), ss. 430-439. 		dernekler dairesi başkanlı-ğı (2008) “türkiye genelindeki dernek istatistiği”, http://www. dernekler .gov.tr/_dernekler/web/ goz l em2. aspx?say f ano74, 12.04.2008. 		dpt (2006) dokuzuncu kalkınma planı (2007-2013), devlet planla-ma teşkilatı: ankara. 		gündüz, a. y . (2006) “türkiye’de yoksullukla mücadele üzerine bir inceleme”, elektronik sosyal bilim-ler dergisi, c.5, s.16, ss. 34-55. 		herdt, t . d. ve j. bastiaensen (2004) “aid as an encounter at the ınterface: the complexity of stk’lar ve kalkınma</Page><Page Number="38">ww.derneklerdergisi.com 37 the global fight against poverty”, third world quarterly, c. 25, s. 5, ss. 871-885. 		holcombe, s. h. (1995) mana-ging to empower: the grameen bank’s experience of poverty alle-viation, zed books: london &amp; new jersey. 		işkur (2006) genel kurul raporu, türkiye iş kurumu yayını: ankara. 		khandker , s. r. (1998) fighting poverty with microcredit: experien-ce in bangladesh, oxford univer-sity press: new york. 		merklen, d. (2001) policies to fight urban poverty, a general framework for action, unesco management of social transfor-mations (most) programme, po-licy papers 8.http://unesdoc.unes-co.org/images/0012/001235/ 123507eo.pdf, 25.03.2006. 		önder , h. ve f . şenses (2006) türkiye’de yoksulluk ve yoksulluk düşüncesi, http://dusuncekahvesi. googlepages.com/tr .de.yoksulluk. onder-senses.pdf, 24.07.2006. 		remenyi, j. ve b. quinones (derl.) (2000) microfinance and poverty alleviation: case studies from asia and the pacific, pinter: london ve new york. 		seyyar , a. (2004) “türkiye’de yoksullukla mücadelede stk’lerin rolleri ve önemleri: deniz fene-ri derneği örneği”, ı. ulusal sivil toplum kuruluşları kongresi, 4-6 haziran 2004, çanakkale, bildiri-ler kitabı, ss. 187-195. 		shçek (2006) çocuk esirge-me kurumunda tarihsel gelişim, http://www.shcek.gov.tr/portal/ dosyalar/shcek/tarihce/t26.asp, 20.07.2006. 		sherburne-benz, l. (1997) po-verty reduction and the world bank: progress and challenges in the 1990s, the world bank: was-hington d. c. 		stiglitz, j. e. (2006) making globa-lization work, allen lane: london. 		sydgm (2005) sosyal yardım programları ve proje destekleri sosyal riski azaltma projesi, sy-dgm yayını: ankara. 		tesev (2005) yerel yönetişim yoluyla yoksulluğun giderilmesi bölgesel konferansı toplantı ra-poru, 15-16 nisan 2005, tesev yayınları: istanbul, http://www. tesev.org.tr/etkinlik/dem_yon_yok-suluk_uluslararasiopl_15-16nisan 2005 rapor .doc, 24.03.2006. 		thomas, c. (2000) global go-vernance, development and 		 		human security: the challenge of poverty and ınequality, pluto: london. 		triest, r. k. (1998) “has poverty gotten worse?”, the journal of economic perspectives, c. 12, s. 1, ss. 97-114. 		uzun, a. m. (2003) “yoksulluk ol-gusu ve dünya bankası”, c. ü. ikti-sadi ve idari bilimler dergisi, c. 4, s. 2, ss. 155-173. 		world bank (1990) world deve-lopment report 1990: poverty, ox-ford university press: washington d. c. 		world bank (2001) world deve-lopment report 2000/2001: at-tacking poverty, oxford university press: new york. 		world bank (2002) globalizati-on, growth, and poverty: building an ınclusive world economy, the world bank and oxford university press: washington d.c. 		world bank (2003) turkey: po-verty and coping after crises, report no: 24185- tr, world bank: washin-gton d. c. 		world bank (2004) world develop-ment ındicators 2004, world bank publications: washington d. c.</Page><Page Number="39">vrupa ve stk’lar 38 makale www.derneklerdergisi.com</Page><Page Number="40">9 www.derneklerdergisi.com şubat 2008, istanbul – ekim 2004’de avrupa birliği komisyonu, türkiye’nin katı-lım sürecinde kaydettiği ilerlemelere yönelik bir tavsiye belgesi yayınladı. bu belge-de komisyon “kaygıların ve algılamaların dürüst bir şekilde ve açıkça tartışılabilece-ği, üye ülkelerden gelen insanlarla türkiye’den gelenleri bir araya getiren ortamlar tesis edilmelidir… bu diyalogda en önemli rol, sivil topluma düşmektedir…” dedi.  eu fatih öncü ortağınızı bulun...</Page><Page Number="41">0 www.derneklerdergisi.com a vrupa komisyonu türki-ye delegasyonu eski baş-kanı büyükelçi hansjörg kretschmer’in belirttiği gibi “ avrupa komisyonu tarafından teklif edilen si-vil t oplum diyalogu, üye devletlerde-ki sivil toplumla, aday ülkelerdeki sivil toplum arasında bağ oluşturmak, var olan bağları kuvvetlendirmek, bunun yanında ab ve türk kamuoyunu geniş-leme sürecine hazırlayan bir platform oluşturmak üzere tasarlanmıştır .”  avrupa birliği tanımına göre stklar , bireylerden, ortak bir ilgi alanı olan gruplardan oluşan üyelerini, kendi te-kil üyelerini veya ulusal platformları temsil ederler . bölgelerinin ve/veya ül-kelerinin kalkınma ve refahı için tem-sil ettikleri alanları için faaliyetlerde bu-lunurlar . bu faaliyetler ab için haya-ti önem taşır ve komisyon tarafından hibe, diğer adıyla fon programları ile desteklenir .  sivil toplum kuruluşları olarak ta-nımlanan derneklerin ab beklentile-rini yerine getirmesi için güçlü olma-sı gerekiyor . bu güçle yerelden ulus-lar arası ve birliğin tamamına uza-nan düzeyde bütün stk’ların sorun-lara profesyonel bir anlayış ve coşkuy-la yaklaşmaları bekleniyor . bu anla-yış ve coşkunun “iş birliği ve diyalog” unsurları çerçevesinde üye ülkelerdeki stk’larla yapılması teşvik ediliyor .  bu bağlamda ab ve aday ülkeler ara-sında, avrupa komisyonu tarafından haziran 2005’te başlatılmış olan sivil toplum diyalogu’dur . bunun amacı, “birlik üyesi ülkelerdeki sivil toplum ile aday ülkelerdeki sivil toplum arasında bağ oluşturmak, bu bağları kuvvet-lendirmek, var olan endişelere cevap vermek, karşılıklı anlayışı geliştirmek ve toplum genelinde genişlemeye iliş-makale</Page><Page Number="42">ww.derneklerdergisi.com 41 kin tartışmaları teşvik etmektir . diyalo-gun uzun vadeli amacı ise, tüm ab va-tandaşları ile aday ülke vatandaşlarını katılım sürecine hazırlamaktır .” avrupa birliğinin 2007-2013 yılları için ayırdığı fon diğer bir adıyla hibe miktarı toplam 973 milyar euro’nun üzerinde. bu kaynak sektörel bazda dağıtıldığı gibi stk’lar bu kaynaktan en fazla yararlanan kurumlar arasın-da yer alıyor . stk’ların kendi içlerin-de “ ab ofisi, ab departmanı ve/veya proje ofisi” gibi isimlerle oluşturacak-ları çalışma birimi yanında, bölge-lerindeki yerel yönetimlerle, odalar-la ve/veya diğer stk’larla ortakla-şa oluşturacakları “kalkınma ajansı, bölge ofisi” gibi oluşumlar sadece fonlardan aktif şekilde faydalanmanın yanında ileriki dönemlerde brüksel’de açılması zorunlu hale gelecek “bölge ajansının” da temelini oluşturacak. avrupa komisyonunun destekledi-ği anlamda çalışmalar yapacak olan stk’lar kurumsal yapıda kendileri, bölgeleri ve ulusu için ne gibi kaza-nımlar sağlar kısaca gözden geçire-lim. stklar ne kazanıyor? hizmetlerde kalitenin artırılması almanya, fransa, ingiltere ve italya avrupa ülkelerin de stk’lar çok sa-yıda sorunun üstesinden gelmiş du-rumda.  yapılan hizmetlerdeki trans-fer kurumuzun gelişmesine katkı sağ-layacaktır . ab fonlarından faydalanma ab her yıl birbirinden bağımsız 500’e yakın fon programı sağlamakta. bu fonlardan 300 kadarından türkiye aktif olarak faydalanabiliyor . stk’lar ab’de bulacakları veya ortak hareket edecekleri stk’larla ortak projeler ge-liştirebilir , veya ab’de bulunan stk-ların önceki yıllarda sundukları ve uy-guladıkları projeleri kendi kurumları için uygulayabilirler . bununda ötesinde ab fonlarında ortaklık olmazsa olmaz şart. sunacağınız her projede kendi-nize ortak bulmak zorundasınız. fon-lar sadece stk için değil şehir sınırla-rı içinde hizmet veren okullar , odalar ve borsalar gibi kurum ve kuruluşlar içinde geçerli. ülkemizde çok sayıda kurum projelerine doğru ortağı bula-mamaktan yakınıyor . ortak hareket etmek veya bir ab’li stk ile çalışmak çok sayıda fon programından fayda-lanma imkanı sağlıyor .  eleman eğitimi ve tecrübelerin transferi “hayat boyu eğitim” ab’nin vaz ge-çilmez politikalarından biri ve bu ko-nuda ciddi mali destekler sağlıyor . mesela 2007-2013 yıllarını kapsayan life long learning (hayat boyu öğren-me) fonunun toplam bütçesi 8.5 milyar avro. eşleşmelerde çalışanlarınızın eği-timi önemli bir yer alıyor . çalışanları-nızın ab şehirlerinde staj ve kısa vadeli eğitimler almalarını sağlıyor .  türkiye’nin tanıtımı avrupa birliği stkları ile diya-log oluşturarak avrupa birliği içinde türkiye’nin daha iyi anlaşılmasını ve hakkında türk tarihi ve kültürünü de içerecek şekilde, daha iyi bilgi edinil-mesi sağlanabilir . böylece gelecekteki genişlemenin getireceği zorluk ve fır-satlar hakkında bilinçlenmenin arttırıl-masına imkan tanırız. avrupa’da son 20 yılda gelişen ve son yıllarda artan kardeş şehircilik, kardeş dernekçilik ve ortaklık hızını bugün türkiye yakalarsa, türkiye’nin avrupa birliğine girmesine engel olan bir çok sorunu çözmüş oluruz.  temasların güçlendirilmesi avrupa birliği üye ülkeleri ile türkiye’deki sivil toplumlar ve yerel yönetimler arasında iki taraflı deneyim paylaşımı ve temasların güçlendirilmesi ab fonları ile teşvik ediliyor .  türkiye’nin ab üyeliğine girişi için belirlenen temel öncelikler , türkiye’nin 1993 kopenhag avrupa konseyi tara-fından tanımlanan kriterleri ve konsey ab her yıl birbirinden bağımsız 500’e yakın fon programı sağlamakta.  bu fonlardan 300 kadarından türkiye aktif olarak faydalanabiliyor.</Page><Page Number="43">2 www.derneklerdergisi.com tarafından 3 ekim 2005 tarihinde ka-bul edilen müzakere çerçevesinin ge-reklilikleri yerine getirme kapasitesi ile ilgili. bu kriterlerin yerine getirilmesi için be-lirlenen önceliklerden bazıları şunlar; demokrasi ve hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıkların korunma-sı, ekonomik ve sosyal haklar , kıbrıs, sınır ilişkileri gibi bölgesel konular ve uluslararası yükümlülükler , malların serbest dolaşımı, sermayenin serbest dolaşımı, kamu ihaleleri, fikri mülki-yet hukuku, rekabet, mali hizmetler , bilgi toplumu ve medya, tarım ve kır-sal kalkınma, istihdam, işletme ve sa-nayi politikası, adalet, özgürlük ve gü-venlik…. bu önceliklerin yerine getirilmesi için avrupa birliği her yıl belediye, vali-lik, sivil toplum kuruluşları, eğitim ku-rumları gibi tüm tüzel kişiliklere mali destek sağlamakta. stk’lar iş birliğine giderek bu kriterlerin yerine getirilmesi için tecrübe ve bilgi transferi yapabilir ve ortak projeler geliştirebilir .  dialog, tolerans ve birbirimizi anlama stk ortaklıkları değişik ülkelerden ve şehirlerden çok sayıda insanın tanışma ve birbirini dinlemeleri fırsatlarını sağ-lıyor . 2005 yılında eskişehir’de döne-min milli eğitim müdürü ekrem tok-lucu beni eskişehir otogarına götür-dü. 15 gün eskişehir’de ailelerde ka-lan 30 kadar avrupalı genci ülkelerine geri göndermek için onları uğurlama-ya gittik. avrupa’nın 7 ülkesinden ge-len 45 kadar ortaokul öğrencisi genç ayrılmanın verdiği üzüntüyle ağlıyordu. türkiye’ye gelmeden önce çok farklı bildiklerini, geldikten sonra türkiye’yi tanıdıklarını ve türk halkının çok misa-fir perver olduğundan söz ediyorlardı. düşünün 20 sene sonra bu gençler-den biri yada bir kaçı ab parlamento-suna girecek (neden olmasın?). ina-nıyor musunuz, orada türkiye aleyhi-ne verilecek bir kararda evet diye eli-ni kaldırsın. stk’lar eşleşmelerle farklı kültürlerden farklı insanların tanışması ve karşılıklı diyalog kurması ve yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan sorun-ların giderilmesine katkı sağlıyor .  gençlik aktiviteleri stkların eşleşme faaliyetlerinin önemli parçalarından biride gençlik aktiviteleri. eğitim, kamp, proje gru-bu oluşturma, müzik ve sanat çalışma-larından oluşan gençlik aktiviteleri, di-makale</Page><Page Number="44">ww.derneklerdergisi.com 43 yalog, karşılıklı anlama, bilgi transfe-ri gibi değerlerin oturmasına da kat-kı sağlıyor . iş toplantıları eşleşme aktiviteleri ile karşılıklı yapı-lan ziyaretlerde üyelerinizin, temsilcile-rinizin şehre gelen çok sayıda misafir ile iş bağlantıları yaparak ekonomik gelişmenin kalkınmasına katkı sağlı-yor .  eğitim eşleşmeler ve/vaya ortak hareket etmeler çerçevesinde, şehirde bulu-nan okullarla işbirliği yaparak eğiti-min daha ileri gitmesine katkı sağlı-yor . oluşturulan proje ekipleri ile öğ-retmenler ve öğrenciler ortak işbirli-ği yaptığınız şehirdeki okulları ziya-ret ediyor , yenikleri görme ve transfer etme fırsatı yakalıyor .  global farklılık ab stk’ları ile iş birliği yapmak ku-ruluşunuzun sınırlar dışına çıkarak ilini, ilçesini veya beldesini uluslar arası are-naya taşıyarak bir farklılık meydana ge-tiriyor . global köy haline dönüşen dün-yamızda şehirler ve ülkeler her zaman-kinden daha da yakın hale geldi. çağın bize sunduğu teknolojik imkanlar sınır-larımızı genişletmeyi ve daha farklı nok-talara giderek paylaşımcılığı ve işbirli-ğini ve bilgi transferini gerçekleştirerek hizmet kalitesinin artmasını zorluyor .  bu hedef ve amaçları ulaşmak için kü-çük çaplıda olsa ab ofislerini kurmak, çalışmaları projelendirmek, projeler ha-zırlayarak ve yerel ortaklıklar kurarak di-ğer stkları bu maceraya sürüklemek , ortağı zaman geçmeden aramak ya-pılması gereken çalışmaların başında geliyor . böyle bir çalışma süreci sade-ce kurumunuzun fon almasını sağla-mayacak yanlış anlaşılmalardan kay-naklanan çok sayıda sorunun çözül-mesi yanında türkiye’nin ab’ye katılı-mını (üyeliğini) hızlandıracaktır .  kaynaklar: 	bu makalenin yazılmasında faydalandığım kaynaklar: 	take your partners, 	stk’lar için pratik rehber , türkiye’de avrupa komisyonu hibeleri 	town twinning user’s guide 2006 	cities for mobility aktiviteleri.  	promotion of the civil society dialogue between eu and turkey 	european commission’s new funds better rules,http://ec.europa.eu/budget/library/ publications/financial_pub/pack_rules_funds_en_pdf cities for mobility/türkiye koordinatörü, öncü danışmanlık ve agenar danışmanlık işletmeleri kurucu ortağı. fatih@oncu.uk/ www.foncu.com kaynak: ec çizim: f .oncu şekil 3: 2007-2013 ab toplam yardım miktarı 973 milyar euro. bakınız: new funds better rules,http://ec.europa.eu/budget/library/publications/financial_pub/pack_ rules_funds_en.pdf</Page><Page Number="45">4 www.derneklerdergisi.com dosya</Page><Page Number="46">ww.derneklerdergisi.com 45 kalkınma ve stklar: güneydoğu anadolu bölgesi k alkıma sadece günümüzün değil yüzyılın sihirli kelimesi. kal-kınma pek çok diğer konunun da çözülmesinen en kestirme yolu olarak kabul ediliyor . peki kalkınmayı gerçekleştirmek kimin görevi? pazar ekonomilerinin dünyada bir ilke haline gelmesi kalkınmayı devlet ve sivil toplum aktörleri arasında bir işbölü-müyle başarılabilecek süreç haline getirmiştir . devlet kendine ait rol-lerine devam edebilir . ancak sivil toplum hayatın her alanında somut olarak karşımıza çıkan sorunlar , olgular üzerine örgütlenmelidir . devlet ve vatandaş arasında bir tür sorun çözücü aracılar var etmek sorunların çözümüne en büyük katkılardandır . bu dosyada yukarıdaki çerçeveden güneydoğu anadolu bölgesi’nde kalkınma ve sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkiyi ele aldık. aktörle-rin düşünceleri nelerdir? dosyaya temel yaklaşım yöntemimiz bu oldu. bölge bağlamında en doğru kesiti tespit edebilmek için konu hakkında en net resmi bizlere sunabilecek kişilerle görüştük. kalkınmaya verilebi-licek sivil toplum katkısına örnekler sunmak için diyarbakır ve siirt gibi yörelerden örnek projeleri inceledik. dosyanın iki temel olgunun altını çizdiğini sizlerde bizim gibi göre-ceksiniz: ilk olarak, başarılı bir kalkınma programı için devletin ve sivil toplum kuruluşlarının uyum içinde çalışması olmazsa olmaz bir gerek-lilik. ikincisi, devlet yatırımlar gibi maddi konularla ilgili karar verirken mutlaka sivil toplum aktörlerinin görüşünü almalı. yazılar bölgesel kalkınmanın yeni aktörleri ergüder can-sedef özer “sivil toplum sadece kültürel, sportif alanda rol almak demek değildir” hüseyin avni mutlu “bu moral varken, devlet yöreye yatırım yapmalı” cahit erbalcı “bölgesel kalkınma ve kadın” diyarbakır çiftçi okulu siirt elektrikçiler okulu	 	 	 	 dosya</Page><Page Number="47">6 www.derneklerdergisi.com bölgesel kalkınmanın yeni aktörleri dr . ergüder can izmir kalkınma ajansı genel sekreteri sedef özer izmir kalkınma ajansı uzmanı kalkınma ajansları ve sivil toplum kuruluşları - türkiye örneği k üreselleşme süreci, yerel ve bölge-sel dinamikleri etkilemiş ve bölge kavramında değişimleri beraberin-de getirmiştir . günümüzde bölgenin de-ğişen anlamı ve artan önemi tartışılmaya başlanmıştır . bölgelerarası gelişmişlik fark-lılıklarının giderilmesi, metropolitan alan-ların gelişmelerinin kontrol altına alınması, kentsel ve kırsal etkileşimin güçlendirilerek az gelişmiş bölgelerin gelişmelerine ivme kazandırılması amaçlarına yönelik olarak politikalar oluşturulması önemini koru-muştur . türkiye’nin önünde duran sorunlar da dikkate alındığında, bölgesel politikaların oluşturulması, ulusal kalkınma planı ve bölgesel programların hazırlanması ülke-miz gündeminde de önemli bir yere sahip olmuştur . türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşım-la gerçekleştireceği dönüşümleri ortaya koyan temel politika dokümanı olan ve 2007-2013 dönemini kapsayan doku-zuncu kalkınma planı, “istikrar içinde bü-yüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi top-lumuna dönüşen, ab’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir türkiye” vizyonu ile hazırlanmıştır . plan kapsamında 5 te-mel gelişme ekseni belirlenmiştir: rekabet gücünün artırılması, istihdamın artırılması, beşeri gelişme ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi, bölgesel gelişmenin sağ-lanması ve kamu hizmetlerinde kalitenin ve etkinliğinin artırılması (devlet planlama teşkilatı (dpt), 2006, s.10-11). dosya</Page><Page Number="48">ww.derneklerdergisi.com 47 temel gelişme eksenlerinden biri olan bölgesel gelişmenin sağlanması ile böl-geler arası ekonomik ve sosyal gelişmişlik farklılıklarının azaltılması ve az gelişmiş bölgelerin gelişmelerine ivme kazandırıl-ması temel hedef olarak benimsenmiştir . dpt koordinasyonunda hazırlanan böl-gesel gelişme planlarında ana planın uy-gulanmasına yönelik araçlar değerlendiri-lerek planlara özgü kurumsal düzenleme önerileri geliştirilmiştir . bu amaçla, kurum-lararası koordinasyon ve işbirliğini sağla-yacak, plan uygulamalarını kolaylaştıran, bölgesel gelişmeyi teşvik edici yapıların oluşturulması öngörülmüştür (akkahve, s.21-22). bölgesel kalkınma ajansları bu yaklaşım-da kullanılan en önemli araçlardır . ajans-ların bölgesel kalkınma planında ortaya konulan stratejinin hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynayacağı yapıda, özellikle üzerinde durulan nokta ise amaçlara ulaş-mak için devlet (merkezi ve mahalli idare), özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının (stk) katılımlarının sağlanması ve yerel potansiyelin harekete geçirilmesi gerekli-liğidir . bölgesel kalkınma bölgeler arası kalkınmışlık farklılığı kavra-mı, az gelişmiş bölgelerin gelişmiş bölge-lere sosyal refah açısından yaklaştırılması, yani farklılıkların giderilmesi politikasını da doğal olarak beraberinde getirmiştir . bu gelişmeler “bölge” ve “kalkınma” kav-ramlarının bir bütün olarak ele alınmasına ç ağdaş bölgesel kalkınma kavramı yaklaşımında, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının en aza indirilmesi amacının yanı sıra, özellikle ab’ye üye ve aday ülkeleri arasındaki gelişmişlik düzeylerinin birbirlerine yaklaştırılması, bölgelerin kendi içindeki kırsal ve kentsel gelişmişlik düzeyleri farklılıklarının giderilmesi, bölgelerin global rekabet güçlerinin artırılması, yerel dinamiklerin harekete geçirilerek bölgesel potansiyelin değerlendirilmesi ve ülkelerin topyekun kalkındırılması amaçlanmaktadır.</Page><Page Number="49">8 www.derneklerdergisi.com yol açmış ve planlama ve bölgesel kalkınma çabalarında alternatif po-litika arayışlarını gündeme getirmiş-tir (arslan, 276). “çağdaş bölgesel kalkınma kavramı yaklaşımında, bölgeler arası gelişmişlik farklılık-larının en aza indirilmesi amacının yanı sıra, özellikle ab’ye üye ve aday ülkeleri arasındaki gelişmişlik düzeylerinin birbirlerine yaklaştırıl-ması, bölgelerin kendi içindeki kır-sal ve kentsel gelişmişlik düzeyleri farklılıklarının giderilmesi, bölgele-rin global rekabet güçlerinin artırıl-ması, yerel dinamiklerin harekete geçirilerek bölgesel potansiyelin değerlendirilmesi ve ülkelerin top-yekun kalkındırılması amaçlanmak-tadır” (akın, s.295). çağdaş bölgesel kalkınma anlayı-şının doğal sonucu olarak bölgesel kalkınma sadece geri kalmış yörele-rin kalkındırılmasına yönelik çabala-rı değil tüm bölgelerin sürdürülebilir ve global rekabete dayalı bir kalkın-ma çabasına girmesini ve özellikle özel sektör ve yerel yönetimler ile diğer bölgesel aktörlerin süreçte yer almasını sağlayacak yerelleşme ve bölgeselleşme politikalarının uygu-lanmasını zorunlu hale getirmiştir . bu değişim sürecinin sonucu olarak da bölgesel kalkınmayı destekleyici temel araçlar da önem kazanmıştır . değişik niteliklere sahip kurumsal nitelikli, ekonomik nitelikli, kültü-rel nitelikli, sosyal nitelikli bölgesel kalkınma araçları uygulanmaktadır . bölgesel kalkınma ajansları da ku-rumsal nitelikli kalkınma araçların-dan biri olarak karşımıza çıkmakta-dır . (dpt , öik, 2006) bölgesel kalkınma ajansları kalkınma ajansları, 9. kalkınma planı bölgesel gelişmede temel araçlar ve koordinasyon öik ra-porunda “bölgesel kalkınma uygu-lamalarına ilişkin kararların ve poli-tikaların katılımcı bir yapı içerisinde bölgede yaşayanlar (özellikle kilit aktör ve paydaşlar) tarafından alın-dığı ve uygulandığı yerinden yöneti-şim ve bölgesel strateji tasarım ku-rumları” olarak tanımlanmaktadır (dpt , öik, 2006, s.8). avrupa böl-gesel kalkınma ajansları birliği’nin (eurada) tanımına göre kalkınma ajansları “sektörel ve genel kalkın-ma problemlerini belirleyen, bunla-rın çözümüne yönelik olanakları ve çözümleri saptayan ve bu çözümleri geliştiren projeleri destekleyen” bi-rimlerdir (kayasu, yaşar , s.349). kalkınma ajanslarının dünya’da ilk örneği 1993 yılında abd’de ülkenin görece yoksul sekiz güney eyaletinin kalkındırılması ama-cıyla kurulmuş tenessee valley authority’dir (tva). ilk örneklerinin abd’de görülmesine karşın özellik-le ikinci dünya savaşı’nın ardından bölgesel kalkınmanın önem kazan-ması ile birlikte avrupa’da da böl-gesel kalkınma ajansları kurulmuş ve avrupa birliği tarafından benim-senen bölgesel kalkınma politikala-rının da etkisiyle sayıları giderek art-mıştır (dura, s.142). bölgesel kalkınma ajansları’nın avrupa’daki ilk örnekleri, 1940’lı ve 1950’li yıllarda batı avrupa’da, bölge içi ekonomiyi canlandırmak ve sürdürülebilir gelişmeyi sağ-lamak amacıyla kurulmuştur . bu ajansların en erken örnekleri avus-turya, belçika, fransa ve irlanda’da görülmüştür . bu ülkeleri, 1970’li yıllarda kurulan kalkınma ajansları ile almanya, ingiltere, italya ve hol-landa izlemiş; 1980’li yıllarda ise ispanya’da kalkınma ajansı uygu-lamalarına başlanmıştır . 1990’lı yıl-lardan itibaren kalkınma ajansları-nın avrupa birliği’nin bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmak için kullandığı araçlarından biri haline gelmesi ile orta avrupa’da da pek çok ajansın kurulduğu görülmekte-dir (yaşar , 2003). kalkınma ajansları örnekleri ince-lendiğinde ajansların tek bir model ile sınırlandırılamadığını söyleye-biliriz. genel faaliyet alanlarını 5 ana grupta toplayabilmekle birlikte her ajansın bölge özelliklerine göre amaç ve aktiviteleri farklılık göstere-bilmektedir . bu amaç ve aktiviteler; * finansal yardım veya destek sağ-lanması, * yeni yatırım alanlarının ortaya çıkarılması, * kobi’lere, bölgesel ve yerel yö-netimlere danışmanlık yapılması, bilgi sağlanması * bölgenin uzun vadeli kalkınma hedeflerinin belirlenmesi, * sosyal alandaki gelişmelere kat-kı sağlanmasıdır (arslan, s.287). türkiye’de kalkınma ajansları türkiye’de kalkınma ajanslarına (ka) ilişkin ilk çalışmalar 1990’lı yıl-larda başlamıştır . ka ’ların gündeme gelmesi, ulusal kalkınma planları-nın hedeflenen sonuçlara ulaşama-ması, bölgesel dengesizlikler gibi içsel nedenler , ab’ye uyum sürecin-deki hızlanma ve dünya genelinde bölgesel kalkınma politikalarının ve bölge anlayışının değişmesi gibi dışsal nedenler ile ilişkilendirilebilir . gap çerçevesinde kurulan giri-şimci destekleme ve yönlendirme merkezleri (gidem), ege ekonomiyi geliştirme vakfı (egev) tarafından yürütülen çalışmalar , mersin ticaret ve sanayi odası tarafından kurulan mersin kalkınma ve işbirliği konse-yi, samsun bölgesel ekonomik kal-kınma a.ş. ve batı akdeniz ekono-misini geliştirme vakfının bölgesel planlama çalışmaları, ülkemizdeki bölgesel paydaşların katılımıyla oluşturulan ve yürütülen ka girişim-lerine örnek olarak gösterilebilir . türkiye’deki bu deneyimlere pa-ralel olarak, bölgesel gelişme ça-lışmalarının bölgesel ölçekte daha kurumsal bir yapıya kavuşması-na imkân verecek olan ‘kalkınma ajanslarının kuruluşu, koordinasyo-nu ve görevleri hakkında kanun’, 25 ocak 2006 tarihinde kabul edi-lerek yürürlüğe girmiştir . bazı, düzey 2 bölgelerinde kalkın-ma ajansları kurulmasını öngören bakanlar kurulunun 2006/10550 sayılı kararnamesi 06.07.2006 tarih ve 26220 sayılı resmi gazete’de yayımlanmış ve adana ili merkez olmak üzere adana ve dosya</Page><Page Number="50">ww.derneklerdergisi.com www.derneklerdergisi.com bölgesel kalkınma ajansları’nın avrupa’daki ilk örnekleri, 1940’lı ve 1950’li yıllarda batı avrupa’da, bölge içi ekonomiyi canlandırmak ve sürdürülebilir gelişmeyi sağlamak amacıyla kurulmuştur. bu ajansların en erken örnekleri avusturya, belçika, fransa ve irlanda’da görülmüştür. bu ülkeleri, 1970’li yıllarda kurulan kalkınma ajansları ile almanya, ingiltere, italya ve hollanda izlemiş; 1980’li yıllarda ise ispanya’da kalkınma ajansı uygulamalarına başlanmıştır. 49</Page><Page Number="51">0 www.derneklerdergisi.com mersin illerini kapsayan tr62 ve izmir ilini kapsayan tr31 düzey 2 bölgelerinde kalkınma ajansları ku-rulmuştur . kalkınma ajanslarının kuruluş amaçları kanunda şu şekilde düzen-lenmektedir: “kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbir-liğini geliştirmek, kaynakların yerin-de ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, ulusal kalkınma plânı ve programlarda öngörülen ilke ve po-litikalarla uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebi-lirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azalt-mak” (5449 sayılı kanun, madde 1). ajansların kuruluş amaçlarına pa-ralel olarak kanunda belirtilen temel görev ve yetkileri ise şunlardır (mad-de 5): a) yerel yönetimlerin plânlama ça-lışmalarına teknik destek sağlamak. b) bölge plân ve programlarının uygulanmasını sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olmak; bu kap-samda desteklenen faaliyet ve pro-jelerin uygulama sürecini izlemek, değerlendirmek ve sonuçlarını dev-let planlama teşkilatı müsteşarlığına bildirmek. c) bölge plân ve programlarına uy-gun olarak bölgenin kırsal ve yerel kalkınma ile ilgili kapasitesinin geliş-tirilmesine katkıda bulunmak ve bu kapsamdaki projelere destek sağla-mak. d) bölgede kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen ve bölge plân ve program-ları açısından önemli görülen diğer projeleri izlemek. e) bölgesel gelişme hedeflerini ger-çekleştirmeye yönelik olarak; kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini ge-liştirmek. f) 4 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde ajansa tah-sis edilen kaynakları, bölge plân ve programlarına uygun olarak kullan-mak veya kullandırmak. g) bölgenin kaynak ve olanakları-nı tespit etmeye, ekonomik ve sosyal gelişmeyi hızlandırmaya ve rekabet gücünü artırmaya yönelik araştırma-lar yapmak, yaptırmak, başka kişi, kurum ve kuruluşların yaptığı araştır-maları desteklemek. h) bölgenin iş ve yatırım imkânları-nın, ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtı-mını yapmak veya yaptırmak. i) bölge illerinde yatırımcıların, kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yetki alanına giren izin ve ruhsat işlemleri ile diğer idarî iş ve işlemleri-ni, ilgili mevzuatta belirtilen süre için-de sonuçlandırmak üzere tek elden takip ve koordine etmek. j) yönetim, üretim, tanıtım, pazarla-ma, teknoloji, finansman, örgütlen-me ve işgücü eğitimi gibi konularda, ilgili kuruluşlarla işbirliği sağlayarak küçük ve orta ölçekli işletmelerle yeni girişimcileri desteklemek. k) türkiye’nin katıldığı ikili veya çok taraflı uluslararası programlara ilişkin faaliyetlerin bölgede tanıtımı-nı yapmak ve bu programlar kap-samında proje geliştirilmesine katkı sağlamak. l) ajansın faaliyetleri, malî yapısı ve ajansla ilgili diğer hususların güncel olarak yayınlanacağı bir internet site-si oluşturmak. ülkemizde kurulmaya başlanan kalkınma ajansları; kalkınma kuru-lu, yönetim kurulu, genel sekreterlik charles taylor sivil toplum ile ilgili olarak üç özelliği ön plana çıkarır. bunlar özgür ve örgütlü olabilme imkânı, devlet vesayetinden özgür olarak kendilerini yapılandırabilme imkânı ve de devlet politikasını etkileyebilme imkânıdır. dosya</Page><Page Number="52">ww.derneklerdergisi.com 51 ve yatırım destek ofisinden oluşan bir teşkilat yapısına sahiptir . kalkınma kurulu, ajansın danış-ma organıdır . bölgedeki aktörler arasında işbirliğini geliştirmek ve karar mekanizmaları işlerken ajan-sı yönlendirmek, bölgesel gelişme hedeflerinin ortak akıl yoluyla belir-lenmesini sağlamak amacıyla oluş-turulmuştur . kalkınma kurulu, illerin dengeli temsilini sağlayacak şekilde en fazla yüz üyeden oluşur . kalkın-ma kuruluna, kalkınma ajanslarının sivil toplum ve katılımcılıkla ilişkisi bölümünde de yer verilecektir . yönetim kurulu, ajansın karar or-ganıdır . tek ilden oluşan bölgelerde vali, büyükşehir belediye başkanı, il genel meclisi başkanı, sanayi oda-sı başkanı, ticaret odası başkanı ile kalkınma kurulu tarafından özel kesim ve / veya sivil toplum kuru-luşlarından seçilen üç temsilciden; birden fazla ilden oluşan bölgeler-de il valileri, büyükşehir belediye başkanları veya büyükşehir olma-yan illerde il merkez belediye baş-kanları il genel meclisi başkanları ve her ilden birer kişi olmak üzere sanayi ve ticaret odası başkanların-dan oluşur . genel sekreterlik ajansın icra or-ganıdır . genel sekreterliğin ve ya-tırım destek ofislerinin en üst amiri olan genel sekreter , yönetim kuru-luna karşı sorumludur . yatırım des-tek ofislerinin en temel görevi ise; bölgeye, stratejiler ve vizyon doğ-rultusunda yatırım çekmek olarak özetlenebilir . kalkınma ajansları gerek amaçla-rı gerekse de yapıları nedeniyle çok katılımlı bir yapıyı zorunlu kılmakta-dır . özellikle sivil insiyatifin katılımı hedeflere ulaşmada önemli bir et-ken olarak karşımıza çıkmaktadır . sivil toplum kuruluşları sivil toplum en genel düzeyde “devlet iktidarının baskısı ve dene-timi altında olmayan gönüllü örgüt-lerin yer aldığı alan” olarak tanım-lanmaktadır (tusev , 2006, s.35). sivil toplum kuruluşları (stk’lar) da, kamu yararına çalışan ve bu yön-de kamuoyu oluşturan, kar amacı gütmeyen, demokratik bir işleyişe sahip, bürokratik donanımdan uzak ve belirli toplumsal amaçlara ulaş-mak için gönüllü olarak bir araya gelen bireylerden oluşan örgüt-lenmeler olarak tanımlanmaktadır (demiral, 2007,s.1). charles taylor sivil toplum ile ilgili olarak üç özel-liği ön plana çıkarır . bunlar özgür ve örgütlü olabilme imkânı, devlet vesayetinden özgür olarak kendile-rini yapılandırabilme imkânı ve de devlet politikasını etkileyebilme im-kânıdır( erdoğan, 1998). sivil toplum kuruluşlarını ayırt eden dört temel özellik bulunmaktadır: birincisi gönüllülük ve özel alandan fedakarlık yapılmasına dayandırıl-maları; ikincisi nihai amaçlarının topluma bir şey sunmak, toplum-sal iyiye katkıda bulunmak olması; üçüncüsü yatay ilişkilerin ön plana çıkması, hiyerarşik ilişkilerin yadsın-ması; dördüncüsü ise sivil toplum kuruluşlarının açık ve belli bir konu-da uzmanlaşmış olmalarıdır (tosun, 2007, s.5). bir toplumun kendisini ve eylem-lerini bir bütün olarak, devlet ikti-darının baskısı ve denetimi altında olmayan gönüllü örgütler yoluyla örgütlemesi temeline dayanan sivil toplum kuruluşlarının tarihsel gelişi-mine baktığımız zaman sivil toplum anlayışında ciddi değişimler yaşan-dığını görmekteyiz. 1300’lü yıllarda başlayan gönüllülük ve dayanışma esaslarına dayanan sivil toplum dü-şüncesi bir zamanlar çok önemli bir kavramken, bir dönem önemini yi-tirmiş, son yıllarda ise “sivil toplum” kavramı demokratik düzen içinde önemli bir yere sahip olmayı başar-mıştır (keyman, 2004). türkiye’de sivil toplum kuruluşları türkiye’de sivil toplumun tarihine ilişkin değişik görüşler bulunmak-tadır . bu konuda kesin veriler bu-lunmamakla birlikte sivil toplumu sadece “siyasi alanın dışında yer alan örgütsel yaşam” olarak değer-lendirirsek, türkiye’de sivil toplu-mun oldukça uzun bir tarihe sahip olduğunu söyleyebiliriz. türkiye’de de yine dünyada olduğu gibi sivil toplum kavramı dönemler itibariyle değişen öneme sahip olmuştur . bu-gün hem sivil toplumun toplumsal değişimin önemli bir alanı olarak güçlendiğini, hem de stk’ların bir örgütsel yaşam alanı olarak farklı yapılanmalar halinde yaygınlaştığı-nı görmekteyiz. son yıllarda, özellikle 2000’li yıl-lar içinde, türkiye’nin modernleşme ve demokratikleşme süreçlerindeki önemli gelişmelere paralel olarak sivil toplumun “toplumsal sorunlara çözüm bulma çabasının oluştuğu bir iletişim alanı”, “siyasi ve ekono-mik ilişkilerin ve yaşam alanlarının dışında yer alan ve hareket eden bir örgütsel yaşam” ve “devlet toplum/ birey ilişkilerinin demokratik düzen-lenmesine katkıda bulunan bir ka-musal alan” olarak, hem nicel hem şekil 1. türkiye’de kurulan kalkınma ajanslarının teşkilat yapısı</Page><Page Number="53">2 www.derneklerdergisi.com de nitel anlamda önem kazandığını söyleyebiliriz (tusev , 2006, s.35). türkiye’de sivil toplum kuruluşu kavramına dernek ve vakıflar , mes-lek ve ticaret birlikleri ve sendikalar girmektedir . türkiye’de sivil toplum kavramına verilen önemin artması-na karşın sivil toplum kuruluşlarına gereken önemin verilmediği görül-mektedir . dernekler dairesi başkanlığının verilerine göre bugün türkiye’de 78316 faal dernek bulunmaktadır . tusev’in türkiye ülke raporunda sunduğu verilere göre stk’ya üye-lik oranının %7.8 olduğu saptan-mıştır (tusev , 2006, s.46). gerek stk sayısı gerekse gönüllü sayısı açısından ülkemizin avrupa’daki örneklerden çok geride olduğunu söylemek doğru olacaktır . örneğin 5.5 milyon nüfuslu danimarka’da sivil toplum kuruluşlarına üye sayısı 17 milyondur . bir başka deyişle, her vatandaş yaklaşık 3 sivil toplum ku-ruluşuna üyedir . türkiye’de ise her 1000 kişiden ancak üç kişi sivil top-lum üyesidir (firik, 2005). sivil toplum kuruluşları özellikle katılımcılık ve sahiplenme anlayışı-nın yaygınlaşması ile öne çıkmak-tadır . tusev’in yaptığı araştırmaya göre ülkemizde halen “yetersiz” olarak nitelendirilen üçüncü sek-törün zayıf yönleri tespit edilmiştir . bunlar: bireysel katılım: ciddi bir hayır-severlik kültürüne sahip olan türk toplumu, sivil toplum hareketleri yerine bireyden bireye, doğrudan bağış yapma yönünde tercih kullan-maktadır . stk’lara üye veya gönüllü olarak destek azdır . kurumsal kapasite: pek çok stk gerek yönetim gerekse programla-ma alanlarında sıkıntı çekmektedir . özellikle kaynak sıkıntısı ve yetersiz kalifiye ve profesyonel personel sı-kıntısı da kapasite yetersizliğini bir kısır döngü haline getirmektedir . stk’lararası işbirlikleri: stk’ların aralarında oldukça limitli işbirliği ve iletişim düzeyleri bulunmaktadır . etkileşim ve bilgi paylaşımı fırsat-larının azlığı sebebiyle de uluslar arası mukabillerinden kopukturlar . stk’ları birleştiren resmi bir şemsiye kuruluş da bulunmamaktadır . güven eksikliği: hem vatandaşlar hem de devlet ile olan etkileşimdeki güven eksikliği sivil toplumun geliş-mesine büyük engel teşkil etmekte-dir . devlet-sivil toplum ilişkileri: sıkı devlet kontrolü, devletle olan diyalog ve işbirliği mekanizmaları-nın tüm stk’lara eşit erişim imkanı sağlamayıp belirli bir grup stk’yı ön plana çıkarması büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır . iyi yönetişim: stk’ların özellikle iç ve dış şeffaflık ve hesap verebi-lirlik gibi iyi yönetişim konularında bilgi yetersizlikleri vardır . (tusev , 2006, s.118-119). ülkemizde yukarıda sıralanan so-runlarla mücadele eden sivil toplum kuruluşlarının, günümüzde “üçüncü sektör” olarak adlandırılan, dünya-nın sekizinci en büyük ekonomisini oluşturduğu bilinmektedir . dünyada devletin üstündeki ekonomik yükü oldukça azaltan gönüllü çalışmala- 		tablo 1. türkiye’deki dernek sayıları türkiye genelindeki dernek istatistiği	 	 sayı kurulan toplam dernek sayısı	 	 	 197.074 1. faaliyeti devam eden dernek	 	 	 78.316 2. faaliyeti sona eren dernek	 	 	 	 118.756 dosya</Page><Page Number="54">ww.derneklerdergisi.com 53 rın bir diğer ve daha önemli katkısı ise toplumun bireyleri arasında daha sağlam bağlar oluşturarak toplum içinde güvenin artmasına ve devam-lılığın sağlanmasına yardımcı olma-sıdır . bu anlamda sivil toplumun et-kinliği birçok açıdan bir topluma ve ülkeye katkı sağlamaktadır . bölgesel kalkınma, kalkınma ajansları ve sivil toplum  kuruluşları bölgesel kalkınmaya yönelik uygu-lamaların geliştirilmesi tek bir kurum ve tek bir yönetime bağlı olarak ger-çekleştirilememekte ve çok boyutlu ve çok katılımlı bir süreci kapsamak-tadır . başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm aktörlerin katılımı büyük önem teşkil etmektedir . bir başka deyişle, yeni bölgesel politika araçları, sadece firmalar arasında değil, aynı zamanda firmalar ile ye-rel yönetimler , sivil toplum kuruluşla-rı (stk) ve diğer bölgesel kuruluşlar arasındaki ilişki-ağ yapı- inovasyon üçgenindeki işbirliği ile şekillenmek-tedir (dpt , öik, 2006). tüm aktörlerin kalkınma sürecine dahil olmasının başta topluluğun kendi eylemlerini sahiplenmesi do-layısıyla alınan sonuçların sürdürü-lebilir olması başta olmak üzere bir çok faydası vardır . kalkınmanın yerel uzmanlık ve kaynaklara dayanması nedeniyle uygun ve etkili sonuçlara ulaşılması, topluluk içi diyaloğun ve sosyal açıdan uyumlu topluluk yara-tılması ve ortak değer paylaşımı da sağlanmış olacaktır (kurtovic, 2005). bölgesel kalkınmanın yeni aktörleri olarak göze çarpan kalkınma ajans-ları ve sivil toplum kuruluşları kal-kınmada hem ayrı kurumlar olarak hem de yarattıkları ortak sinerji alanı ile büyük rol oynamaktadırlar . bölgesel kalkınmadaki taraflar ara-sında bulunan stk’ların dünyada artan önemine karşın, ülkemizdeki rolünü tarihsel perspektiften inceledi-ğimizde, türkiye’de merkezi planla-ma anlayışının yan bir sonucu olarak stk’ların bölgesel sorunlara eğil-mesinin 1990’lı yıllara kadar sınırlı ölçüde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. ancak günümüzde hem iş dünya-sı temelli hem de toplumsal amaç-lı stk’ların artan oranda bölgesel kalkınmada rol aldıkları görülmek-tedir . ayrıca katılımcılık anlayışının bölgesel gelişmede temel ilke haline gelmesi stk’ların bölgesel kalkınma konusundaki işlevlerini zenginleştir-miştir . (dpt , öik, 2006) bölgesel kalkınmanın sağlanma-sı hiç şüphesiz tüm tarafların (mer-kezi yönetim, yerel yönetimler , sivil toplum kuruluşları ve özel kesim) katılımı ile gerçekleşecektir . gerek stk’ların katılımcılığının sağlanması gerekse taraflar arasında koordinas-yon ve işbirliği sağlanmasında da kalkınma ajanslarına önemli bir rol düşmektedir . sivil toplum kuruluşlarının hem bir önceki bölümde belirtilen zayıf noktalarının çözümlenmesinde, hem karar alma süreçlerine dahil edilme-lerinde hem de bölgelerde etkinlikle-rinin arttırılmasında kalkınma ajans-ları önemli araçlar olarak karşımıza çıkmaktadır . stk’lar kalkınma ajans-ları için hem bir faydalanıcı hem de paydaş konumundadır . kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbir-liğini geliştirmek, yerel potansiyeli harekete geçirmek gibi temel amaç-larla oluşturulan kalkınma ajansları gerek amaçları gerekse de yapıları nedeniyle çok katılımlı bir yapıyı zo-runlu kılmaktadır . bka ’ların yönetim yapısı merkezi yönetim, yerel yöne-timler , sivil toplum ve özel kesimin birlikte karar alacağı bir şekilde ta-sarlanmıştır . daha önceki bölümde yönetim kurulu ve kalkınma kurulu ile ilgili bilgi aktarılmıştı. şimdi sivil toplum kuruluşlarının kalkınma ku-rulunun içindeki yerine daha detaylı bakacak olursak: kalkınma ajanslarının danışma or-ganı olan kalkınma kurulları illerin dengeli temsilini sağlayacak şekilde en fazla yüz üyeden oluşur . pilot iki ajanstan birisi olan izmir kalkınma ajansı’nda kamu kurum ve kuruluş-ları ile özel kesim ve sivil toplum ku-ruluşları sırasıyla % 30 ve % 70 şek-linde dağılım gösterirken; çukurova kalkınma ajansı’nda denge % 40’a % 60 şeklinde sağlanmıştır . görül-düğü gibi ajanslar temel amaçlarını gerçekleştirirken sivil toplum kuruluş-ları da dahil olmak üzere tüm aktör-leri bölgesel kalkınma sürecine dahil etmektedir . stk’ların katılım oranlarının düşük olmasının dışında bir diğer zayıf nok-tası da kurumsal kapasite sorunudur . kalifiye ve profesyonel personel ek-sikliklerinin yanı sıra kaynak yarat-ma açısından sıkıntı çeken stk’ların kurumsal kapasitelerinin arttırılma-sında kalkınma ajansları önemli bir rol oynayacaktır . ajanslar tarafından yürütülecek hibe programları ve ve-rilecek eğitimler ile stk’ların proje yazma kapasitelerinin arttırılması, kalifiye işgücü yaratılması, fon kay-nağı sağlanması gibi alanlarda kat-kılar sağlanabilecektir . stk’lar için bir diğer problem ala-nı ise işbirliğinin sağlanmasıdır . si-vil toplum kuruluşlarının hem kendi aralarındaki iletişimi hem de özel sektör ve kamu sektörü ile arala-rındaki iletişimi ve işbirliğini kuv-vetlendirmek sivil insiyatifin gücünü arttıracaktır . kalkınma ajanslarının temel faaliyetlerinden biri “bölgesel gelişme hedeflerini gerçekleştirmeye bir toplumun kendisini ve eylemlerini bir bütün olarak, devlet iktidarının baskısı ve denetimi altında olmayan gönüllü örgütler yoluyla örgütlemesi temeline dayanan sivil toplum kuruluşlarının tarihsel gelişimine baktığımız zaman sivil toplum anlayışında ciddi değişimler yaşandığını görmekteyiz.</Page><Page Number="55">4 www.derneklerdergisi.com yönelik olarak; kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek”tir . bu bağlamda sivil toplum kuruluş-larının etkinliğini arttırmaya yönelik olarak iletişim ve işbirliğini arttırma-ya yönelik ajansların büyük katkısı olacaktır . ajanslar ayrıca sivil toplum kuru-luşlarına olan güvenin arttırılma-sı ve bireysel katılımın arttırılması konusunda da rol oynayabilecek bir kuruluş görünümündedir . cid-di bir hayırseverlik kültürüne sahip olan türk toplumunun, doğrudan bağış yapma yönündeki tercihi de-ğiştirilebilir ve örgütlendirilebilirse, gönüllü çalışma özendirilebilirse, sivil toplum kuruluşları iyi uygula-ma örnekleri ile halkın gözünde farkındalık ve fark yaratılabilirlerse, stk’ların rolü ve yönetimdeki etkin-likleri türkiye’de de hak ettiği yeri bulacaktır . sonuç çağdaş bölgesel kalkınma yakla-şımında bölgelerarası gelişmişlik fark-larının azaltılması, bölgelerin rekabet güçlerinin arttırılması, yerel dinamik-lerin harekete geçirilerek bölgesel potansiyelin değerlendirilmesi ve ülke-lerin topyekün kalkındırılması amaç-lanmaktadır . bu yaklaşım ile birlikte değişik niteliklere sahip bölgesel kalkınma araçları önem kazanmıştır . kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş-birliğini geliştirmek, yerel potansi-yeli harekete geçirmek gibi temel amaçlarla oluşturulan kalkınma ajansları da bu araçlardan biridir . bölgesel kalkınmanın sağlanmasın-da özellikle yerel potansiyelin ha-rekete geçirilmesi ve katılımcılığın sağlanması öne çıkan faktörlerdir . bu bağlamda “kamu yararına ça-lışan ve bu yönde kamuoyu oluştu-ran, kar amacı gütmeyen, demok-ratik bir işleyişe sahip, bürokratik donanımdan uzak ve belirli toplum-sal amaçlara ulaşmak için gönüllü olarak bir araya gelen bireylerden oluşan örgütlenmeler olarak tanım-lanan sivil toplum kuruluşlarının etkin katılımının bölgesel kalkın-manın temel taşlarından olduğunu söyleyebiliriz. stk’ların ülkemizde hem kurum sayısı hem de gönüllü sayısı göz önüne alındığında halen “yetersiz” düzeyde olması çok bo-yutlu ve katılımlı bir süreci engelle-mektedir . alınan sonuçların sürdürülebilir ol-ması, kalkınmanın yerel uzmanlık ve kaynaklara dayanması ve sosyal açı-dan uyumlu bir topluluk yaratılması başta stk’lar olmak üzere tüm aktör-lerin kalkınma sürecine dahil olması ile sağlanabilecektir . bu bağlamda stk’ların etkinliğinin, katılımının, ku-rumsal ve mali kapasitelerinin, işbirli-ği düzeylerinin arttırılması çok önem-lidir . stk’ların hem bir faydalanıcı hem de paydaş konumunda oldukla-rı kalkınma ajanslarına bu noktada ciddi bir rol düşmektedir . geçtiğimiz dönemde yerel kalkınma politikala-rının hayata geçirilmesinde yoğun olarak hissedilen eşgüdüm eksikli-ğine bir çözüm olarak ortaya çıkan kalkınma ajansları, kalkınma poli-tikasındaki etkili araçların kullanıl-ması konusunda planlı ilerlemeyi ve bu konudaki koordinasyonu sağla-yacak olan yapılardır . summary with the globalization process, local and regional dynamics had been affected, changes in the con-cept of “region” had been formed and regional development concept had become more important. dec-reasing the ınter-regional economic and social differences in terms of development and making a con-tribution to the development of less-developed regions have been supported together with the regi-onal development as the master targets. fundamental tools that are supportive to regional development had become more important as the result of this process. new regional development tools with different at-tributes such as institutional, econo-mical, cultural and social attributes started to be implemented. regio-nal development agencies (rda) are one of the most important tools that are used in this area. within the structure that the agencies will tablo 2. izmir ve çukurova kalkınma ajanslarının kalkınma kurulu üye dağılımı kalkınma kurulu üye profili tr62 düzey 2 bölgesi tr31 düzey 2 bölgesi iller adana mersin toplam izmir kamu kurum ve kuruluşları 40 60 30 70 özel kesim ve sivil toplum kuruluşları toplam 49 51 100 100 dosya</Page><Page Number="56">ww.derneklerdergisi.com dernekler dairesi başkanlığı, istatistik-ler , (http://www.dernekler .gov.tr), erişim tarihi:12.03.2008. devlet planlama teşkilatı müsteşarlı-ğı (2006), dokuzuncu kalkınma planı (2007-2013), ankara. devlet planlama teşkilatı müsteşar-lığı (2006), dokuzuncu kalkınma planı (2007-2013), “bölgesel gelişmede t e-mel araçlar ve koordinasyon özel ihtisas komisyonu raporu”, ankara, 2006 devlet planlama teşkilatı müsteşarlı-ğı (2006), “kalkınma ajansları ile ilgili mevzuat”. devlet planlama teşkilatı müsteşarlığı, bölgesel gelişme ve yapısal uyum ge-nel müdürlüğü (2003), “bölgesel ge-lişme stratejisi, hedef ve operasyonel programlar (2004-2006)” , ankara. dura, y .c. (2007), “dünya uygulama-ları bağlamında “kalkınma ajansları”nın yapısal analizi”, türk idare dergisi, s.142-171. erdoğan, m. (1998), “sivil toplum: bir kavramın anatomisi”, liberal düşünce dergisi, sayı 46-47, istanbul. firik, m. (2005), “gönüllü kaynaklar ve sivil toplum kuruluşları ile ilişkiler”, afet yönetiminin temel ilkeleri, t .c. içişleri bakanlığı japonya uluslar arası işbirliği ajansı, ankara, s.159-163. kalkınma ajanslarının kuruluşu koor-dinasyonu ve görevleri hakkında ka-nun tasarısı genel gerekçesi, 2005. kalkınma ajanslarının kuruluşu, ko-ordinasyonu ve görevleri hakkındaki 25.01.2006 tarihli 5449 no’lu 26074 sayılı 08.02.2006 tarihinde resmi gaze-tede yayımlanan kanun. kayasu, s. ve s.s. yaşar (2004), “bölgesel kalkınma ajansları: türkiye üzerine öneriler”, kentsel ekonomik araştırmalar sempozyumu cilt 1, dpt yayınları, ankara. keyman, f . (2004), “ avrupa’da ve türkiye’de sivil toplum”, istanbul bilgi üniversitesi sivil toplum kuruluşları eği-tim ve araştırma birimi, sivil toplum ve demokrasi konferans yazıları, no:3. kurtovic, e. (2005), “bosna-hersek’de insan topluluğu merkezli kalkınma yak-laşımı”, yerel kalkınmada üçüncü sek-törün rolü uluslar arası konferansı, tu-sev &amp; ıpm. tosun karakurt, e. (2007), “ avrupa bir-liğine üyelik sürecinde türkiye’de yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları”, paradoks, ekonomi, sosyoloji ve politika dergisi, yıl:3, sayı:2, temmuz 2007. türkiye üçüncü sektör vakfı (2006), türkiye’de sivil toplum: bir değişimin süreci, uluslar arası sivil toplum endek-si projesi türkiye ülke raporu, tusev yayınları no:39 yaşar , s. s. (2003). regional develop-ment agencies : endogenous dynamics and regıonal policy , yüksek lisans t ezi, orta doğu t eknik üniversitesi, ankara. take an essential role in implementing the strategies in the regional develop-ment plans, the point that is stressed out is the need to provide the contri-bution of non-governmental orga-nizations (ngo). this paper analyzes the roles, importance and relations of rda ’s and ngo’s which both mar-ked as the new actors of regional de-velopment in turkey . kaynakça akın, n. (2006), “bölgesel kalkınma araçları ile kalkınma ajanslarının uyum, işbirliği ve koordinasyonu”, bölgesel kalkınma ve yönetişim sempozyumu, ortadoğu teknik üniversitesi mimarlık fakültesi ve türkiye ekonomi politikaları araştırma vakfı, ankara, 7-8 eylül 2006. akkahve, d. (2004), “bölgesel gelişme politikalarının yönetişim açısından değer-lendirilmesi”, sabancı üniversitesi yerel ve bölgesel kalkınma konferansı, istanbul. arslan, k. (2005), “bölgesel kalkınma farklılıklarının giderilmesinde etkin bir araç: bölgesel planlama ve bölgesel kal-kınma ajansları”, istanbul ticaret üniver-sitesi sosyal bilimler dergisi, yıl:4, sayı:7, bahar 2005/1, s.275-294. demiral, m. (2007), “türkiye’de sosyal sermaye kapsamında sivil toplum ku-ruluşlarının sürdürülebilir sosyo-ekonomik kalkınma sürecindeki rolü”, akademik ba-kış, sayı 13, makale no: 6. www.derneklerdergisi.com 55</Page><Page Number="57">ww.derneklerdergisi.com röportaj m. tuncer ekicioğlu vali hüseyin avni mutlu: “sivil toplum sadece kültürel, sportif alanda rol almak demek değildir” diyarbakır valisi avni mutlu dosya 56</Page><Page Number="58">ww.derneklerdergisi.com 57 s on dönemde kalkınma ko-nusunda yeni bir yaklaşım var. sivil toplum kuruluşları, dernekler, bölgesel kalkınma bağlamında devlet ile birlikte çalışması konusunda. bu konu-da sizin yorumlarınız nedir? h. avni mutlu: bu kalkınma ve gelişme anlayışında yeni bir model yeni bir yaklaşım iktisadi politika-larda biz bazı ülkelerde devletçi, tam devletçi yaklaşımları ve karma modelleri gördük. devlet özel sek-tör birlikte kalkınma modellerini ve sadece özel sektörün liberal düşün-cesinin hakim olduğu örnekleri gör-dük. dünya bunun birebir örnekle-rini hala bazı ülkelerde yaşıyor ve geçmiş dönemlerde üzerinde daha ziyade tartışılan konu da devletçi modellerle özel sektörcü yaklaşım-lar arasında geçti hep konular . karları, zararları, yararlılıkları, fay-dası, doğrusu, nasıl olması gerektiği konusunda iktisatçılar çok tartıştılar , ülkeler tartıştılar , toplumlar tartıştı-lar . işte yeni bir yaklaşım da bunun içerisine ilave oldu: sivil toplumla birlikte kalkınma. yeni bir anlayış bu. batı ülkelerinde çok daha yay-gın bir şekilde kullanılan bir model ama tabii ki artık dünya, batı dün-yası da olmakla birlikte, gelişmiş demokrasilerinde özellikle ve diğer demokratik ülkelerde bu anlayışa doğru yavaşça bir açılım var . tabii sivil toplumu sadece kültürel alanda sportif alanda çevreyle ilgili alanlar-da eğitimde sağlıkta benimsiyoruz ama bunun dışında iktisadi hayatta ona herhangi bir rol vermiyoruz an-layışı hayatın kendisiyle bir çelişkidir . dünya bir bütün, bu bütünün içer-sinde sivil toplum kuruluşlarının da mutlaka diğer fonksiyonlarıyla bir-likte iktisadi bir rol alması işin tabi-atına uygundur . bu batı ülkelerinde yoğunluklu olarak deneniyor . tabi bizim ülkemizde de ab’ye giriş sü-reciyle birlikte artık hem sivil toplu-mun çok daha geliştirildiği, dernek çalışmalarıyla, vakıf çalışmalarıyla birlikte halkın sivil toplumda daha fazla roller üstlenmeye başladıkları-nı görüyoruz. bu pozitif bir gelişme. aslında bizim medeniyetimizde de bu var . bizim medeniyetimiz esasen müesseseler itibariyle vakıf müesse-seleriyle sivil toplumun da geçmişte en güzel örneklerine şahit olmuşuz. biz buna yabancı değiliz. yani uy-garlığımız itibariyle yabancı değiliz. ve ülkemizde de bu manada sivil toplumda çok süratli bir toparlanı-şı görüyoruz. ve yavaş yavaş artık özellikle tabii devlet fonlarından değil ama ab sürecinde kullanılan bir takım fonların kullanılışıyla ilgili sivil toplumun projeler getirmeye ve iktisadi roller üstlenmeye başladığı görülüyor . bunun çok daha yaygın bir şekilde kullanılması lazım. mesela bizim diyarbakır’ımızda bu konuda kooperatiflerin sivil toplum kuruluşları olarak rol almış bir tablo içerisindegörünüyor .kooperatiflerin bu konuyla ilgili özellikle kırsal kal-bölgesel kalkınma konusunda diyarbakır valisi hüseyin avni mutlu ile görüştük. zengin yönetim tecrübesi olan vali mutlu aynı zamanda stk’ların kalkınma konusunda neler yapabileceği konusunda ilginç saptamalara da sahip.  mutlu’ya göre stk’ların başarıyı ulaşması aslında karmaşık bir sosyal ve siyasal ilişkiler ağının gelişmesi ile ilgili. vali hüseyin avni mutlu 1956 rize fındıklı ilçesi doğumlu olup, evli ve 2 çocuk babasıdır. istan-bul üniversitesi hukuk fakültesini bitirdikten sonra 1985 yılında kocaeli kaymakam adayı olarak göreve başladı. bolu’nun gerede ve çorum’un kargı ilçesinde kaymakam vekilliği görevinde bulunduktan sonra, 1988 yılında bursa ili, büyükorhan ilçesine ilçenin ilk kaymakamı olarak atandı. 1991-1992 yıllarında amerika birleşik devletlerinde 1 yıl süreyle ingilizce eğitimi gördü. 1992-1994 yıllarında şırnak’ın silopi ilçesinde kaymakam-lık, 1994-1997 yıllarında şırnak vali yardımcılığı, 1997-2002 yıllarında çanakkale’nin eceabat ilçesinde kaymakamlık görevini yürüttü. daha sonra 1 yıl süreyle çanakkale vali yardımcılığı yaptı. 2003-2005 yılları arasında istanbul’un bağcılar ilçesi kaymakamlığını yürüttü. 2005-2007 yılları arasında 2 yıl süre ile siirt valiliği yapan sayın hüseyin avni mutlu 19.09.2007 tarih ve 2007/12604 sayılı kararname ile diyarbakır valiliği-ne atanmıştır.</Page><Page Number="59">8 www.derneklerdergisi.com kınma konusunda, tarımsal projeler konusunda yaptıkları güzel projeler var . bunun yanı sıra tabi bizzat sivil toplum kuruluşlarının yani koope-ratif maksatlı kurulanların dışında sivil toplum kuruluşlarının sadece bu ekonomik bütçeleri kullanmak amacıyla yaptıkları yeni projeler var . bu projelerle de artık yeni yeni yatırımlar görülüyor . bunlar doğ-ru şeyler ve öyle zannediyorum ki önümüzdeki süreçte sivil toplumun kendi iç disipliniyle daha fazla proje üreteceği ve daha fazla katma de-ğer üreterek bu işleri takip edeceği-ni düşünüyorum. aslında gönüllük ilişkisi bana göre projelerin daha yararlı sürdürülmesi açısından da önemli. yani biz devlette de görüyo-ruz kaynak konusunda savurganlık ne kadar iyi kontrol ederseniz edin var . özel sektör bu konuda uzman-laşmış tabii ki. ama sivil toplumda da gönüllülük olduğu için gelen kaynakların en şekilde kullanılması konusunda bir çaba var . bu yeni gelişmeler tabi arzu edilen düzey-de değilse de ülkemizde de yeni bir anlayış, sivil toplumun da artık ekonominin içerisinde rol alması yaklaşımını getiriyor , yani artık eği-timin sağlılığın çevrenin vs. diğer konuların dışında bir de ekonomik sorumluluk üstlenen sivi toplum ku-ruluşları teşkilatlamaya başladılar , bunlar olumlu birer gelişme. d evlet ve sivil toplumun böl-gesel kalkınma açısından yeterli olarak işbirliği yaptığını söylemek mümkün mü? h. avni mutlu: bizim bu işbirliği noktasında şöyle bir yaklaşımımız var: devletimizin ekonomik kay-naklarından stklara bütçeden pay ayırarak onlara hazırlamış oldukları bir kısım projelerde destek vermek gibi bir uygulama henüz yok. bu bir kısım uluslararası fonlar- ab fonla-rı- için geçerli, tabii dpt’nın bünye-sinde bu işin kamu ayağı da takip ediliyor , irdeleniyor , projeler onay-lanmadan evvel oradan da bir kon-trol mekanizmasından geçiyor . ama işbirliğini biz devletin kaynakların-dan ziyade stk’ları yönlendirme, bilgilendirme, projelerine destek olma, danışmanlık yapma, gelen bu fonları stk’lara aktararak onla-ra bu konuda hazırlıklar yapma şek-linde, enformasyon sağlama olarak görüyoruz. bunlar yoğun olarak ya-pılıyor aslında, hemen hemen her vilayette -tahmin ediyorum- birer proje koordinasyon birimi var , en azından bir planlama teşkilatı var . yasal kuruluş olarak bunlar bu fon-ların, kaynakların nasıl kullanması gerektiği konusunda iş yapabilir nitelikte olan stklara ciddi destek veriyorlar . ticaret ve sanayi odaları, dosya</Page><Page Number="60">ww.derneklerdergisi.com 59 esnaf odaları, ticaret borsaları gibi ağırlıklı kuruluşlara, meslek kuru-luşlarına, sendikal kuruluşlara -tabii bunlar çok iyi örgütlenmiş olmaları nedeniyle- böyle işleri yürütebilme kabiliyetleri çok fazla olduğu için bu tür birimlere yönelik ciddi pro-je destekleri gerekirse enformasyon destekleri sağlanıyor . bu manada, bu işbirliğinin iyi bir işbirliği olduğu kanaatindeyim. ama ben diyarba-kır özelinde tabiki biraz değerlen-dirmek zorundayım. v aliliğinizin bu bağlamda  projeleri nelerdir? h. avni mutlu: biz, bunu diğer illerin de çok iyi yürüttüğü kanaatin-deyiz. bizim bu konuda özellikle, ili-mizin kaynaklarını optimum düzey-de kullanma hedefimiz olduğu için, bu gerek kamuya ait gerekse özel sektöre ait olsun, dışarıdan gelecek her türlü yatırımcıya olsun, hazırla-dığımız bir proje koordinasyon ve “tek adım” birimimiz var . bunlar proje hazırlama, yatırımcılara des-tek olma konusundaki fonksiyonla-rını en iyi şekilde sürdürüyorlar . ab fonlarında açılan, uygulama geçiş yapılan fonların süreçleriyle ilgili bütün bu sivil toplum camiasını sü-rekli bilgilendiriyoruz. örneğin bir yıl veya iki yıl sonra nasıl hazırlıklar var , bunlara göre hangi alanlarda yatırımlara destek verilecek hangi projeler desteklenecek, dolayısıyla sivil toplumun bilgilenmesinde sü-rekli olarak bu bilgilendirme nok-tasında desteğimiz var . özel çok iyi projeleri alıp, bütün stk’lara anlatmak suretiyle örnek sunumlar üzerinden ayrıca sunumlar yaparak birbirlerini tanıma, yapılan işlerden haberdar olma noktasında yapı-lan çalışmalar var . bizim doğrudan doğruya sivil toplumla birlikte yap-tığımız herhangi bir projemiz yok ama özellikle bütün bu stk’ların kamu birimlerine projeyi yapma adeta gönüllü bir seferberlik gibi yaygınlaştırma noktasında da onları motive etme, takip etme gibi faali-yetimizi sürdürüyoruz. v alilik, stk’lara yönelik,  bilinç geliştirme toplantıla-rı, eğitimler, gibi hizmetler veri-yor mu? bu hizmetler nelerdir? h. avni mutlu: doğru, bu bilinç-lendirme, bilgilendirme, haberimiz yokmuş diyen böyle bir imkan varmış biz geç kaldık denmesin diye. tabii burada bizim dışımızda da ticaret odası bünyesinde de oluşturdukları gap-gidem vasıtasıyla gapkam da artık tamamiyle ticaret odasına devredildi. bir gidem merkezi var . bu girişimciyi destekleme merkezi hem özel girişimciyi bilgilendirme hem de sivil toplum kuruluşlarına projeler yapmak suretiyle, onları desteklemeye çaba sarfediyor , o kuruluşla da bizim irtibatımız -proje koordinasyon birimimiz- oldukça iyi. doğrudan bir projeye ortaklık yap-ma gibi bir durumumuz yok. gerçi tarım bakanlığı’nın bu konuyla ilgili sivil toplumu sadece kültürel alanda sportif alanda çevrey-le ilgili alanlarda eğitimde sağlıkta benimsiyoruz ama bunun dışında iktisadi hayat-ta ona herhangi bir rol vermi-yoruz anlayışı hayatın kendi-siyle bir çelişkidir. dünya bir bütün, bu bütünün içersinde sivil toplum kuruluşlarının da mutlaka diğer fonksiyon-larıyla birlikte iktisadi bir rol alması işin tabiatına uygun-dur.</Page><Page Number="61">0 www.derneklerdergisi.com yapmış olduğu daha doğrusu des-teklemiş olduğu -kendisi yapmıyor- yüzde ellisi tarım bakanlığı desteği, yüzde ellisi tarım bakanlığı fonların-dan -daha doğrusu vatandaşın des-teği, orada çok sivil toplumda yok aslında- sivil toplum desteği verdi-ğimiz avrupa kırsal kalkınma pro-jeleri yüzde doksanın üstünde yüzde onu da stk’ların iştirak etmiş oldu-ğu projeler . kırsal kalkınma projesi, kültür mantarcılığının geiştirilmesi, bodur kiraz yetiştiriciliği, seracılık veya süt sığırı yetiştiriciliği gibi kırsal kalkınmaya yönelik projeleri içerir . bu projelerde yine yüzde doksanı ab fonlarından yüzde onu ise bu işi yapacak stk’lar tarafından iştirak payı olarak planlanmıştır . bunlar uy-gulandı bitti, belki yenileri açılacak. o dönemde bu stk’ların yüzde on paylarının temini noktasında verdi-ğimiz destekler oldu, bu manada bir işbirliği geçmiş dönemde vardı. şu anda yürürlükte olan çalıştığımız bir projemiz yok. tek adım, valiliğimizin bünyesinde müteşebbislere, burdaki iş imkanla-rını bu şehrin özellikle alt yapı ma-dencilik imkanlarını daha doğrusu burada yatırım yapmak isteyen va-tandaşa diyarbakır’ın fırsatlarının tanıtan ekonomik yönden bu tanı-tımı yapan ve iş ve işlemleriyle ilgili de buraya gelecek olan vatandaşla-ra bürokratik alanda yardım eden, keza diyarbakır’da uygulanmakta olan teşvikler konusunda, bu teşvik-leri yatırımcılara sunan bu bilgilen-dirmeleri yapan böyle bir ofis. biz orada bir yatırımcımız bölgemize geldiğinde her türlü enformasyonu bizim medeniyetimiz esasen müesseseler itibariyle vakıf müesseseleriyle sivil toplumun da geçmişte en güzel örneklerine şahit olmuşuz. biz buna yabancı değiliz. yani uygarlığımız itibariyle yabancı değiliz. ve ülkemizde de bu manada sivil toplumda çok süratli bir toparlanışı görüyoruz. dosya</Page><Page Number="62">ww.derneklerdergisi.com 61 bu şehiri tanıtan doğal kaynakları yeraltı kaynaklarını, yer üstü kay-naklarını, insan potansiyeli, işgü-cü verimliliği gibi bir yatırımcı için burda gerekli olan ne varsa bütün bunları bilgilendiren, yapacağı mü-racatlarda bürokratik işlemleri takip eden onu yönlendiren ve mevcut teşvik uygulamaları konusunda da detaylı açıklamalarla bilgiler veren bir ofis açtık. web sitesi sayesinde bu bilgileri oradan da bulabilirler , bizzat buraya gelinmesi de gerekli değil ama geldiğinde de birebir tek ofisten bütün işlerini takip eden bir uygulama modeli. s ize göre özellikle diyarbakır’da stk’lar ile valilik ve valiliğe bağlı ku-rumlarla yeterli düzeyde ilişkiler yürütülmekte mi? h. avni mutlu:  bu konu-da gerçekten iyi bir iş birliği var . diyarbakır’ın sosyal-kültürel alanda ihtiyaç duymuş olduğu hizmetlere destek vermek isteyen sivil toplum kuruluşlarına bizim milli eğitim sos-yal hizmetler il müdürlüğü ile (ça-tomlar -gap vasıtasıyla kurulmuş-) bu merkezlerin ciddi bir iş birliği var , bunlar birbirlerini çok yakınen izli-yorlar , takip ediyorlar . tabii ki geliş-tirilmesi lazım, yani daha fazlasının yapılabilmesi arzu ediliyor . gerçi bu kuruluşlarımız sosyal hizmetler il genel müdürlüğü’nün kaynaklarını kullanıyor . bunun dışında bir takip sosyal yardımlaşma ve dayanışma genel müdürlüğü’nün kaynakla-rını kullanma konusunda projeler yapıyor . sivil toplumdan da şayet bunların hizmet alanlarına yönelik bir proje varsa bu projeyi de bir-derneklerin yapabilecekleri ekonomik faaliyetler kullanacakları kaynaklar çok güçlü kaynaklar değil en azından bugün ki görünen tablo itibari ile, ama bizim bu bölgemiz bir tarım bölgesi ham maddeye en rahat ulaşılabilecek, bunları işleyip pazara sunabilecek alan tarım alanı olarak gözüküyor.</Page><Page Number="63">2 www.derneklerdergisi.com likte yürütüyorlar , bu konuda da bir işbirliği sürdürülüyor . özellikle sosyal hizmetler alanında da sivil toplumla ilintili faaliyetler var . t ecrübelerinize daya-narak bölgede yatırım konusunda faaliyet gös-teren derneklere hangi konulara yoğunlaşmasını tavsiye edersiniz? h. avni mutlu: dernekle-rin yapabilecekleri ekono-mik faaliyetler kullanacakları kaynaklar çok güçlü kaynak-lar değil en azından bugün görünen tablo itibari ile, ama bizim bu bölgemiz bir tarım bölgesi ham maddeye en ra-hat ulaşılabilecek, bunları iş-leyip pazara sunabilecek alan tarım alanı olarak gözüküyor . madencilik alanıda çok zen-gin, çok verimli bir alandır , ama bir sivil toplum kurulu-şunun bu konuyla ilgili ciddi büyük yatırımlar yapabilmesi fevkalade zordur . ama bir köyde kırsal kalkınmayı des-tekleyecek çok farklı bir ya-tırım modelini geliştirerek, göstererek insanlara iyi bir örnek olup o alanda onların gelişmelerini sağlayabilirsiniz bir sivil toplum kuruluşu olu-rak. mesela seracılık yapar-sınız. bu seranın çok büyük olması da şart değil örnek göstermekti hedefim. bu se-rada çiçekçiliği benimseyebi-lirsiniz. siz orada bir işletme modeli geliştirirsiniz, pazara nasıl ulaşıldığını gösterirsiniz üretimin nasıl yapıldığını gös-terirsiniz ve kırsal kalkınmada bu örneğiniz o köy için daha geliştirilecek bir noktada iyi örnek teşkil eder . bu tür pro-jeler bana göre yararlı. yani seracılık bunlardan birisidir . meyvecilik bunlardan biridir diye düşünüyorum. yani bir sivil toplum kuruluşunun kul-lanacağı kredi ile uygun yer-de kiralayacağı bir arazide 10 dönümlük, 20 dönümlük, 30 dönümlük bir meyvecilik tesisi kurmak suretiyle bunun üretiminden pazarlamasına dolayısıyla karlılığına varın-caya kadar pek çok şeyi ora-daki çiftçiye öğretebilir gös-terebilir . bunu yapın diyebilir . el emekleri var mesela bu bölgede. kulpta ipek bö-cekciliğimiz var . önemli bir sektör bana göre. geçmiş dönemlerde yani cumhuri-yetin ilk yıllarında özellikle o dönemler ağırlıklı 1930’lar-da 1940’larda ipek böcek-çiliği koza üretimiyle ciddi gelirler temin edilmiş. bu çok maliyetli bir şey de değil as-lında. küçük bir maliyetle bir sivil toplum kuruluşu bir eko-nomik proje yaparak orada nasıl ipek kozası elde edilebi-lir , bunu nereye satacaksınız geliri nedir , vatandaşa o köye küçük bir yerleşim birimine bu modeli yerleştirebilir . bu model bundan sonra kendi içerisinde iyi bir örnek olarak algılanır ve devam ettirilir . in-sanlara ufuk açıcı bana göre. küçük bir maaliyetle bir sivil toplum kuruluşu bir ekonomik proje yaparak orada nasıl ipek kozası elde edilebilir , bunu nereye satacaksınız geliri nedir , vatandaşa o köye küçük bir yerleşim birimine bu modeli yerleştirebilir . dosya</Page><Page Number="64">ww.derneklerdergisi.com 63 yani bir sivil toplum kuruluşunun kullanacağı kredi ile uygun yerde kiralayacağı bir arazide 10 dönümlük, 20 dönümlük, 30 dönümlük bir meyvecilik tesisi kurmak suretiyle bunun üretiminden pazarlamasına dolayısıyla karlılığına varıncaya kadar pek çok şeyi oradaki çiftçiye öğretebilir gösterebilir. yani mevcut yapılanları değil bunla-rın dışından harekete geçirilmemiş yeni potansiyel alanları bulup, on-ların üzerinde örnekler geliştirilmesi bana göre yararlı olur . aklıma he-men ilk etapta böyle tarımla ilgili birkaç şey geliyor . el sanatları ve taş işçiliği alanında da yapılabilir . bazal taşı mesela bölgede yaygın kullanılan bir doğal üründür . bunu alma suretiyle bir sivil toplum kuru-luşu bir takım kişileri öncelikle eği-tebilir . bu bir sanat. bu sanatın eği-timini verebilir . daha sonra bu taş işçiliğinde dünyada, ülkemizde taş işçiliği ile ne tür ürünler elde edi-lebiliyor , bunlar nasıl pazarlanıyor bunları bir model olarak insanlara gösterebilirsiniz. karlılığını göstere-bilirsiniz. bir sanat ürünü elde etme suretiyle de bir sivil toplum kurulu-şu özellikle şehirlerde genç, iş bek-leyen ama herhangi bir kabiliyeti olmayan kişileri bir mesleki eğitime tabi tutmak suretiyle onları piyasaya yeni ürünler vermeye yönlendirebi-lir . benim aklıma mesala taş işçiliği geldi. ama siz bunu çeşitlendirebi-lirsiniz. diyarbakır’da bu farklı sa-nat üretim dallarında sanata ilişkin bir takım üretim dallarında insanla-rı yetiştirmek mümkündür . seramik işçiliği mesela aklıma şimdi geldi. onunla bağlantılıdır . cam işçiliği öğretebilirsiniz bir sivil toplum ku-ruluşu olarak. gelirsiniz öncelikle bunun hocalarını temin edersiniz, iyi bir projeyle. bunlar işte 1 mil-yon dolarla veyahut 1 milyon ytl ile rahatlıkla yapılabilecek neticede 3,5,10 kişiyi meslek sahibi yapıla-bileceğiniz ve pazara yöneltebilece-ğiniz işlerdir . bu tür küçük projeler bana göre bu şehrin boş kalmış alanlarında yeni yeni bir takım üretim sahalarının çıkmasına vesile olabilir . bu alan-da da ben diyarbakır’ı çok bakir görüyorum açıkcası. yani herkesin yöneldiği saha belli. tarım yapalım o da buğdaydır . işte hayvancılık ya-palım. geleneksel üretim biçimleri ile bu bölgede çok fazla bir kalkın-ma hamlesi sağlanamadığı ortada. bunun dışına çıkan küçük projelerle üreticileri karlı birtakım hizmetlere yönlendirebilecek yeni ufuklar aç-mak lazım. sivil toplum, bu cesaret-lendirici modeli uygulayabilir . yani devletin belki uygulamada ve yahut özel sektörün çok itibar gösterme-diği bir alanda sivil toplum bu açığı kapatıp yeni umutlar kazandırabilir . güzel bir örnek verdiğiniz sivil toplum kuruluşları mesela burada hizmet sektörü özellikle gelişmesi hedeflenen sektörlerden bir tanesi-dir . bu istihdam teminine yönelik bir çalışma olabilir . meslek edindirme-dir , yarın öbür gün burada turizm potansiyeli gelişebilir . bir ekonomik faaliyettir . turizm rehberleri yetiştiri-lebilir . otellerde gerçi turizim mes-lek yüksek okullarından yetişen ço-cuklarımız var ama ileriki dönemde bunlara yönelik sivil toplum kuru-luşları vasıtasıyla da turizm alanlı istihdam edinecek gençler yetiştiri-lebilir . genelde ekonomik faaliyet-tir bana göre. yani turizme hazırlık noktasında esnafı eğitmek dahi bir projedir . bu bir hizmet projesi-dir aslında ama bu hizmet projesi neticede paraya dönüşecektir .yani sizin turiste nasıl davranılacağı ve esnafın nasıl bir yaklaşım içerinde hareket etmesini öğretmeniz dahil turizm bilincinin geliştirilmesi dahi ekonomiye bir artı değerdir . bunla-rın üzerinde de çalışabilirsiniz. tu-rizmde çok ciddi bir potansiyel alan. taksicilerinizi eğitmeniz dahi bana göre bu konuda fevkalade önemli-dir .yani netice turizmde, hizmet sek-töründe yapılmış olan bir yatırım-dır . bunların hepsi eğitim dediğiniz şey sanki insana sadece bir eğitim bilgisi vermek gibi gözüküyor ama aslında her bilgi kendi içinde eko-nomik bir değerdir . bu bilgi daha sonra ekonomik bir katma değere dönüşür . dolayısıyla toplumun bil-gilendirilmesi meslek teşekküllerinin bilgilendirilmesi kendi hizmet alan-ları itibari ile de ekonomik bir değer ifade ediyor . bu da bana göre sivil toplumun üzerinde çalışabileceği alanlardır . bölgemizde mesela do-ğalgaz tesisatı artık yeni yeni ilimize gelmeye başladı bundan sonraki süreçte ihtiyaş duyulan meslek faa-liyetlerden biri de doğalgaz tesisat-çılığı olacaktır . bunun üzerinde sivil toplum eğitim faaliyetleri yapılabilir . bir iki örneği var bunlar geliştirilebi-lir . üzerinde düşünüldüğünde daha fazla şeyler yapılabilir . s izin konumunuzdan bakılın-ca bölgesel derneklerin te-mel eksiklikleri nelerdir? h. avni mutlu: dernekler tabii belki birazda genel türkiyemizin pek çok yerinde hemen hemen bunu görebiliyoruz. bizde dernekçi-lik daha çok şöyle bir anlayıştan güç buluyor . hemşericilik dernekleri var . belli bir köyün, belli bir ilçenini, bel-li bir ilin derneği olmak.işte a ilçesi kültür ve dayanışma derneği. bana göre elbetteki bu da olsun, olmasın değil. o da bir sosyal dayanışmadır . insanlar o çatı altında kendilerine</Page><Page Number="65">4 www.derneklerdergisi.com farklı bir güven bir sosyal çevre edi-nirler . bu yönüyle de elbetteki bu tür derneklerin böyle faaliyetleri vardır . ama bunların ciddi çalışmalar yap-ması halinde bana göre bunlar bir kıymet ifade ediyor . yani hemşerisi olan insanları ve onların dışındaki farklı grupları da alıp eğitim, bir folklor , bir spor , bir sanat etkinliği gibi işlerde de o dernekler eğitebi-liyorlarsa bana göre bir kültür ve dayanışma derneği olarak hizmet ediyor demektir bana göre. bunun çok güzel örnekleri var . yani biz bi-liyoruz işte. a ilçesinin kültür derne-ği bakıyoruz orada okuma yazma kursu düzenliyor . çok güzel. kendi hemşerileri içerisinde özellikle bakı-yor , diyorki gençlerden, yaşlılardan, kadınlardan okuma yazma bilme-yenler var mı bunları tespit ediyor . geliyor derneğinin lokalinde bir okuma yazma kursu açıyor . bu çok güzel birşey . bir faaliyet yürüttüğü müddetçe hemşeri dernekleri bana göre yararlı, ama kirasını ödemek-ten bile aciz kalmış ama yedi kişi-nin biraraya gelerek oluşturduğu derneklerin bana göre hiçbir değeri yok. bu tür bir dernekçilik anlayışı genel dernekçilik yaklaşımını da olumsuz etkiliyor bana göre. bun-lara çok fazlada fırsat vermemek lazım.yani gerçekten icraat yapıyor-sa, bir faaliyeti varsa bunların yü-rümesi lazım, yoksa kurallar içinde bir yük. bir değeri yok. ama bunun dışında özellikle hemşeri dernekle-rinin dışında yaygın olanı bu bizde gönüllü teşekkül olarak toplumun geneline hizmet veren yaklaşımları çok benimsememiz lazım. burada işte çevreci dernekler , top-lum sağlığına hizmet veren dernek-ler , toplum kalitesini eğitim seviye-sini yükseltmeye yönelik dernekler , gençlere yönelik hizmetler üreten onlara iyi alışkanlıklar veren der-nekler bunları da daha da yoğun-laştırmamız icab ediyor . onların yanında durmamız gerekiyor . on-ları birbirleriyle ilintili hale getirerek birbirlerinden istifade eden bir yapı-ya dönüştürmemiz gerekiyor . kendi içerisinde dar kalmış yapılardan çıkartıp birbirlerine yaptıkları faali-yetleri anlatan tanıtan birbirlerinden etkilenen bir pozisyona bunları ge-tirmek icab ediyor . tıpkı bir dernek-ler kurultayı gibi. derneklerin aylık ve yahut üç ayda bir yapmış olduk-ları faaliyetleri birbirleriyle paylaş-maları gibi etkinlere de yönelmemiz dolayısıyla eleğin altında kalanları toparlayıp onlardan çok daha ka-liteli hizmetler elde ettiğimiz bir sivil toplum ruhu yaratmamız gerekiyor . iyi şeyler yapan dernekleri birbirle-rine tanıtıp birbirlerine kenetlediği-mizde onlar bir üst yapıyla işte fe-derasyonlaşmak suretiyle ve yahut kendi görev alanlarıyla itibariyle bir üst teşekkül daha kurarak daha güçlü, yapısal olarak daha güçlü, ekonomik olarak daha güçlü hale getirilebilirler . bu konuda bir yön-lendirmede yapmak lazım. yani çok fazla dernek kurmaktan ziya-de mevcut derneklerin ekonomik güçlerini birleştirdikleri, fikirlerini birleştirdiklerini yeni oluşumlar sağ-lamakta fayda var diye düşünüyo-rum ben. yani böyle bir modeli de geliştirmek lazım. çok fazla tabela, işte bizim ilimizde şu kadar dernek var gibi bir övüncü çok anlamlı gör-müyorum ben. sivil toplum kuruluşlarıyla çok fazla içli dışlı olmayan bir toplumuz . pek çok derneğin yeteri kadar destek-lenmediği hakkındaki ifadelerimden hakikaten rahatsızlık duyuyorum. bunlar bize gelip bizden faaliyetleri yürütebilmek için destek bekliyorlar . valilikten destek istiyorlar . ve yahut bir iş adamına, bir fabrikaya sırtını dayayarak o faaliyeti sürdürmeye çalışıyor . burada bizim toplumsal duyarlılığımızın daha yukarıya çe-kilmesi toplumda aslında kendileri-ni birinci derecede temsil eden sivil toplum kuruluşlarına üye olmaları gerektiğini ve üyeliğinde gereğinin yapmaları düşüncesindeyim. as-lında bu bir yönetimdir . yönetime katılmadır . sivil toplum hayatı kuv-vetli olan ülkeler daha süratli geli-şiyorlar . ben bunu ülkenin gelişimi açısından da çok önemli görüyo-rum. sivil toplumun bu manada kuvvetlendirilmesi lazım. ama bunu yapabilmek içinde toplumun o sivil toplum ruhuyla hizmet veren kuru-luşlarda yer alması gerekiyor . der-neklerimizin üye sayısına baktığımız üye sayıları fevkalade üye sayıları az. derneklerin kendileri az. batı ülkelerinden bildiğim kadarıyla bir insan ortalama üç dört farklı der-neğe üye olur . üç dört farklı alanda kendine yer bulabiliyor . birkaç gö-nüllü hareketi birlikte yürütüyor . o vakit toplumsal dayanışmada güç-leniyor . bizde de bu anlayışın çok süratli gelişmesi lazım. belkide bu işe gençlerden okullardan başla-malıyız. bu açıdan kendini kontrol eden, geliştiren bir model olarak sivil topluma onların sahip çıkma-larını sağlamalıyız. birde sivil toplu-mun aslında iyi denetlenmesi lazım. ödül ve ceza sistemleri burada çok önemli değil diye düşünüyorum. iyi sivil toplum örneklerini toplumun bir model olarak önlerine koyarsanız insanlar bunun arkasında yer alır-lar . mesela ülkemizde yardımlaşma küçük projelerle üreticileri karlı birtakım hizmetlere yönlendirebilecek yeni ufuklar açmak lazım. sivil toplum, bu cesaretlendirici modeli uygulayabilir. yani devletin belki uygulamada ve yahut özel sektörün çok itibar göstermediği bir alanda sivil toplum bu açığı kapatıp yeni umutlar kazandırabilir. dosya</Page><Page Number="66">ww.derneklerdergisi.com 65 ruhu çok yüksek. kızılay’ımız var o bir dernektir . kızılay’ın uluslararası bağlamda yaptığı mükemmel şeyle-ri toplumla paylaşırsanız, insanların illerinde ilçelerinde kızılay’a üye ol-malarını sağlayabilirsiniz. veremle savaş vakfı var mesela. türk hava kurumu bir dernek. bu faaliyetlerini toplumla çok iyi paylaşabilir . iyi ör-neklerini arttırabilirlerse insanlar bu-nun arkasında yer alabilir . birazda sivil toplumun iyi yapılan şeyleri iyi paylaşması lazım. nerede ne felaket olsa oraya koşan yardım dernekleri var ülkemizde. yardım derneklerinin yapmış oldukları faaliyetler iyi anla-tıldığı takdirde insanlarda yardım-laşma duyguları gelişebilir , görev mekanizmaları artar ve insanlar bu sivil toplumun içinde yer alır . dola-yısıyla iyi iş yapanları belkide her yıl bana göre ödüllendirmek onları ta-kip etmek yaptıkları güzel projeler nedeniyle toplumun önüne çıkarmak ve insanların onlardan etkilenmesini ve onlara üye olmalarını sağlamak gerekiyor . böylece sivil toplumu ken-di içinde yarıştıran bir yaklaşım geti-rilebilir . ama bu arada herhangi bir faaliyet yürütmeyen eksik kalmış sivil toplum kuruluşlarına karşıda sadece tabelacılıkla bu işler olmaz diye biraz daha da düzen vermek ve böylece onların dağınık hareketlerini bir güç birliği yaparak belli bir yöne yönlendir-melerini sağlamak lazım. çok başı boş da kalmamaları lazım. bilgi daha sonra ekonomik bir katma değere dönüşür. dolayısıyla toplumun bilgilendirilmesi meslek teşekküllerinin bilgilendirilmesi kendi hizmet alanları itibari ile de ekonomik bir değer ifade ediyor. bu da bana göre sivil toplumun üzerinde çalışabileceği alanlardır. bir faaliyet yürüttüğü müddetçe hemşeri dernekleri bana göre yararlı, ama kirasını ödemekten bile aciz kalmış ama yedi kişinin biraraya gelerek oluşturduğu derneklerin bana göre hiçbir değeri yok.</Page><Page Number="67">6 www.derneklerdergisi.com cahit erbalcı kimdir? güneydoğu anadolu bölgesi hiç şüphesiz belirli olumsuz imajlar-la medyada tanımlanmakta. bölge denilince akla gelen konular terör , ekonomik geri kalmışlık gibi konular etrafında yoğunlaşıyor . ancak son dönemde bölgede çok ciddi bir sivil toplum inisiyatifine dayanan hare-ketleri gözlemliyoruz. daha önce hiç olmadığı şekliyle ilk defa sivil toplum örgütleri belirli projeleri gerçekleştiri-yor , devletle işbirliği yapıyor . bir an-lamda bölgede tarihsel bir dönüşü-mün ipuçlarını görmek mümkün. bu dönüşümün kesitini çok net olarak okuyucularımıza sunmak için güneydoğu sanayici ve işadamla-rı federasyonu (günsiaf) başkanı cahit erbalcı ile görüştük. bölgede neler olup bittiğini anlamak için resmi ya da medyatik kalıplardan kurtulup bölgedeki pazarın, esnafın kısacası gerçek ekonomik kesitin içine ışık tut-mak gerekmektedir . bölgedeki kılcal damarlara nüfuz etmeyen verilerle yapılan analizler güneydoğu hak-kında bilinen klişeleri tekrar etmekten ileri gitmeyecektir . cahit erbalcı, biz-lere gelişigüzel yaklaşımların ortaya koyamayacağı bir analiz düzeyinden bölgeyle ilgili sıcak ve önemli ayrın-tılar sundu. b ildiğiniz gibi kalkınma bizde hep devlet merkezli olarak tanımlanmıştır. ancak son dö-nemlerde kalkınmanın bireyler ve stk’lar olmadan söz konusu ol-mayacağı konusunda bir kanaat oluştu. siz stk’lar açısından kal-kınmayı nasıl anlıyorsunuz? cahit erbalcı: bizler , hep kalkınma-ya ‘’devlet destekli’’ olarak alışmışız, fakat şimdi sivil toplum örgütleri kendi ayakları üzerinde durma çabası üze-rinde. tabii burada da kendi kendine bir şeyler yaparken, devletten de bazı destekler istenmektedir . devlet zaten gereken desteği veriyor ... örneğin güney doğu’ ya destek verdi, ‘’ya-tırım yapın, yaptırımınızın yarısını ben ödeyeceğim’’ dedi. ancak oradaki “bu moral varken, devletin yöreye göre yatırım yapması lazım!” röportaj: mehmet tuncer ekicioğlu stk’lar olarak bize düşen görev şu; bir vatandaş tek başına bir yere gidemez ama biz onların elini tutacağız, ufkunu açacağız. dosya</Page><Page Number="68">ww.derneklerdergisi.com 67 bazı insanlar hilekarlık yaptılar 10 li-ralık yeri 20 liraya gösterip paralarını aldılar . ama şu anda böyle olmasını istemiyoruz, diyoruz ki -güneydoğu bölgemiz olduğu için mesela- orada destek gerekiyorsa bilinçli olsun, me-sela bir proje hazırlayayım. mesela bu sene güneydoğu çok ku-rak geçti. örneğin mercimek ambarı güneydoğu, ancak bu sene sıkıntı olacak, mercimeklerin hepsi kurudu. yine diğer tahılların çoğu için de aynı sorun var . fakat burada bize düşen bir görev var , yanımızda fırat akıyor biz burada bakıp duruyoruz. bugün mesela ben bakıyorum bir köylü bir dönüm araziden 150 kilo kadar buğ-day alıyor , halbuki bu dünyanın çok gerilerinde. halbuki, aynı büyüklükte toprakla 600-700 kilo alınıyor . niye alıyor? çünkü bunun çeşitli imkânları var , su yoksa sulama imkânları var , tamam buna bazılarının aklı ermeye-bilir . biz bölge olarak, oranın ziraat odaları, mühendislerimiz bunlara bir kredi tanıyacaklar , sulama için yağ-murlama sistemi yaparak önayak olacaklar . d aha somut sormak gerekir-se, dernekler kalkınma bağ-lamında bölgede neler yapabilir? cahit erbalcı: sivil toplum kuru-luşları da yapacak, ziraat odaları da. belli dernekler var bunların da yap-ması lazım... yani bu faaliyetler de bizde oradaki işadamlarımıza, üye-lerimize fikir sunuyoruz, beraber bir şeyler yapabiliyoruz. mesela iki sene önce ankara’ ya gittik bu konuyla ilgili, sayın bakanımızı ziyaret ettik, müsteşarlarıyla, üyelerimize brifing verdiler stk’lar olarak bize düşen görev şu; bir vatandaş tek başına bir yere gidemez ama biz onların elini tu-tacağız, ufkunu açacağız. tarım alanındaki görüşüm, ne olur-sa olsun, burada suyumuz var , ora-daki toprakların kuruması, özür di-lerim ki çok yanlış. bunun yanı sıra, ufukların açılması lazım. antep’te ya-şanan bir olay aktarıym size: antep’te küçük bir terlik imalatçısı olan bir kardeşimiz var . tuskon‘un yapmış olduğu afrika programı’nda aldı ter-lik numunelerini gitti orada gösterdi. bir firmanın dikkatini çekti ve firmayla antep’e kadar gidip karşılıklı anlaşma yaptılar . üç yıldır oraya terlik gönde-riliyor . üstelik sadece iber’ e değil üç ülkeye çıktı bu ticaret. komşu ülkelere de verilmeye başladı. şimdi bir küçük esnaf, kalkıp da afrika’ ya mal sa-tamaz, bunları tek başına yapamaz, sivil toplum örgütlerinin bunların elin-den tutup ayağa kaldırması lazım. örneğin bundan öncede pasifik ül-kelerinden geldiler , biz ne alabiliriz diye düşünüyorlar . tersane işletmesi geldi burada, aylık belli tonajda sac bağlantısı yaptılar . hiç düşünmemiştik bunu. yani bize düşen görev bunları birebir karşılıklı görüştürebilmek. b ölge yöneticilerine kalkınma bağlamında derneklerden na-sıl yararlanılmasını tavsiye edersiniz? toplantı mı, proje mi? cahit erbalcı: eğer sivil toplum örgütlerine engel olmazlarsa, bizim bazı isteklerimiz var . mesela gü-neydoğunda 49 ile teşvik verildi. hakkâri’de de bir teşvik var , şırnak’ta burada bize düşen bir görev var, yanım ızda fırat akıyor biz burada bakıp duruyoruz. bugün mesela ben bakıyorum bir köylü bir dönüm araziden 150 kilo kadar buğday alıyor, halbuki bu dünyanın çok gerilerinde. halbuki, dünyada da aynı büyüklükte toprakla 600-700 kilo alınıyor.</Page><Page Number="69">ww.derneklerdergisi.com da bir teşvik var , osmaniye’de de var , düzce’de de var… şimdi siz bir işa-damı olarak, düzce, osmaniye du-rurken hakkâri’de niye iş yapasınız? mesela iş adamlarından gidip mısır’a fabrika kuran var , balkanlara gidip fabrika kuran var , suriye’ye, halep’e gidip fabrika kuran var biz diyoruz ki orda kurmayın, gelin burada kurun. biz de teşvik verelim, mısır’da bir çok şeyi devlet karşılıyor , elektriği bedava veriyor , bedava arazi veriyor , 10 yıl vergi almıyor . güneydoğu’da biliyor-sunuz sanayici için elektrik büyük bir girdi, sosyal güvenlik büyük bir girdi, bu girdiler çok yüksek. biz bunları düşürelim, güney doğudan şu anda elektrik parası toplanamıyor . adam evinde, kuyusunda, ahırında elektrik kullanıyor ve bunun parası toplana-mıyor . biz istiyoruz ki arkadaşlar proje yapsınlar , her il için bir proje gelişti-rilsin. mesela desin ki ben burada domates yetiştireceğim sonra kurutup avrupa pazarına satacağım. mesela tarım alanlarında sulama yapılabilir , benim bunun üzerine düşmem lazım. bunun için ne kadar nakit lazım? 150 milyon para lazım, gideceğiz çok dü-şük faizlerle, hatta belki faizsiz kredi alacağız. bu vatandaş, 150 kilo yerine 600 kilo buğday alırsa da ödemesini kolay yapar . bu ödemeyi cazip hale getirelim. başka yerlere kuracağına işletmesini, gelsin burada kursun. imalatını burada yapsın mesela ssk primini çok düşük alalım, elektrik pa-rasını dörtte bir alalım, araziyi beda-va verelim. zaten arazinin bol olduğu bir bölge, bankayı çağırırım faizsiz kredi verdiririm. burada 300-500 kişi istihdam edildikten sonra devlet ola-rak çok büyük karlarımız var . bir kere milyarlarca dolar terör için para har-cıyorum, bu insanlara aş, iş verilirse dağa çıkmazlar , terörün ayağını kay-dırmış olursun. o işsiz insanlar dağa çıkmış olur . kalkınma oldukça bölge-de, dağa çıkan da olmaz. dediğim gibi devletimizle, hükümetimizle, el ele tutunup projelerimizi yürütelim, bundan sorumlu bakanımıza proje-miz de şunu istiyoruz diye söyleyelim. ama iş adamları buraya vakitlerini, emeklerini harcıyorlar . gelip ‘’ca-hit bey , biz burada para kazanmak istemiyoruz, sadece zarar etmeyelim yeter’’ diyorlar . para kazansın, biz de kara geçelim devlet olarak. mesela güneydoğu’yu çin yapalım diyor . on yıl vergi almayalım... bundan za-rarımız olmaz, karımız olur . p eki bunun dışında valiyle toplantılar yapılsın bölgede-ki sivil toplum kuruluşlarıyla ortak projeler yapılsın. böyle çalışmala-rınız var mı? cahit erbalcı: tabii oluyor . bir yere gittiğimizde oranın mülki amiriyle muhakkak görüşmelerimiz, işlerimiz oluyor . ama bu işin lokomotifi sivil toplum örgütleri olmalı. devlet olun-ca mekanizmalar ağır işliyor , biz sivil toplum olunca daha pratik düşünü-yoruz. mesela şu anda teknokent fi-lan yapılıyor , bu işin sivil ayakları var , kosgeb vs. var ve bu işler o kadar rahat yürümeye başladı ki, mesela muhtarlıktan onaylat, ordan onaylat, eski hantanllık filan yok. teknokent’te bir tane proje vardı, ben inanamadım üç haftada komisyondan geçti, hazır vaziyete geldi. eskiden böyle şey olur muydu? bekle ki dursun. b urada bürokrosinin de hızlan-ması söz konusu değil mi? cahit erbalcı: bürokrosinin hızlanma-sı değil de zaten sivil toplum örgütleriyle bir araya gelsin o kendini çeker , götürür , süratli gider . t opluma hizmet vermek ta-mam ancak ilk olarak kendi üyelerinize yönelik somut hizmet-leriniz olmalı. üyeleriniz sizin on-lara kattıklarınızdan memnun mu? yoksa dernekler klasik yöre yardım-laşma derneği gibi mi çalışıyor? cahit erbalcı: genel bir yardımlaş-ma derneği gibi değil de muhakkak üyelerden birinin sıkıntısı olunca onun üzerine düşüyoruz. mesela herhangi bir dairede bir sıkıntısı var . nedir bu diyoruz. bir aksaklık varsa efendim bu niye aksıyor , mesela adam vergi iadesini alamıyor kardeşim eksiğin varsa eksiğini tamamlıyoruz, ama niye aksıyor diye de soruyoruz çünkü hakikatten bazı iyi niyetli olmayan in-sanlar da var . adam aksatırken bana buradan bir şeyler versinler , kolaylık olsun diye yapıyor . bunlara da bakı-bir yere gittiğimizde oranın mülki amiriyle muhakkak görüşmelerimiz, işlerimiz oluyor. ama bu işin lokomotifi sivil toplum örgütleri olmalı. devlet olunca mekanizmalar ağır işliyor, biz sivil toplum olunca daha pratik düşünüyoruz. günsiaf’a göre: gelişmiş bir sivil toplum iş dünyası için çok sayıda dolaylı ve doğrudan fayda sağlar. piyasa ekonomisinin gelişimi, devletin verimli hale getirilmesi, şeffaf bir yöne-timin gelişimi, devletin bir hakem kurumuna dönüşme-si, yerel ve küresel sermaye dolaşımı, hukukun üstünlü-ğü ilkesinin gelişimi, beşeri açıdan gelişmişlik, toplum-sal farklılaşma, demokratik sistemin gelişimi bunlardan sadece bazılarıdır. dosya 68</Page><Page Number="70">ww.derneklerdergisi.com 69 yoruz. bu gibi yardımlaşmalara bakı-yoruz. ama mesela bir fakir yardım-laşma derneği gibi tabii ki değiliz. biz mesela bölge olarak da bunları düşünüyoruz, avrupa’ya götürüyoruz. yemen’e gidiyorlar . sabit bir yerde kalmıyoruz senede en az 3-4 kere yurtdışı seyahati yapıyoruz. tabii bu ufukları açıyor . sonra mesela, bizim 26 iş adamları derneği başkanlarını ve yardımcıla-rını aldık ankara’da maden teknik araştırma’ya, sanayi bakanlığına gittik. dört bakanlık gezdik. iki sene önce tek tek araştırdılar , bizim o böl-gede ne kadar maden var , ne kadar termal suyu var , hepsini araştırdılar . mesela bizim madencilik üzerine çalı-şan bir arkadaş olunca,o projeyi ala-cak gidecek maden çıkaracak, biz de işleteceğiz orayı. p rojeleriniz hakkında bilgi ve-rir misiniz? gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz? cahit erbalcı: güneydoğu da bü-tün illerde mesela bizler yatırım yaptık ve yapılmasını istiyoruz. bunun için de mesela yakın zamanda viranşehir’e gittik. burada tahıl çok, hayvancılık da çok, mesela buraya yem fabri-kası kuralım, çuval fabrikası kuralım ama her şeyi bizden istemeyin diyo-ruz. oradan iki tane maddi durumu iyi arkadaş çıksın desin ki ben bura-da çuval fabrikası kuracağım. son-ra ben o arkadaşın yanına gideyim, çuval fabrikası için makineler hazır-latayım, gerekirse ona ortak olayım. ama ben tek başıma gidip de oraya kusura bakmayın yani (ben derken üyelerden bahsediyorum) bunu yapa-mam. oradaki iş adamlarımız kalkıp da desin yani ‘’burada şu kaşık çok iyi gider’’ piyasamız var , bunu sata-biliriz. ben onunla ilgili üyeyi onunla birleştireceğim, çeşitli imkanlar ve alt yapı hazırlayacağım, ama işin başın-da o yöreden insan olsun. bununla ilgili çalışmalarda mesela görev veril-di. urfa hazırladı, siirt hazırladı. dört beş şehir böyle hazırladı. avrupa’dan da insanlar gelip türkiye de iş yap-mak istiyorlar . onlarla karşılıklı otu-rup proje hazırlıyoruz. e fendim buradan başka bir ko-nuya geçmek istiyorum. ulus-lararası bağlantılarınız ve bunların bölgeye etkileri nelerdir? cahit erbalcı: çok bölgede var . şu andameselaavrupa’daki,almanya’daki derneğimiz, belçika’daki derneğimiz aracılığıyla o bölgedeki iş alanlarımızla ilgili projeleri karşılıklı oturup tartışı-yoruz. aynı zamanda bizim batı böl-gesindeki belli çaptaki büyük fabrika sahiplerini de getirip burada ne yatı-rım yapabiliriz diye düşüneceğiz. ama burada şu da var: zarar etmeyelim, çok para kazanmasak da burası da kalkınsın hedefimiz o. bunun için de herkes kendine düşeni yapmalı. ben bunu yapıyorsam devlet olarak da sizinde altyapı hazırlamanız lazım. bizim devletten istediğimiz o. araziye gittiğinde araziden para almasınlar , bir cazibe getirelim. ve yine devlet karlı çıkar . başka ülkelere kaçmasın. oradaki insanlar istihdam edildi mi, çok şeylerden kurtulmuş oluruz. yani bunu toparlamak gerekirse orada-ki bütün denetlemeler , toparlama-lar devam ediyor . mesela urfa’da türkiye’nin en bol güneşi var , toprak var , termal suyu var . mesela turizme de el attık, şu anda turizm olarak ora-da çok güzel termal oteller yapılabilir . oradaki yerel kişilere şunu anlatmak lazım: adıyaman’ın nemrut’u var , diyarbakır’ın tarihi var , urfa’nın ayrı bir tarihi var , mardin’in kendi tarihi var , orada da oteller yapıp gelen yerli ve yabancı turistler ağırlanabilir . her şeyi devletten beklemiyoruz ama dev-letin de muhakkak yardımcı olması lazım. d ernek olarak bölgeye yöne-lik kalkınma projelerinin bir eleştirisini yapar mısınız? cahit erbalcı: bundan önceki dö-nemde mesela gap ile ilgili devlet bakanımız oralı değil. yani senede üç sefer gap bölgesine gelmiş. ben istiyorum ki bu insan, o yörenin insanı olsun, bununla dertlenen biri olsun. mesela 8. cumhurbaşkanımız turgut özal. o’nun hükümeti zamanında habur’a kadar otoyol projesi vardı, yarım kaldı. şu anda mesela atatürk barajımız var , gap’daki barajımız. hiç mesela şu anda sulama kanalları iş adamları buraya vakitlerini, emeklerini harcıyorlar. gelip ‘’cahit bey, biz burada para kazanmak istemiyoruz, sadece zara etmeyelim yeter’’ diyorlar. para kazansın, biz de kara geçelim devlet olarak. mesela güneydoğu’yu çin yapalım diyor. on yıl vergi almayalım... bundan zararımız olmaz, karımız olur.</Page><Page Number="71">0 www.derneklerdergisi.com yapılsa. amatörce üstelik bu. ancak su boşu boşuna akıp gidiyor , bir yan-dan da tahıllar susuz kalıyor , şimdi bunu sivil toplum örgütü yapamaz, hükümet, devlet yapacak bu işle-ri. gerçi şu anda başbakanımız söz verdi. bu sene 12 milyon dolar kadar para harcayıp işi bitireceğiz. bittik-ten sonrada sulu tarıma geçmeliyiz. gelecek adına petrol kadar kıymetli bizim tarım. ve yapacağımız çeşitli bitkiler üzerine devlet kendi vazifesini yapsın, biz de orada gerekli yatırım-ları yaparız. çok güzel su ürünlerinin üretilmesi lazım. insan inanamıyor bugün doğuda hayvancılık var . ege-deki bir süt fabrikasından doğuda süt satılıyor , ege’den süt almak olacak iş mi, süt teknik merkezlerini biz bölge-mizde de kurabiliriz çok bir şey değil istediğimiz şeyler , biz bunları isteyece-ğiz. p eki o bölgede çalışan sivil toplum örgütlerinin çalışma-larını takip edebiliyor musunuz, onları nasıl görüyorsunuz? cahit erbalcı: onları çok takip et-miyoruz, sadece biz kendi dernekteki çalışmalarımıza bakıyoruz. diyelim ki; bizim bölgedeki iş platformu yapalım dedik. 2007 yılında gaziantep’de küçük çapta ilk defa bizim bölgedeki derneklerimiz, iş adamlarıyla küçük bir iş platformu yaptık. ben inanama-dım. siirt’den üyemiz gelmiş, el ara-bası yapıyor , kürek yapıyor , urfa’daki çok güzel borular yapmış. yani üye-lerimizi de yeterince tanımıyormuşuz demek ki. baktık iyi bir potansiyel var bu sene kahramanmaraş’da sağol-sun belediye başkanımız, yardımcısı, o bölgede ki kuruluşlar , konuya sahip çıktılar . orada ikincisini yaptık iş ge-liştirme platformunun, bizim hedefi-mizde beş bin kişi ziyaretçi bekliyoruz, 150 tane stant açtık, altı bin tane de yaka kartı hazırladık fazla olsun diye. ilk gün yedi bin beş yüz kişi ziyaret etti, bütün bölgelerden ziyarete geldiler . ikinci gün ben sordum sekreterlere: “şu anda dokuz bin kişi oldu bu gün ziyarete gelenlerle” dediler . şimdi bu ilgiyi görünce ister istemez inşallah her sene bunu yapmak istiyoruz tam karar vermedik ama mesela şu anda urfa olabilir mekan müsaitse. m erkezi bir yer olsun istiyor-sunuz... cahit erbalcı: antep’ de olsun iste-miyorum mesela. mesela antep’deki küçük minyatürü gören diğer fede-rasyonlar marmara’da antep’tekinin biraz daha büyüğünü yaptı. sonra ege de daha büyüğünü yaptı, en sonuncusu ise kahramanmaraş. o çok daha hareketli oldu. biz aynı gün katılımcıların görüşlerini aldık, anket dağıttık fakat bir ay sonra tekrar tek tek telefon açtık, gelen giden çok oldu ama dedik ki arada bir netice-ye bağlandı mı, kaç kişi iş yapmış, kaç kişi bağlantı yapmış. mesela bir mutfakçı dört bağlantı yapmış, ikisi burdan ikisi diğer illerden, ben çok istifade ettim diyor . p eki şunlara da bakıyorsunuz herhalde; bu tip çalışmaların ne kadar gelir getirdiğini, ne çapta bir ticari faaliyete yol açtığını, bununla ilgili çalışmalarınız var mı? cahit erbalcı: ilk günlük rapor du-ruyor ancak biz bir ay sonra da bunun neticelerini görmek istiyoruz. o neti-celer hakkında da tek tek arkadaşlar görüşüp dosyalıyoruz. b u anlamda da bir kalkınma raporu hazırlanabilir. yani çok ciddi bir ekonomik hacme sa-hip anladığım kadarıyla. peki o 15 bin kişinin mesela geri dönüşü mü var mı? cahit erbalcı: işte o konuları şu anda tek tek görüşüp, bütün ka-tılımcılarla görüşüyoruz. dediğim gibi üyelerimizi senede üç sefer , mesela tunus’a götürdük, mesela diyarbakır’daki derneğimiz aldı uzak doğuya götürdük 3 ülkeyi gezdirdik. bunları ne yapıyoruz, o konuyla ilgili üyelerimizi bir araya getiriyoruz karşı-lıklı konuşturuyoruz b u kadar etkin olmanız çok güzel. mesela yozgat’ı gez-dik hafta sonu, yozgat, kırşehir’ i, o bölgede baktık ve çok üzüldük tabii, gayret var bir grup tarafın-dan ancak kalkınma problemi de var. yazın da güneydoğudaydık. bu tip şeylerin olması çok çok önemli. inşallah bunlar da arta-rak devam eder. cahit erbalcı: yetişilmeyecek ka-dar değil. güzel projeler üretiliyor . mesela 15 günde bir bütün bölgede-ki genel sekreterler her zaman bir ilde toplanıyoruz, konuları toparlayıp on-larla beraber çalışmalar devam edi-yor . çünkü işi götürecek olan onlar , yönetim kurulu değil. mesela bunun yanı sıra şu anda aşağı yukarı on derneğimize avru-pa birliği’nden proje hazırladık, on-lar da uygulamaya geçtiler . sonra bizim bir arkadaşımız avrupa birliği fonları’yla ilgileniyor . bütün dernek-lerimize işleyişine göre danışmanlık desteği veriyoruz. 50 bin 70 bin euro kadar iş ge-lecek derneklerimize, mesela bizim günsiaf aynı zamanda avrupa birliği’nde, gençleri yurtdışına gö-türecek. mesela bir grup çıktı dedi ki biz üç ay gideceğiz almanya’da çalışacağız. hem orasının insanları-nı öğrenecekler , hem onlara yardım edecekler , tüm masraflarını avrupa birliği karşılıyor . gençleri bu konu-da gönderme imkânımız var . mesela bir problem varsa eğer , bunun için bir uzman getiriyoruz bütün dernek-lerimizin işletmelerindeki sekreterle-rini çağırıp üç gün onlara seminer veriyoruz. bu tip eğitimlerimiz de var . dediğim gibi on tane projemiz vardı. on tanesi de ön başvuru da bulundu ve hiç biri reddedilmedi. illerde bilgi-sayar kursu gibi kurslar açılıyor . dosya</Page><Page Number="72">ww.derneklerdergisi.com 71 k urs olayında sizin de deste-ğiniz var mı? cahit erbalcı: bir gün eski emniyet müdürüyle oturuyoruz mesela madde bağımlısı çok genç var . her şeyi dev-letten beklemeyin diyor . yarın kızınız ve karınız sokakta gezemez diyor . biz de arkadaşlarla toplandık. ne yapa-biliriz? belediye başkanıyla görüştük. bu çocukların yani eroin kullanan, madde kullanan, uyuşturucu kulla-nanların tedavisi var . balinin tedavisi yok. peki, o zaman dedik ki arkadaş-larla, öğretmen arkadaşları da çağır-dık, hiç olmazsa en çok bu çukura düşülen yerlerdeki okul müdürlerini ziyaret ettik, oralardan, milli eğitim müdürüyle görüştük. biz iş adamları derneğiyiz mesela bununla alakamız yok. ama ne yapabiliriz? bizim yöne-tim kurulundaki arkadaşımız dedi ki sen ayrıl buradan ayrı bir dernek kur . çınar eğitim yardımlaşma derne-ği adında iki arkadaş ayrılıp ayrı bir dernek kurdular . bizler desteği verdik onlar da o işi yürütmeye başladılar . ben korkuyordum açıkçası; acaba bu çocuklar birbirlerine bıçak çekerler mi, benim camımı çerçevemi indirir-ler mi, fakat tam tersine hepsinin göz-leri çakmak taşı gibi, ben okuyaca-ğım diyor , böyle olunca arkasından beş yerde yaptık bu işi biz. 500 kişi, 3 bin kişi, bu sene 5 bin 700 kişi oldu. oks imtihanına girdiler bu çocuklar , ilk girenin % 15’i kazandı. ikinci yıl % 34’ler de oldu başarı. üçüncü yılın başarı oranı % 65. bu yıl 1081 kişi girdi, 700’ü kazandı, yani başarı % 74 oldu. niye kazanıyorlar biliyor musunuz, maddi durumu iyi olan çocuklar oku-sa da olur okumasa da olur fakat bu çocuklar okumak zorunda. bir de şu anda 104 kadar öğretmenimiz var bunun 50 tanesi kadarına maaş ve-riyoruz, diğer kalan 50 tanesi bedava giriyor . gönüllü olarak giriyor . şimdi öğrenci alacam diyor , öğretmen de bunu para karşılığında değil gönüllü olarak yapınca başarı oluyor . bunun yanı sıra rehber hocalarımız da var çocuklar diğer yönden de yetişiyor . şimdi yeni bir yerde yaptık bu çocuk-lar belli dönemlerde de oraya götü-rüyor yediriyor içiriyoruz. s onuçta bölge insanını eğit-meden kalkınmayı sürekli hale getiremezsiniz. cahit erbalcı: tabii. bir de bura-larda zenginlere karşı düşman yetişi-yorlar . sen hem onları o düşünceden sıyırıyorsun hem de eğitiyorsun, iki iş birde kazanıyorsun. ardından, bi-lecik, urfa, diyarbakır , mardin, bat-man da hepsini orada da uygulama-ya başladılar . sadece buralarda değil izmir’de de var istanbul’da da var . geçende kaldığım otelde bir grup arkadaşımla karşılaştım, inşallah bunu istanbul’da da başlatacaklarını öğrendim. birçok proje var . bu genç-ler zaten zehir gibiler . ve bırakmıyo-ruz da mesela oks’yi kazandı mı, anadolu lisesi, fen lisesi, üniversi-teye kadar bu çocukların ellerini hiç bırakmıyoruz. b u projelere madde bağımlısı çocuklar da dahil edildi mi? cahit erbalcı: onları zaten kur-taramıyoruz. yani hakikatten alışmış olanların pek bir çaresi yok. s on olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? cahit erbalcı: son olarak bu moral varken, devletin yöresine göre yatırım yapılması lazım. ama ben tek başıma gidip de oraya kusura bakmayın yani (ben derken üyelerden bahsediyorum) bunu yapamam. oradaki iş adamlarımız kalkıp da desin yani ‘’burada şu kaşık çok iyi gider’’ piyasamız var, bunu satabiliriz. ben onunla ilgili üyeyi onunla birleştireceğim, çeşitli imkanlar ve alt yapı hazırlayacağım, ama işin başında o yöreden insan olsun.</Page><Page Number="73">ww.derneklerdergisi.com 72 dosya</Page><Page Number="74">ww.derneklerdergisi.com 73 çatom’un kalkınma bağla-mında bölgeye yönelik şimdiye kadar yaptığı somut projeler ne-lerdir? çatom’larda amaç: •kadınların sorunlarının farkına varmalarına, tanımlamalarına ve çözümü için inisiyatif kullanabilme-lerine fırsat oluşturmak; • kadınların kamusal hizmetlerden daha fazla yararlanabilmelerini ve kamusal alana daha fazla katılma-larını sağlamak; •kadın istihdamını ve kadın giri-şimciliğini arttırmak; • kadını güçlendirerek cinsiyet den-geli kalkınma sürecini başlatmak; • ve bu yolla yerel koşullara uygun, katılımcı toplum kalkınması temelli, model ya da modeller geliştirmektir . bu bağlamda bölgede ve adıyaman’da kadınlara ve genç kız-lara yönelik yapmış olduğumuz ça-lışmalar ikiye ayrılmaktadır: bunlardan birincisi: eğitim prog-ramları ikincisi ise: beceri ve meslek edin-dirme programları. çatom’larda gizli bir misyon yü-rütülmektedir . eğitim konusunda hedef kitle duyarsız veya önem ver-miyor ise mesleki ve beceri kursları ile katılımcılar programlara dahil edilerek yönlendirme yapılmakta-dır . özellikle yetişkin okur-yazarlık programları ile 2004 yılından bu yana 290 kişiye ulaşılmıştır . çatomprogramlarından faydala-nan katılımcılar zamanla merkezde haftanın belli günleri gerçekleşen: sağlık, anne-çocuk, hukuk(kadının yasal hakları), beslenme- ev eko-nomisi ve rehberlik eğitimleri ile bilinçlendirilerek bu konuda ki bil-gileri arttırılmaya çalışılmaktadır . bu programlar hazırlanırken hedef kitlenin ihtiyaçları göz önünde bu-lundurularak eğitimin içeriği ve sı-ralaması gerçekleştirilmektedir . mesleki programlar sayesinde (biçki-dikiş, giyim, moda tasa-rım ver stilistlik, mefruşat, makine nakışları, bilgisayar , kuaförlük, el sanatları) bölge kadınının öncelikle kendi ihtiyaçları, sonrasında yapılan teşvikler ile aile bütçesine küçükte olsa katkıda bulunmaları sağlan-maktadır .ilimiz tekstil sektöründe yapılan atılımlar sayesinde genç kız ve kadınlarımız istihdamda önemli bir payı ellerinde bulundurmak-tadırlar .bu gelişmeler ile çatom bünyesinde sanayiye yönelik kurs programları gerçekleştirilmektedir . son iki yıl içerisinde kendi işini ku-ran 6 katılımcımız bulunmaktadır . ayrıca 2005 yılında gelir getiri-ci programlarımıza yeni bir açılım getirdik.hediyelik eşya ve ev tekstil ürünleri yaparak kadınlarımızın üre-tim yaparak aile bütçelerine doğru-dan katkı sağlamalarını amaçladık. halen devam eden atölye çalış-malarımız ile ortaya çıkan ürünleri çeşitli organizasyonlarda sergile-me ve pazarlama imkanı bulmak-tayız.bir proje dahilinde oluşturu-lan web sayfası ile yapılan ürünler daha geniş bir kitleye ulaşma imkanı bulmuştur .(www.gapkadinurunu.org) bu sayede sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yönden zayıf, kalkın-mada en temel unsurların başındaki kadın ve genç kızlar üzerinde bilinç uyandırılarak topluma entegreleri sağlanmaktadır . yöneticiler sizin gibi dernekler-den nasıl yararlanmalı? ne tür modeller tavsiye ediyorsunuz? • çatom’ları diğer toplum mer-kezlerinden ayıran en büyük özel-lik eğiticilerin gönüllülük esasına göre çalışmaları ve hane ziyaretleri gerçekleştirerek ihtiyaç analizinin yapılarak, programların gerçekleş-tirilmesi. • çatom’lar özellikle kırsal veya az gelişmiş veya gelişmemiş yerle-şim kesimlerinde kurulup hizmet verdiklerinden dolayı, birebir bölge halkının sorunları ve yanı başında-lar .şehir merkezinde olan herhangi bir kuruluşun programlarına katıl-mak istediklerinde ise; başta maddi sorunlar ve aile bireylerinin engel faktörü ile karşılaşılmaktadırlar . bizlerin en büyük avantajı merkez-lerimizin hedef kitlemizle aynı yerde olması. •yöneticiler bizim gibi kuruluşların deneyim ve tecrübelerinden yarar-lanabilirler .kırsalda yaşayan bölge halkının sorunları ve belki çözüm önerileri birebir bizlere iletildiğin-den bu anlamda köprü vazifesi de görüyor ve görmekteyiz. •kadınlara yönelik pozitif bir ay-rımcılık üstlenen merkezlerimizde katılımcılar kendilerini daha rahat ifade etme ve sosyalleşme imkanı bulmaktadırlar .bu beklentinin karşı-lanıyor olması bizleri ayrıca mem-nun etmektedir .yöneticilerin bu bakış açısı ile konulara eğilmeleri ayrıca önem arz etmektedir . çatom olarak gördüğünüz söz konusu olan uluslararası (özellik-le ab) fırsatlar nelerdir. çatom olarak neler yapmaktasınız? 29 çatom gap bölgesinde faali-yet göstermektedir .gap idaresi baş-kanlığı, kamu ve çeşitli stk’ların gerçekleştirmiş olduğu uluslar ara-sı fırsatlar hakkında bilgilendirme toplantıları ile dernek kurma fikirleri zihnimizde oluşmaya başladı. ve 5 çatom dernek, 2 çatom’da ko-operatif kurarak sivil anlamda prog-ramlar ve projeler geliştirme anla-mında ciddi bir adım atmıştır . adıyaman çatom derneği de 2005 yılında kuruldu ve kurulduktan 7 ay sonra dünya bankası küçük hi-beler programından hibe almaya hak kazanmıştır . bütçe: 5000 abd . pilot olarak seçilen: yeşilyurt ma-hallesinde; 5 yaş altı çocuğu olan annelerin: “çocuk gelişimi ve bes-lenmesi” konusunda bilgilendirme çalışması idi.proje 1 yıl sürmüş ve başarı ile tamamlanmıştır . ayrıca gap-bm “kadın iş gücünün güçlendirilmesi projesi” kapsamın-da merkezde katılımcılara yönelik gerçekleşen çeşitli eğitimler ve mer-keze dikiş -nakış makine ekipman desteği sağlanarak gelir getirici programların kapasitesi güçlendi-rilmiştir .</Page><Page Number="75">4 www.derneklerdergisi.com geçen sene itibarı ile japonya hü-kümeti hibe programına hazırlanan projemiz kabul görmüş ve 2008 nisan ayı içerisinde protokolü ya-pılmıştır . bu projemizde ise adıya-man belediyesi ile ortak bir çalışma gerçekleştirilerek; merkezimize: konferans salonu, bilgisayarların yenilenmesi, kütüp-hane-müzik sınıfı ve diğer eksik olan ekipmanlarımızın(masa,sıra,dolap, sanayi makineleri vs.) karşılanması şeklinde idi.bütçesi: 52.823 abd  dernek proje ekibi tarafından ayın belli zamanlarında bir araya gele-rek, proje fikir ve çalışmaları üzerin-de toplantılar gerçekleştirmekteyiz. yukarıda belirtmiş olduğumuz pro-jeler özellikle fırsatların değerlendi-rilmesi konusunda kendi açımızdan önemli gelişmelerdir . ortak çalışma yaptığınız der-nekler var mı? ne tip ortak ça-lışmalar yapıyorsunuz? aslında bölgede kamu-yerel ve diğer stk’lar ile bazı çalışmalar yü-rütmekteyiz.özellikle eğitim-kültür , yardımlaşma ve dayanışma dernek-leri ile konferans-panel, sergi-ker-mes ve gezi turları düzenlemekteyiz. ayrıca bu dernekler ile ortak proje fikirleri üzerinde çalışmalarımız de-vam etmektedir . kalkınma ve çatom arasında nasıl bir ilişki vardır? kadınlar ve genç kızlar , çatom program ve projeleri dolayısıy-la makul ölçülerde kayrılmakta ve bu alanda olumlu ayrımcılık yapıl-maktadır .çatom’larda “kadının görünmezliği” görünür hale geti-rilmektedir .çatom’ların yerel, ulu-sal, uluslararası kamu ve stk’lar tarafından ziyaret edilmesi, yerel ve ulusal medyada yer alması kadın sorunlarında duyarlılık oluşturmuş, kırsal alanda ve varoşlarda yaşayan kadınların sorunları tartışılır hale gelmiştir .kadının eğitiminin, insan hakları yönünden bir gereklilik ve bunun yanı sıra ekonomik ve top-lumsal kalkınmayı güçlendiren bir faktör olduğunun anlaşılmasında katkı sağlamıştır . çatom’larda toplumsal pirami-din tabanındaki yoksula ulaşılmıştır . kamu hizmetlerine ulaşmakta güç-lük çeken ya da bu hizmetlere ulaşa-mayan yoksulların bu hizmetlerden daha fazla yaralanmalarında aracı olunmuştur .yeni örgütsel seçenekler ve daha insani davranış modelleri ortaya konmuştur .çatom’lar ara-cılığıyla toplumun desteğe en fazla muhtaç kesimleri ile kamu ve sivil toplum kuruluşları arasında sağlıklı bir diyalog ortamının geliştirilmesi-ne; insanı merkez alan, barışçı, de-mokratik toplum temellerinin güç-lendirilmesine çalışılmaktadır . bu bağlamda çatom’lar gap idaresi başkanlığının 1996 yılında kurmaya başladığı ayakları yere sağlam basan ciddi bir sosyal kal-kınma projesidir . bu proje ile bölge insanının temel taşlarını oluşturan kadın üzerinde durularak, sosyal statülerin arttırıl-masında ve güçlendirilmesinde çok büyük bir rol üstlenmiştir . dosya</Page><Page Number="76">ww.derneklerdergisi.com 75 çatom’larda “kadının görünmezliği” görünür hale getirilmektedir.</Page><Page Number="77">6 www.derneklerdergisi.com güngiad’ın kalkınma bağla-mında bölgeye yönelik şimdiye kadar yaptığı somut projeler ne-lerdir? güngiad kurulduğu günden bu-güne bölgenin gelişmesi için bir çok somut proje üretimiştir . kalkınmanın olabilmesinin ana şartının eğitimden geçtiğine inanmaktayız ve bu anlam-da eğitimle ilgili birçok çalışma pap-tık. bunlardan birisi “gap 2001 eği-time destek kampanyası” ile 4376 öğrenciye 5 yıl boyunca düzenli eği-tim ve masrafları karşılandı. en son olarak da eğitimle ilgili usıder’le mesleki kariyer kazandırma kursunu açarak 100 işsizi iş sahibi yapan bir proje hazırladık ve uyguladık. bunun yanında hükümetlere çeşitli raporlar sunduk ve sorunlarımızı aktardık. çı-kan teşvik yasasının bölgenin birkaç ili faydalanmış olup diyarbakır ilinin bundan faydalanmadığını defalarca vurguladık ve çözüm önerilerimizi de sunduk. kendi çalışmalarımıza daya-narak yeni bir vergi modeli önerdik. ilin jeopolitik konumuna göre o ile yatırım yapan iş adamlarından vergi alınmaması.5- 10 yıl gibi süreler için değişik teşvik programlarının uygu-lanması gerekiyor . ancak bu öneri-miz inanıyoruz ki çok kısa zaman-da ab’ye üye olmuş bir çok ülkede uygulanan bu sistem ülkemizde de uygulanacaktır . yöneticiler sizin gibi kuruluşlar-dan nasıl yararlanmalı? ne tür modeller tavsiye ediyorsunuz? bizim gibi kuruluşların en büyük etkisi yöneticilere farklı kapılar ve imkanlar sunmasıdır . aslında eğer yöneticiler gelişmeye ve yeniliğe açılmak istiyorlarsa bizlerle diyaloga onlara avantajlar sağlayacaktır . ge-rek yerel bazda gerek ulusal bazda ilişkilerine yeni ufuklar katabiliriz. ve onların uzun zamanda alacağı yolun kısalması için katkıda bulunabiliriz. dernekler bağlamında söz konu-su olan uluslararası (özellikle ab) fırsatlar nelerdir. dernekleri nasıl uluslararası piyasaya açabiliriz? derneklerin uluslararası açılımı an-cak yerelde ve ulusalda daha aktif olmaları ancak böyle misyonlar üst-lenen diğer derneklerle faaliyetler de bulunarak gerçekleşebilir . veya ab’nin sunduğu bazı fırsatları değer-lendirerek somut projeler üreterek uygulamaya sokmak amacıyla çalış-malar yaparak uluslararası piyasaya açılabilirler . yenilikler bularak tekno-lojik buluşlar vs yaparak uluslararası alana açılabilirler ancak bundan re-kabetçi ve yenilikçi olmak şart. ortak çalışma yaptığınız dernek-ler var mı? ne gibi ortak çalışma-lar yapıyorsunuz? işbirliği yaptığımız dernekler var . ör-neğin usider’le yaptık eğitimle ilgi-li. bunun yanında güney ve güney-doğu genç iş adamları federasyonu ve türkiye genç işadamları konfede-rasyonu ile çeşitli çalışmalar yaptık. başka proje hazırlıklarımız da var . kalkınma ve dernek arasında na-sıl bir ilişki vardır? kalkınma ve dernekler arasında ekonomik amaç taşıyan derneklerle doğrudan bir bağ kurulabilir . nite-kim ekonomik konularda çalışan der-neklerin temel amaçlarından birisi de kalkınmaya katkıda bulunmaktır . dosya güngiad ve bölgesel kalkınma</Page><Page Number="78">demeli isteme adresi: uluslararası sivil toplumu destekleme ve geliştirme derneği (usider) köroğlu cd. kuleli sk. no: 89/7 g.o.p. / ankara türkiye 06700 tel: 90 (312) 446 6385 belge geçer: 90 (312) 446 7017 www.usider.org  e-mail: info@usider.org dernek yöneticileri için uzman kişilerce hazırlanan bulunmaz bir kaynak! • derneklerle ilgili açıklamalı mevzuat 	  	  (dernekler kanunu ve türk medeni kanunu) • yardım toplama kanunu ve yönetmeliği • dernekler yönetmeliği • dernek yöneticilerinin dikkat etmesi   gereken hususlar • derneklerle ilgili diğer mevzuat • yabancı vakıf, kâr amacı gütmeyen kuruluş 	  ve derneklerle ilgili mevzuat ve uygulamalar • türk vakıflarının yurtdışı faaliyetlerine ilişkin 	  mevzuat • derneklere ilişkin yenilik ve ayrıcalıklar • dernek, federasyon ve konfederasyonların 	  kuruluş aşamaları, • genel kurul ve yönetim kurulu   karar örnekleri • lokal yönergesi örneği • tüzük örneği • derneklere ilişkin istatistiki bilgiler</Page><Page Number="79">8 www.derneklerdergisi.com bir stk’nın başarı öyküsü: diyarbakır çiftçi okulu projesi d iyarbakır çiftçi okulu projesi neticesinde 50 çiftçinin mükemmeliyete yakın örnek hayvan yetiştiricisi olması, teknik ve uygulamalı altyapılarının çağın gerektirdiği ölçülerde olması ve bu çiftçilerin ödüllendirilip örnek çiftçi olarak sertifikalandırılması amaçlanmaktadır. dosya</Page><Page Number="80">ww.derneklerdergisi.com 79 	çevre krizi, enerji krizi, petrol kri-zi... dünya bir anlamda krizler ça-ğına girmiş gibi görünüyor . ancak bütün bu büyük ses getiren krizle-rin arasından hiç umulmadık bir başka kriz daha çıktı: tarımsal kriz. teknolojinin, haberleşmenin baş döndürdüğü bir çağda insanlığın tarımla ilgili konuları çoktan geride bıraktığına dair düşünce şimdi sar-sıntı geçirmekte. dünyanın yüksek teknoloji, bilişim gibi konuların üze-rinde yeniden kurulacağı düşüncesi bir anlamda beklemediği bir şok ya-şamakta. yüksek petrol fiyatlarının ekonomi üzerine yapacağı olumsuz etkiler kadar artık pirinç arzının az-lığı, çocuklara günlük süt arzının yetersizliği gibi konularda artık be-lirleyici. küresel tarım krizine karşı verile-cek mücadele de hiç şüphesiz çift-çiler en temel aktör konumundadır . güneydoğu tarımsal eğitim yayım ve danışmanlık hizmetleri derneği, gündemin tarımsal kriz ile boğuştu-ğu bir ortamda 50 çiftçiye evrensel standartlarda hayvancılık yapmayı sağlayacak bir eğitimi tamamladı. usıder tarafından kabul edilen ve yaklaşık 50 bin ytl büyüklüğünde bir bütçe ile desteklenen proje, elli çiftçinin mükemmeliyete yakın örnek hayvan yetiştiricisi olması, teknik ve uygulamalı altyapılarının çağın ge-rektirdiği ölçülerde olması ve bu</Page><Page Number="81">0 www.derneklerdergisi.com çiftçilerin ödüllendirilip örnek çiftçi olarak sertifikalandırılması amaçlan-makta. her alanda yüksek düzeyde küre-selleşen dünyada tarımın ve çiftçile-rin de küreselleşme sürecinin doğal parçaları olduğu artık bilinen bir ger-çek. uzun vadeli olarak çiftçi okulu-nun profesyonelleşerek yeni çiftçilerin daha iyi eğitim almalarına olanak sağlaması, yerel desteğin artması, ülkesel desteğin artarak çiftçi okul-ları projesinin yeni eğitim konularıyla ivme kazanması türkiye tarımını kü-resel rekabet ve sorunlar bağlamında güçlendirecektir . hayvancılık ile ilgili önemli ayrın-tıların bile ihmal edilmediği projede amaçlanan hedef sektörünün her kademesinde çalışan kişilerin bilgi eksikliklerini gidermektir . sözgelimi proje bağlamında meraların ve yem bitkileri ekim alanlarının artırılması, kaba yem açığının kapatılması, silajın önemi ve silaj yapım teknikleri, mera-ların bakım ve kullanımı, hayvancılık faaliyetlerinin modern ve teknik bir şekilde yapılması gibi konularda yo-ğun eğitim programları planlanmış. bu sürecin olmazsa olmaz bir par-çası da yetiştiricilere yönelik yazılı ve görsel basın olanaklarından yararla-nılarak hayvancılık sorunları ve çözüm önerilerini içeren toplantılar paneller düzenlenmek olarak belirlenmesi. böylece ülkemizde uzun yıllardır bir türlü sağlanamayan zooteknist-aka-demisyen-birlik-kooperatif-yetiştirici iş-birliğinin gerçeklenmesi hedeflenmiş. proje nerelerde uygulandı? projede temel olarak diyarbakır’ın hayvancılık popülasyonu ve kayıtlı hayvan sayısı yüksek merkez ve köy-lerinde uygulama ve eğitim çalış-maları yapılmaktadır . özellikle eko-nomik yapısı son dönemde büyük sarsıntılar geçiren bölgenin sorunları düşünülerse, projenin daha geniş an-lamda toplumsal kalkınma ve istikrar açısından çok önemli başka faydaları da hemen görülmektedir . proje kap-samında diyarbakır damızlık sığır yetiştiricileri birliği üyelerine, hayvan-cılık kooperatifleri bölge birliği ko-operatif başkanları ve çalışanlarına, merkez cumhuriyet köyü çiftçilerine ve ailelerine, ahmetli kırsal kalkin-ma kooperatifi üyelerine, pirinclik diyarbakır hayvancılık popülasyonu ve kayıtlı hayvan sayısı yüksek merkez ve köylerinde uygulama ve eğitim çalışmaları yapılmaktadır. proje bağlamında değişik yerlerde konuyla ilgili yoğun çalışmalar yapılmaktadır.  t eknolojinin, haberleşmenin baş döndürdüğü bir çağda insanlığın tarımla ilgili konuları çoktan geride bıraktığına dair düşünce şimdi sarsıntı geçirmekte. dünyanın yüksek teknoloji, bilişim gibi konuların üzerinde yeniden kurulacağı düşüncesi bir anlamda beklemediği bir şok yaşamakta. bugüne kadar geleneksel yöntemlerle yapılan pek çok tarımsal iş artık akademik ölçülerle yapılıyor. bir anlamda günümüz dünyasında tarım bilgi yoğun olarak ancak verimli olabiliyor. dosya eski sistem</Page><Page Number="82">ww.derneklerdergisi.com 81 koyu karabas koyu kirsal kalkinma kooperatifi üyelerine, karaçali kirsal kalkinma kooperatifi üyelerine eğitim verilmiştir . proje kapsamında eğitime katılan çiftçilerin aileleri de eğitim sürecinin doğal parçası olarak kabul edildi. ayrıca projenin amaçladığı eğitim daha küçük ve alt düzeydeki koope-ratiflerle işbirliği yoluyla yapıldığı için çiftçilere yönelik hizmet veren bu ko-operatiflerin etkinliğinin artmasına da yardımcı olundu. ülkemizde pek çok kooperatifin tabela teşkilatı olmaktan öteye geçmediği düşünülürse proje-ya katılan yerel kooperatiflerin kendi kurumsal etkinliklerini arttırmak anla-mında da projeden faydalandıklarını tespit etmek gerekmektedir . dersimiz tarım! bugüne kadar geleneksel yöntem-lerle yapılan pek çok tarımsal iş ar-tık akademik ölçülerle yapılıyor . bir anlamda günümüz dünyasında ta-rım bilgi yoğun olarak ancak verimli olabiliyor . bu mantıktan hareket eden proje genetik kapasitesi yüksek hay-vanların önemi, hayvanlarda bakım ve beslenme, hayvan barınakları, hayvan hastalıkları ve zararlı, hay-van hastalıkları ile mücadele yön-temleri, sütün sağlıklı sağımı, sütten bulaşan hastalıklar , sütün muhafaza ve değerlendirilmesi, çayır ve mera-ların önemi, silajın önemi ve yapım teknikleri, hijyen ve sanitasyon konu-larında çiftçileri ve ailelerini eğitime tabi tuttu. hedef: mükemmel çiftçi büyük çaplı krizler üretimin her aşa-masının önemini arttırmıştır . artık süt sağmak hiç bir ayrıntısı ihmal edil-meyecek önemli bir üretim süreci-dir . hayvan barınaklarının nasıl inşa edileceği en az süt sağma teknikle-ri kadar önemlidir . kısaca tarım ve hayvancılık artık her bir aşaması bilgi yoğun yöntemlerle yapılması gereken hassas ve uzmanlık isteyen bir alan-dır . yakın gelecekte çiftçilik yapmak için insanların yüksek okullarda eği-tim almasının zorunlu hale gelmesi artık bir hayal olarak görülemez. di-yarbakır çiftçi okulu, dünyadaki or-tamın ve zorlukların gerektirdiği an-laylışı zamanında fark eden ve buna uygun adımlar atabilen derneklerin neleri başarabileceklerinin en güzel örneklerinden olmayı başardı. a rtık süt sağmak hiç bir ayrıntısı ihmal edilmeyecek önemli bir üretim sürecidir. hayvan barınaklarının nasıl inşa edileceği en az süt sağma teknikleri kadar önemlidir. kısaca tarım ve hayvancılık artık her bir aşaması bilgi yoğun yöntemlerle yapılması gereken hassas ve uzmanlık isteyen bir alandır. yakın gelecekte çifçtilik yapmak için insanların yüksek okullarda eğitim almasının zorunlu hale gelmesi artık bir hayal olarak görülemez. modern sistem</Page><Page Number="83">2 www.derneklerdergisi.com logo siirt stk’larından alternatif açılım: mesleki eğitim sadece mesleki eğitim değildir! 	 dosya</Page><Page Number="84">ww.derneklerdergisi.com www.derneklerdergisi.com siirt’te zorunlu ilköğretimden sonra meslek sahibi olamamış kişilerin, ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda eğitilmelerini ve verimliliklerini arttırmayı hedefleyen ve güneydoğu anadolu bölgesinde elektrik sektöründe duyulan ara eleman ihtiyacının giderilmesi adına katkı sağlamayı amaçlayan bu proje ile 40 kişiye istihdam sağlanmış ve bölge insanının dışarıya göç etmesi engellenmiştir. 83</Page><Page Number="85">4 www.derneklerdergisi.com mesleki eğitim ve karmaşık hayat ekonomik ve sosyal sorunlar sınırları tam belirlenemeyen, pek çok konuya doğrudan ya da dolaylı olarak bağ-lanmış karmaşık olgulardır . herhan-gi bir ekonomik sorun karmaşık iliş-kilerle pek çok diğer konuyu etkiler . işsizlik, kentleşme ve sorunları deni-len diğer büyük bir konunun doğru-dan nedeni olabilir . tarımsal istihda-mın düşmesi günümüz kentlerinde yaşadığımız trafikten çeşitli güvenlik sorunlarına kadar pek çok konu ile ilişkilidir . dolayısı ile ekonomik so-runların çözümünde pek çok amaç bir arada göz önünde tutulmalıdır . sosyal ve ekonomik konuların kar-maşık yapısı düşünülürse mesleki eğitim salt belirli bir iş alanında teknik beceri eğitimini vermek olarak görü-lemez. mesleki eğitim, ilgili mesleğin teknik beceri eğitiminin yanında o meslek ile ilgili mevzuatı, düzenle-meleri aktarmak hatta o mesleğin doğasının gerektirdiği iş yardımlaş-masını da ihmal etmemek demektir . bir anlamda eğitimi yapılan meslek parçası olduğu bütünün diğer par-çaları da dikkate alınarak ele alın-  mesleki eğitim, ilgili mesleğin teknik beceri eğitiminin yanında o meslek ile ilgili mevzuatı, düzenlemeleri aktarmak hatta o mesleğin doğasının gerektirdiği iş yardımlaşmasını da ihmal etmemek demektir. bir anlamda eğitimi yapılan meslek parçası olduğu bütünün diğer parçaları da dikkate alınarak ele alınmalıdır. dosya</Page><Page Number="86">ww.derneklerdergisi.com 85 malıdır . ülkemizde bu bütünlüğü ihmal eden pek çok mesleki eğitim tek ayaklı sonuçlar vermekten öteye geçememiştir . siirt elektrikçiler dayanışma ve yar-dımlaşma derneği bünyesinde ya-pılan ve asıl amacı elektrik sektö-rüne yeni işgücü kazandırmak olan proje, mesleki eğitimi sadece teknik bir süreç olarak görmemiş onu par-çası olduğu bütün sosyal ve hukuk-sal çerçeve içinde ele almıştır . öte yandan bilindiği gibi sivil toplum dernekleri amaçlarına uygun pro-jeler gerçekleştirirse daha başarılı olmaktadırlar . ikinci önemli nokta yapılan projelerde ilgili mesleki eği-timin geniş bir çerçeveye oturtulma-sıdır . siirt elektrikçiler dayanışma ve yardımlaşma derneği, söz konusu projede bu iki hedefi tutturmuş gö-rünmektedir . daha önce doğal gaz üzerinde benzer bir teknik eğitim projesi de gerçekleştiren dernek, kuruluşunda toplum arasında kar-şılıklı saygı ve sevgiyi yerleştirmek, elektrik iş kolunda çalışanların mes-leki açıdan gelişimlerine katkıda bulunmak, bu amaçla kurs seminer ve benzeri etkinlikler düzenlemek, kamu kurumları ve diğer sivil top-lum kuruluşları nezdinde meslektaş-larını temsil etmek ve onların hakla-rını savunmak amacıyla gerekli gi-rişimleri yapmak gibi ilkeleri hedef olarak belirlemiştir . hem meslek hem vizyon proje bedeli yaklaşık 60 bin ytl olan çalışmanın amacı sektöre günümüz şartlarında hizmet ver-meye aday 40 kişiyi yetiştirmek ve siirt ilinde istihdam etmektir . ancak mesleki eğitimin sadece teknik eği-tim olmadığının bilinciyle yola çıkan proje yerleşik mesleki eğitimin ya-nında meslekte başarılı olmak için son derece önemli olan bazı diğer konuları içeriğine almıştır . proje iki büyük ayak üzerine kurulmuştur . birinci ayakta yerleşik mesleki eği-timin verilmesi amaçlanmıştır . bu bağlamda projenen teknik amaçları şöyle özetlenebilir: siirt ilinde istih-dama yönelik iyileştirici bir faaliyet-te bulunmak, işsiz 40 gence mes-leki eğitim yoluyla iş imkânı kazan-dırmak, sektörün ihtiyaç duyduğu kalifiye elemanları yetiştirmek, işsiz 40 gence mesleki eğitim yoluyla iş imkânı kazandırmak meslek kaza-larını asgariye indirmek, meslekteki yeni gelişmelerden haberdar etmek. ancak proje ekonomik konuları bir sosyal bütünlük içinde ele aldığı için şu konuları da eğitimin içeriği-ne katmıştır: yetiştirilecek elemanla-ra mesleki bilgilerinin yanı sıra hem mesleki hem de günlük yaşamların-da kendileri için gerekli olan halk-la ilişkiler temel haklar demokratik haklar konularında bilgi vermek, dedaş mevzuatını öğretmek, sos-yal güvenlik mevzuatını öğretmek, gençlerin kötü alışkanlıklardan ve olumsuz etkilerden uzak kalmasını sağlamak, siirt ilinin ekonomisine katkı sağlamak, model olacak bir çalışmayı gerçekleştirerek topluma örnek olmak, sivil toplum kuruluş-larının sosyal ve toplumsal duyarlılı-ğını göstermektir . projenin başarısı projede katılımcılara gerek teorik gerekse pratik eğitimler verilmiş ve proje başarı ile sonuçlandırılmıştır . bu sayede katılımcı 40 kişiye elek-trik tesisatçılığı konusunda milli eği-tim bakanlığından onaylı sertifikalar verilmiştir . proje sayesinde eğitim alan 40 kursiyer , elektrik sektörün-de istihdam edilmiş ve iş hayatına başlamışlardır . aynı zamanda pro-jenin başarısı bu bölgede yaşanan istihdam sorununa çözüm adına büyük bir anlam taşımaktadır . proje, zorunlu ilköğretimden sonra meslek sahibi olamamış kişilerin, ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda eğitil-melerini ve verimliliklerini arttırmayı hedeflemiştir . güneydoğu anadolu bölgesinde elektrik sektöründe du-yulan ara eleman ihtiyacının gide-rilmesi adına katkı sağlamıştır . işsizlik sonucunda bölgenin sos-yoekonomik gelişimini baltalayan en önemli unsurlardan biri göçtür . bölgede yaşanan olumsuzlukların engellenmesi adına bölge insanının mesleki açıdan eğitilmesi ve iş im-kanı edindirilmesi büyük önem ar-zetmektedir . proje sayesinde bölge insanının dışarıya göç etmesi engel-lenerek bölge içinde ve bulunduğu yerde meslek sahibi olması sağlan-mış ve gerek bölgenin kalkınması adına gerekse toplumsal fayda adı-na mütevazi de olsa önemli kaza-nımlar elde edilmiştir . siirt’e gerçek-leştirilen bu proje mesleki eğitimin salt teknik beceri üzerine yoğun-laşmamasını aynı zamanda ilgili mesleğin mevzuatını, iş ahlakını da içeren bir ufukta düşünülmesinin önemine yeniden göstermiştir . mesleki eğitimin sadece teknik eğitim olmadığının bilinciyle yola çıkan proje yerleşik mesleki eğitimin yanında meslekte başarılı olmak için son derece önemli olan bazı diğer konuları içeriğine almıştır.</Page><Page Number="87">6 www.derneklerdergisi.com bölge, göç ve toplumsal yapı marmara bölgesi’ni dernekler açısından ele almadan önce üze-rinde durulması gereken bazı temel noktalar bulanmaktadır . ilk olarak, bu bölge hangi kesit ele alınırsa alınsın türkiye’nin niteliksel ve ni-celiksel olarak pek çok alanda en önde gelen bölgesidir . istanbul, bursa, kocaeli gibi önemli ekono-mik merkezler bu bölgenin içinde-dir . bu öne çıkma eğitim (en çok ilgi gören üniversitelerin bu bölgede olması), ulaştırma, turizm gibi pek çok alanda da devam eder . dola-yısıyla dernekler konusunda bölge-nin analizini yaparken bu noktanın da dikkate alınması gerekmektedir . ancak marmara bölgesi’ni nitele-yen çok önemli başka noktalar da söz konusudur . bunların şüphesiz ilk vurgulanması gerekeni göç ol-gusudur . göç, bölgeyi her açıdan etkilediği gibi bölgedeki dernek profillerini de doğrudan etkilemiştir . ancak göç olgusu marmara böl-gesi için iki büyük kategorik anlam ifade eder: tarihsel, yakın dönem. tarihsel göç osmanlı dönemine dayanan özellikle bursa ve civarını derinden demografik olarak etkile-miş olan nüfus hareketlerine işaret etmektedir . yakın dönem göç olgu-su ise ülkenin diğer bölgelerinden iş bulmak amacı ile istanbul, bursa gibi şehirlere yönelik yoğun ilgiyi marmara bölgesi: derneklere bakış türkiye’nin dernekler haritası</Page><Page Number="88">ww.derneklerdergisi.com 87 marmara bölgesi’ni niteleyen önemli nokta göç olgusudur. göç, bölgeyi her açıdan etkilediği gibi bölgedeki dernek profillerini de doğrudan etkilemiştir. ancak göç olgusu marmara bölgesi için iki büyük kategorik anlam ifade eder: tarihsel, yakın dönem. tarihsel göç osmanlı dönemine dayanan özellikle bursa ve civarını derinden demografik olarak etkilemiş olan nüfus hareketlerine işaret etmektedir. yakın dönem göç olgusu ise ülkenin diğer bölgelerinden iş bulmak amacı ile istanbul, bursa gibi şehirlere yönelik yoğun ilgiyi ifade eder. ifade eder . örneğin bursa’da tarih-sel göç bağlamında yoğun balkan ve kafkasya göçmeni varken, şehir-deki önemli artvin kökenli nüfusun kaynağı yakın dönemdeki ekono-mik amaçlı yer değiştirmedir . an-cak öte yandan bursa’nın bir sanayi kenti ve yükseköğrenim merkezi ol-ması nedeniyle, türkiyenin hemen hemen her bölgesinden yoğun bir göç alması, hemşehri derneklerinin sayısının da yüksek olmasını sağla-mıştır . ancak bursa’daki hemşehri dernekleri sadece yörelerinin kül-türünü yaşatmakla kalmayıp, göç eden hemşehrilerinin kent kültürüne ve kentlilik bilincine sahip olmaları konularında belediye başkanlıkla-rının önemli paydaşları durumun-dadırlar . bu dernekler , bursa’nın sosyal ve kültürel hayatında önemli roller üstlenmişlerdir . hemşehri der-nek sayısının 376 olması bunun en büyük göstergelerindendir . bursa için yapılan tespitler değişik ölçek-ler gözetilerek istanbul ve kocaeli için de yapılabilir . istanbul, kocaeli, bursa: bölgenin üçayağı marmara bölgesi’ndeki dernek-lerin dağılımına genel olarak bak-tığımızda istanbul, kocaeli ve bursa illerinin öne çıktığını görmek müm-kün. bölgedeki derneklerin %58’i istanbul’da, %10’u bursa’da ve %8’i kocaeli’nde bulunmaktadır .</Page><Page Number="89">8 www.derneklerdergisi.com görev tanımı belirlenmiş ve bu tanıma göre faaliyet gösteren dernekler bağlamında dini hizmet merkezli derneklerin başarılı örnekler olduğunu söylemek yanıltıcı olmayacaktır. bu dernekler gerçekten de belirledikleri amaçlara yönelik faaliyet gösteren sayılı derneklerdendir. türkiye’nin dernekler haritası marmara bölgesi dernek sayıları ve dağılımları derneklerin türlerine göre dağılımı</Page><Page Number="90">ww.derneklerdergisi.com 89 bu üç ilin dernekler bağlamında öne çıkmasının nedenlerini belirli başlık-lar altında özetlemek mümkündür: - üç ilin gelişmişlik düzeyi dikkate alınırsa dışarıdan gelen yoğun işgü-cüne muhatap olması, - tarihsel ve diğer nedenlerle süre gelen göç olgusu, - işgücünün her seviyede yüksek kaliteli üyeler barındırması, - dünyadaki değişim ve gelişmeye en açık iller olmaları. diğer illere bakılacak olursa bazı önemli çıkarımlar kolayca yapılabilir . balıkesir ve sakarya ikinci grup iller olarak göze çarpmaktadır . özellikle sakarya’nın son yıllarda sanayileşme ve yatırımlar bağlamında öne çıkma-sı ve kocaeli sanayii havzasına ek-lemlenmesi bu ildeki demografik ve toplumsal yapıyı dönüştürmektedir . bölgede önemli merkezlerin coğra-fi olarak ortasında bulunun yalova ili toplam dernek sayısının ancak %1’ine sahiptir . bölgedeki derneklerin türlerine göre bir inceleme yapılacak olursa ilk göze çarpan olgunun bölgenin dernek profilinin tür olarak farlılık gösterdiğidir . pek çok diğer bölge-de olduğu gibi dini hizmetlere yö-nelik faaliyet gösteren dernekler marmara’da da yüksek sayıdadır . bu derneklerin pek çoğu camii inşaatı gibi somut projeler gerçekleştirmek-tedir . aslında görev tanımı belirlenmiş ve bu tanıma göre faaliyet gösteren dernekler bağlamında dini hizmet merkezli derneklerin başarılı örnekler olduğunu söylemek yanıltıcı olmaya-caktır . bu dernekler gerçekten de be-lirledikleri amaçlara yönelik faaliyet gösteren sayılı derneklerdendir . yine bütün ülkede görülen özelliklerden bir nokta olarak çevre, uluslararası etkinlik gibi konularda faaliyet göste-ren derneklerin sayısı düşüktür . derneklerin istihdam ettikleri in-sanlara göre bir analiz yapıldığında istanbul’un öne çıkmasından son-ra göze çarpan temel nokta ücretli istihdamın bölge genelinde ikincil planda kaldığıdır . türkiye’de dernek-ler gönüllü hareket mantığı üzerinde çalışmaktadır ve pek çok dernek pro-fesyonel istihdamı yadırgamaktadır . bu yapısal sorunun önüne geçmek için sivil toplum yöneticiliği gibi iki yıllık meslek yüksek okulu program-ları açılmalı ve belirli dernek pozis-yonlarında istihdam edilmek için ilgi-li programın diploması aranmalıdır . marmara bölgesi’ne tekrar dönecek olursak bursa, balıkesir gibi illerde derneklerin ücretli istihdamı kabul-lendiği görülmektedir . derneklerin üye sayılarına bakıldığı zaman bölgenin diğer özelliklerinin bu tabloya da yansıdığını görmek mümkündür . istanbul iki milyon ka-dar dernek üyesi ile listenin en önde-ki kentidir . bunu yaklaşık 300 bin üye ile bursa takip etmektedir . özellikle işçi statüsünde yoğun isgücü barın-dıran kocaeli’de dernek üyelerinin sayısının düşük olması bu kütleye yönelik derneklerin azlığı ile açık-lanabilir . bursa’nın göreceli olarak (i) dernekler yurt dışı ilişkileri kuracak yetişkin üyeler konu-sunda sorunlar yaşamaktadır, (ii) dernekleri bu amaç doğrul-tusunda yönlendirecek kamu kurumları eksiktir veya yeterli ilişki yoktur, (iii) derneklerin bazıları düşünsel bazı neden-lerle yurt dışı yardıma şüphe ile bakmaktadır, (iv) bazı der-nekler için yurt dışı projeler gibi konularda çalışmak hala bilinmeyen ve çekingenlik do-ğuran bir alan olarak tanım-lanmaktadır. illere göre dernek üye sayıları yurtdışından yardım alan dernekler</Page><Page Number="91">0 www.derneklerdergisi.com yüksek dernek üyesine sahip olması ise göç olgusu ile ilgili olarak kültü-rel konularda faaliyet gösteren der-nekler ile ilgilidir . hem kocaeli hem bursa’da ekonomik hayatı merkeze alan derneklerin yüksek sayıda üye meydana çıkarmadığı görülmek-tedir . dernek üyeliğinin az da olsa belirli bir aidat ve ekonomik mali-yetinin olması bursa ve kocaeli gibi işçi sayısı yüksek illerde bu alanda çalışan derneklerin yaygınlaşmasına engel olabilmektedir . bölgedeki kamu yararına çalışan dernekler ele alındığında şimdi-ye kadar elde ettiğimiz verilerin bu alanda bir tür tekrarı ile karşılaş-maktayız.kamu yararına çalışan derneklerin sayısı bağlamında yine istanbul, kocaeli ve bursa öne çık-maktadır . burada ilgi çeken iki nokta bulunmaktadır: diğer konularda ilk üçe giremeyen balıkesir , kamu yara-rına dernekler bağlamında %7.3 ile bölgede önde gelen bir vilayet ko-numundadır . balıkesir bu bağlamda kocaeli’nin önüne geçmiştir . ikinci nokta, yalova’nın kamu yararına dernek sayısı olarak yine bölge pro-filinde en arka sıralarda olmasıdır . derneklerin yurt dışından aldığı yardımlara göre sınıflandırılmasında önemli sonuçlar vermektedir . istan-bul, 863 yurtdışından yardım alan dernek ile birinci sıradadır . istan-bulun binlerce yıllık geçmişe sahip olduğundan, bünyesinde insanlık için önemli değerleri olan tarihi ve kültürel mirasları barındırır . istanbul için önemli olduğu kadar tüm dün-ya içinde önemli olan bu değerle-re sahip çıkmak ve gelecek nesilleri aktarılmasını sağlamak amacıyla yurt dışı yardımlar en çok istanbul’ a yapılmaktadır . ayrıca üyelerin eği-timi, durumu, uluslar arası, ilişkilerin gelişmiş olması da diğer etkenler arasındadır . ancak diğer illerdeki düşük sayılar derneklerin temel bazı sorunlarına işaret etmektedir: (i) dernekler yurt dışı ilişkileri kuracak yetişkin üyeler konusunda sorun-lar yaşamaktadır , (ii) dernekleri bu türkiye’nin dernekler haritası türlerine göre bursa’daki dernekler türlerine göre kocaeli’ndeki dernekler türlerine göre istanbul’daki dernekler</Page><Page Number="92">ww.derneklerdergisi.com 91 amaç doğrultusunda yönlendirecek kamu kurumları eksiktir veya yeterli ilişki yoktur , (iii) derneklerin bazıları düşünsel bazı nedenlerle yurt dışı yardıma şüphe ile bakmaktadır , (iv) bazı dernekler için yurt dışı projeler gibi konularda çalışmak hala bilin-meyen ve çekingenlik doğuran bir alan olarak tanımlanmaktadır . üç büyük ilde türlerine göre dernekler marmara’nın üç büyük ili olan istanbul, bursa ve kocaeli’ndeki derneklere türlerine göre bakılacak olursa bölgenin dernek profili hak-kında bazı temel tespitlere ulaşmak mümkündür . üç tablo dikkatle incelendiğin-de bazı ortak noktaların altını çiz-mek mümkün olacaktır: (i) her üç ilde de dini hizmetlerin verilmesini amaçlayan dernekler büyük bir sa-yıdadır . ancak yukarıda açıklandığı gibi bu dernekler camii inşaatı gibi somut ve sınırlı konularda faaliyette bulunmaktadır . (ii) her üç ilde de siyasi ve sivil hakları savunan der-neklerin sayısı artmıştır . türkiye’de –ve marmara örneğinde- gelenek-sel yardımlaşma derneği formatı dönüşmektedir . pek çok yerleşik dernek sivil ve siyasi haklara ilgi duymakta ayrıca bu hakları temel misyon kabul eden yeni pek çok dernek kurulmaktadır . (iii) her üç ilde de dernekler türlerine göre çeşit-lilik göstermektedir . bir anlamda üç ilde sivil toplum geniş bir yelpazeye yayılmıştır . (iv) her üç ilde de mesleki dayanışmayı amaçlayan dernekler öne çıkmıştır . (v) yöresel dayanış-mayı temsil eden dernekler niceliksel olarak göze çarpmaktadır . hemşeri dernekleri:  	  fırsat mı? açmaz mı? türkiye’nin özellikle büyük şehir-lerinde yüksek sayıda hemşehri der-nekleri bulunmaktadır . bir anlamda uzun yıllar hemşehri dernekleri, der-nekler olgusunu belirlemiştir . ancak türkiye’de hemşeri derneklerinin bir fırsat mı yoksa açmaz mı oluşturdu-ğu ayrıntılı olarak ele alınmalıdır . ancak hemşeri dernekleri hakların-da kimi zaman değişik tartışmalar yaşansa bile türkiye’de büyük roller oynamaktadır . özellikle hiç bir bi-çimde dernekleşme ve sivil topluma eklemlenmesi mümkün olmayan geniş bir kütleyi örgütlemektedir-ler . köyden büyük şehirlere gelmiş insanlar hemşeri dernekleri aracılı-ğı ile sivil topluma dolaylı olsa da eklemlenmektedir . bu dernekler ayrıca geldikleri yerleri kalkındırma konusunda büyük rol oynamakta-dırlar . öte yandan kentleşme ile or-taya çıkan kimlik sorunları ve buna bağlı asayiş gibi konularda hemşeri dernekleri üyelerine önemli katkılar sağlamaktadır . köyden büyük şehirlere gelmiş insanlar hemşeri dernekleri aracılığı ile sivil topluma dolaylı olsa da eklemlenmektedir. bu dernekler ayrıca geldikleri yerleri kalkındırma konusunda büyük rol oynamaktadırlar. öte yandan kentleşme ile ortaya çıkan kimlik sorunları ve buna bağlı asayiş gibi konularda hemşeri dernekleri üyelerine önemli katkılar sağlamaktadır. istanbul ilindeki hemşehri derneklerinin dağılımı</Page><Page Number="93">ww.derneklerdergisi.com 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanununla; 5237 sayılı türk ceza kanu-nu ve 5326 sayılı kabahatler kanununun yürürlüğe girmesinden sonra idari yaptırım kararı gerektiren fiiller ve suçlar açısından uygulama birliği sağlanması, ceza hük-mü içeren kanunların uygulanmasından kaynaklanan tereddütlerin giderilmesi, türk ceza kanunu, ceza muhakemesi kanunu ve kabahatler kanunu gibi temel ceza kanunu hükümlerine ve bazı suçların unsurlarında türk ceza kanununa uyum sağlanması amacıyla bazı kanunlarda de-ğişiklikler yapılmıştır . 5728 sayılı kanun 406 ve 407 nci mad-deleriyle, 2860 sayılı yardım toplama ka-nunun 28 ve 29 uncu maddeleri değişti-rilmiştir . 5728 sayılı kanunun 557, 558 ve 559 uncu maddeleri ile 5253 sayılı kanunun 27, 32 ve 33 üncü maddelerinde deği-şiklik yapılmış, 578 inci maddesinin (yy) bendi ile de 5253 sayılı kanunun 18 nci maddesinin ikinci fıkrası, 33 üncü mad-desinin dört ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır . yardım toplama kanunu ve dernekler ka-nununun ilgili maddelerinde yapılan deği-şiklikler karşılaştırmalı olarak aşağıya çıka-rılarak gerekli açıklamalar yapılmıştır . 5253 sayılı dernekler kanunu 5728 sayılı kanun ile 5253 sayılı kanunun 18, 27, 32 ve 33 üncü maddelerinde ya-pılan değişiklikler , maddelerin eski ve yeni şekilleri gösterilmek suretiyle aşağıda açık-lanmıştır . madde 18 eski şekli bu kanunla ilgili olarak hukuk mahkeme-lerinde bakılacak davalarda basit yargıla-ma usulü uygulanır . bu kanun hükümlerine aykırı davranan fa-iller hakkındaki soruşturma ve kovuşturma, yer ve zaman kaydı aranmaksızın 3005 sayılı meşhud suçların muhakeme usulü kanunu hükümlerine göre yapılır . madde 18 yeni şekli madde 18- bu kanunla ilgili olarak hukuk mahkemelerinde bakılacak davalarda ba-sit yargılama usulü uygulanır .(mülga ikinci fıkra: 23/1/2008 –5728/578 md.) açıklama 5253 sayılı kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası, 23/03/2005 tarihli ve 5320 sayılı ceza muhakemesi kanununun yü-rürlük ve uygulama şekli hakkında ka-nunun 18 inci maddesi hükmü karşısında, 5728 sayılı kanunun 578 inci maddesinin (yy) bendiyle yürürlükten kaldırılmıştır . madde 27/3 eski şekli kamu yararına çalışan dernekler en az iki yılda bir denetlenir . yapılan denetim-ler sonucunda düzenlenen raporlar üze-rine, kamu yararına çalışan derneklerin organlarında görev alan üyeler veya ilgili personel, ağır hapis veya ağır para cezası verilmesini gerektiren suçların işlendiğinin tespit edilmesi halinde, geçici bir tedbir olarak içişleri bakanınca görevden uzak-laştırılabilir . madde 27/3 yeni şekli kamu yararına çalışan dernekler en az iki yılda bir denetlenir . yapılan denetimler sonucunda düzenlenen raporlar üzerine, kamu yararına çalışan derneklerin organ-larında görev alan üyeler veya ilgili per-sonel, hapis cezası verilmesini gerektiren suçların işlendiğinin tespit edilmesi halin-de, geçici bir tedbir olarak içişleri bakanın-ca görevden uzaklaştırılabilir . açıklama: 5728 sayılı kanunun 557 nci maddesi ile 5253 sayılı kanunun 27 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer “ağır ha-pis veya ağır para cezası” ibaresi, “hapis ce-zası” şeklinde değiştirilerek 5237 sayılı türk ceza kanununa uygun hale getirilmiştir . yapılan bu değişiklikle söz konusu fıkrada yer alan ağır para cezası (adli para cezası) kaldırıldığından, derneklerin organlarında görev alan üyeler veya ilgili personelin içişleri bakanı tarafından görevden alınma şartı yalnızca hapis cezasını verilmesini ge-rektiren suçların işlendiğinin tespit edilmesi şartına bağlandığından, görevden alınma şartı değişiklikten önceki düzenlemeye göre ağırlaştırılmıştır madde 32 5728 sayılı kanunun 558 inci maddesi ile 5253 sayılı kanunun 32 nci maddesinin tamamı değiştirilmiştir . yapılan bu değişik-likle “ağır para cezası” ibareleri “adli para cezalarına” dönüştürülerek 5237 sayılı türk ceza kanuna uyum sağlanmıştır . 5253 sayılı kanunun 32 nci maddesinde yer alan idari para cezaları ise 5083 sayılı türkiye cumhuriyeti devletinin para birimi hakkında kanuna uygun hale getirilmiştir . ayrıca, bazı ağır para cezaları (adli para cezaları) idarî para cezasına dönüştürül-müş, bazı idarî para cezalarının miktarları günün koşullarına göre artırılmış, bazı ce-zaların niteliklerinde değişiklik yapılmış, önceden kabahat sayılmayan bazı fiiller kabahat olarak tanımlanmıştır . eski şekli a) dernek kurma hakkına sahip olmadık-ları halde dernek kuranlar veya dernek-lere üye olmaları kanunlarla yasaklandığı halde dernek üyesi olanlar ile derneklere üye olması kanunlarla yasaklanmış kişileri bilerek dernek üyeliğine kabul eden veya kaydını silmeyen veya dernek üyesi iken derneklere üye olma hakkını kaybeden ki-şileri dernek üyeliğinden silmeyen dernek yöneticileri beşyüzmilyon lira idarî para ce-zası ile cezalandırılır . yeni şekli a) dernek kurma hakkına sahip olmadıkla­ rı halde dernek kuranlar veya derneklere üye olmaları kanunlarla yasaklandığı hal­ de dernek üyesi olanlar ile derneklere üye ol­ ması kanunlarla yasaklanmış kişileri bilerek dernek üyeliğine kabul eden veya kaydını sil­ meyen veya dernek üyesi iken derneklere üye olma hakkını kaybeden kişileri dernek üyeli­ ğinden silmeyen dernek yöneticilerine beşyüz türk lirası idarî para cezası verilir . açıklama: maddenin (a) bendinde yer alan idari para cezası 5083 sayılı kanuna uygun hale getirilmiştir . eski şekli 5253 sayılı dernekler kanunu ve 2860 sayılı yardım toplama kanununun bazı maddelerinde yapılan değişiklikler mevzuat birol özcan içişleri bakanlığı dernekler denetçisi 92</Page><Page Number="94">ww.derneklerdergisi.com b) genel kurul toplantılarını kanun ve tü-zük hükümlerine aykırı olarak veya dernek merkezinin bulunduğu veya tüzüğünde be-lirtilen yer dışında yapan dernek yöneticile-ri beşyüzmilyon liraya kadar ağır para ce-zası ile cezalandırılır . mahkemece, kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak yapılan genel kurul toplantılarının iptaline de karar verilebilir . yeni şekli b) genel kurulu süresinde toplantıya çağır­ mayan, genel kurul toplantılarını kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak veya der­ nek merkezinin bulunduğu veya tüzüğünde belirtilen yer dışında yapan dernek yöneti­ cilerine beşyüz türk lirası idarî para ceza­ sı verilir . mahkemece, kanun ve tüzük hü­ kümlerine aykırı olarak yapılan genel kurul toplantılarının iptaline de karar verilebilir . açıklama: maddenin (b) bendinde yer alan ağır para cezası, eylemin niteliğine göre idari para cezasına dönüştürülmüş ve bendin başına “genel kurulu süresinde toplantıya çağırmayan” ibaresi eklenmiştir . türk medeni kanununun 74 üncü madde-sinde dernek olağan genel kurul toplantıla-rının dernek tüzüğünde belirtilen zamanda yapılması gerektiği hüküm altına alınmış, ancak dernekler kanununda olağan genel kurullarını zamanında toplantıya çağırma-yan dernek yöneticileri hakkında herhangi bir cezai müeyyide düzenlenmemiştir . bu değişiklik ile, genel kurullarını toplantıya çağırmayan veya tüzükte belirtilen za-mandan önce veya sonra genel kurulları toplantıya çağıran dernek yöneticileri hak-kında idari para cezası öngörülerek, yöne-tim kurullarının olağan toplantıya çağırma yetkisini kötüye kullanmasına karşı önlem alınmıştır . genel kurul toplantılarının türk medeni kanununda belirtilen usule uygun olarak ertelenerek yapılması halinde der-nek yöneticilerine bu konuda ceza veril-mesi mümkün olmadığından, konu ile ilgili olarak ayrıca bir düzenleme yapılmamıştır . eski şekli c) yurt dışı yardımı bankalar aracılığıyla almayan dernek yöneticilerine, bu şekilde alınan paranın yüzde beşi oranında idarî para cezası verilir . yeni şekli c) yurt dışı yardımı bankalar aracılığıyla almayan dernek yöneticilerine, bu şekilde alınan paranın yüzde yirmi beşi oranında idarî para cezası verilir . açıklama: yurt dışı yardımları bankalar aracılığıyla almayan dernek yöneticilerine, bu şekilde alınan paranın yüzde beşi ora-nında verilen idari para cezası, maddenin (c) bendinde yapılan değişiklik ile yüzde yirmi beşi oranına çıkarılmıştır . eski şekli d) derneğe ait tutulması gereken defter veya kayıtları tutmayan dernek yöneticileri beşyüzmilyon lira idarî para cezası ile ce-zalandırılır . yeni şekli d) derneğe ait tutulması gereken defter veya kayıtları tutmayan veya tasdiksiz def­ ter tutan dernek yöneticileri üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır . bu defter ve kayıtların usu­ lüne uygun tutulmaması halinde dernek yöneticilerine ve defterleri tutmakla sorum­ lu kişilere beşyüz türk lirası idarî para cezası verilir . adına yetki belgesi düzenlen­ mediği halde gelir toplayanlar ile bilerek bu şekilde gelir toplanmasına izin veren yö­ netim kurulu üyelerine bin türk lirası idarî para cezası verilir . açıklama: maddenin (d) bendinde yer alan idari para cezası 5083 sayılı kanuna uygun hale getirilmiş, dernek defterlerinin tutulmaması ile ilgili fiiller kabahat olmak-tan çıkarılarak suç olarak tanımlanmıştır . yürürlükten kaldırılan maddede suç veya kabahat olarak tanımlanmayan, dernek adına yetki belgesiz gelir toplama fiili kar-şılığında, idari para cezası öngörülmüştür . söz konusu değişiklerle, tutulması zorun-lu defterlerin tutulmaması veya tasdiksiz tutulması halinde dernek yöneticilerine hapis cezası veya adli para cezası verile-ceği, ayrıca bu defterlerin usulüne uygun tutulmaması halinde de dernek yöneticileri ile bu defterleri tutmakla sorumlu sayman üye veya dernek muhasebecisi gibi kişilere de idarî para cezası verileceği belirtilmiştir . kanunun 11 inci maddesi gereğince tutul-ması zorunlu olan defterler ve bu defter-lerin tutulma usulü yönetmeliğe bırakıldı-ğından, yönetmelikte belirtilen usule uygun hareket edilmesi gerekmektedir . ayrıca, adına yetki belgesi düzenlenmediği halde gelir toplayan dernek üyesi, dernek per-soneli veya ilgili kişiler ile bu şekilde gelir toplanmasına bilerek izin veren yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı yarı idari para cezası uygulanması öngörülmüştür . eski şekli e) genel kurul ve diğer dernek organların-da yapılan seçimler ve oylamalar ile oyla-rın sayım ve dökümüne hile karıştıranlar ve defter veya kayıtları tahrif veya yok edenler veya gizleyenler , fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır . yeni şekli e) genel kurul ve diğer dernek organların­ da yapılan seçimler ve oylamalar ile oyla­ rın sayım ve dökümüne hile karıştıranlar ve defter veya kayıtları tahrif veya yok edenler veya gizleyenler , fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile ceza­ landırılır . açıklama: maddenin (e) bendinde yer alan “ağır para cezası” “adli para ceza-sına” dönüştürülerek türk ceza kanununa uyumlu hale getirilmiştir . eski şekli f) her ne suretle olursa olsun kendisine tevdi olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malla-rı kendisinin veya başkasının menfaatine olarak sarf veya istihlâk veya rehneden veya satan, gizleyen, imha, inkâr , tahrif veya tağyir eden yönetim kurulu başkanı ve üyeleri veya denetçiler ile derneğin di-ğer personeli fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır . yeni şekli f) her ne suretle olursa olsun kendisine tevdi olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malları kendisinin veya başkasının menfaatine ola­ rak sarf veya istihlâk veya rehneden veya satan, gizleyen, imha, inkâr , tahrif veya tağ­ yir eden yönetim kurulu başkanı ve üyeleri veya denetçiler ile derneğin diğer perso­ neli türk ceza kanununun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır . ayrıca, mahkeme yargılama sırasında sanıkların, organlardaki görevle­ rinden geçici olarak uzaklaştırılmasına da karar verebilir .  açıklama: maddenin (f) bendinde yer alan ve unsurları gösterilen suç karşılığında yaptırım bakımından, yürürlükten kaldırı-93</Page><Page Number="95">ww.derneklerdergisi.com başlık lan maddede yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası” ile cezalandırılır hükmü yerine, türk ceza kanununun güveni kö-tüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür . 	ayrıca, yine yürürlükten kaldırılan mad-dede yer almayan yeni bir düzenlemeye yer verilerek, mahkemelerin sanıkların or-ganlarındaki görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılabileceği belirtilmiştir . yapılan değişiklikle “derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malları kendisinin veya başkasının men-faatine olarak sarf veya istihlâk edilmesi veya rehnedilmesi veya satılması, gizlenme-si, imha, inkâr , tahrif veya tağyir edilmesi” suçlarından birinin işlenmesi iddiasıyla yar-gılananların, dernek organlarındaki görev-lerinden mahkemece geçici olarak uzaklaş-tırılabilecekleri bentte belirtilmiştir . eski şekli g) yetkili mercilerin izni olmaksızın yabancı derneklerin türkiye’de temsilciliklerini veya şubelerini açanlar , faaliyetlerini yürütenler , bu derneklerle işbirliğinde bulunanlar veya bu dernekleri üye kabul edenler beşyüzmil-yon liraya kadar para cezası ile cezalandı-rılır ve izinsiz açılan şube veya temsilciliğin de kapatılmasına karar verilir . yeni şekli g) yetkili mercilerin izni olmaksızın yabancı dernekler ve merkezi yurt dışında bulunan kâr amacı gütmeyen kuruluşların türki­ ye’de temsilciliklerini veya şubelerini açan­ lar , faaliyetlerini yürütenler , bunlarla işbirli­ ğinde bulunanlar veya bunları üye kabul edenlere bin türk lirası idarî para cezası verilir ve izinsiz açılan şube veya temsilcili­ ğin de kapatılmasına karar verilir . açıklama: maddenin (g) bendinde yer alan idari para cezası, 5083 sayılı kanuna ve günün ekonomik koşullarına göre ye-niden düzenlenerek 500 tl ’dan 1000 tl ’ na çıkarılmıştır . ayrıca yapılan değişiklikle, merkezleri yurt dışında bulunan kâr amacı gütmeyen kuruluşların türkiye’deki şube veya temsilcilikleri de madde kapsamına alınmıştır . eski şekli h) 16 ncı maddede belirtilen bildirim yü-kümlülüğünü yerine getirmeyen basımevi yöneticileri beşyüzmilyon lira idarî para cezası ile cezalandırılır . yeni şekli h) 16 ncı maddede belirtilen bildirim yü­ kümlülüğünü yerine getirmeyen basımevi yöneticilerine beşyüz türk lirası idarî para cezası verilir . açıklama: maddenin (h) bendinde yer alan idari para cezası 5083 sayılı kanuna uygun hale getirilmiştir . eski şekli ı) 17 nci maddede yer alan zorunluluğa uymayanlar yüzmilyon lira idarî para ceza-sı ile cezalandırılır . yeni şekli ı) 17 nci maddede yer alan zorunluluğa uymayanlara yüz türk lirası idarî para ce­ zası verilir . açıklama: maddenin (ı) bendinde yer alan idari para cezası 5083 sayılı kanuna uy-gun hale getirilmiştir . eski şekli j) 19 uncu maddede belirtilen beyanna-meyi bilerek gerçeğe aykırı olarak verenler üçmilyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır . yeni şekli j) 19 uncu maddede belirtilen beyanname­ yi bilerek gerçeğe aykırı olarak verenler yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır . açıklama: maddenin (j) bendinde yer alan ağır para cezası, 5237 sayılı kanunun 52 nci maddesinde düzenlenen adli para ce-zası sistemine uygun hale getirilmiştir . eski şekli k) 9 ve 19 uncu maddelerin üçüncü fıkra-larındaki zorunluluğa uymayanlar beşyüz-milyon lira idarî para cezası ile cezalan-dırılır . yeni şekli k) 9 ve 19 uncu maddelerin üçüncü fıkra­ larındaki zorunluluğa uymayanlar ile tu-tulması zorunlu olan defter ve belgelerin, gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olması şartıyla elde olmayan bir nedenle okuna­ mayacak hâle gelmesi veya kaybolması hâlinde, öğrenme tarihinden itibaren on­ beş gün içinde dernek merkezinin bulundu­ ğu yerin yetkili mahkemesine zayi belgesi almak için başvurmayan veya bu belgeyi denetim sırasında ibraz edemeyenler üç aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalan­ dırılır . 21 inci maddedeki yükümlülüklere ay­ kırılık halinde de failler hakkında aynı cezaya hükmolunur . açıklama: kanunun 32 nci maddesinin (k) bendinde yapılan değişiklikle, dernekler tarafından tutulması zorunlu olan defter ve belgelerin okunamayacak hale gelmesi veya kaybolması halinde yetkili mahkeme-den zayi belgesi alınması gerektiği konu-sunda düzenleme yapılmıştır . bu belgenin alınması için mahkemeye zamanında baş-vurmayan, bu belgeyi mahkemeden ala-mayan veya bu belgeyi denetim sırasında ibraz edemeyenlere üç aya kadar hapis cezası verileceği bentte belirtilmiştir . ayrıca, mülkî idare amirliğine önceden bildirimde bulunmadan yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yar-dım alan dernek yöneticilerine verilen idari para cezası yerine, söz konusu yükümlü-lüklere aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar hapis ve adli para cezası verile-ceği bentte belirtilmiştir . eski şekli l) 21, 22, 23 ve 24 üncü maddelerde be-lirtilen bildirim yükümlülüğünü, 19 uncu maddede belirtilen beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen dernek yöneticileri beşyüzmilyon lira idarî para ce-zası ile cezalandırılır . yeni şekli l) 22, 23 ve 24 üncü maddelerde belirtilen bildirim yükümlülüğünü, 19 uncu madde­ de belirtilen beyanname verme yükümlülü­ ğünü yerine getirmeyen dernek yöneticile­ rine ve 24 üncü maddede belirtilen temsil­ cilere beşyüz türk lirası idarî para cezası verilir . 	açıklama: maddenin (l) bendinde yer alan idari para cezası 5083 sayılı kanuna uygun hale getirilmiş ve yürürlükten kaldı-rılan maddenin (l) bendinde yer alan “21 inci” ibaresine, (k) bendinde yer verildiğin-den bentten çıkarılmıştır . dernekler kanununun 24 üncü madde-sinde dernek tarafından açılan temsilci-liğin adresinin temsilci olarak görevlen-dirilecek kişi veya kişiler tarafından mülkî idare amirliğine yazılı olarak bildirileceği hüküm altına alınmasına rağmen, bu yü-kümlüğünün yerine getirilmemesi halinde aynı kanunun yürürlükten kaldırılan 32 nci mevzuat 94</Page><Page Number="96">ww.derneklerdergisi.com maddesinin (l) bendi gereğince dernek yö-neticilerinin idari para cezası ile cezalandı-rılacağı belirtilmiştir . yapılan değişiklikle; dernek yöneticileri yerine, bildirim yükümlülüğünü yerine ge-tirmeyen temsilci veya temsilciler hakkında cezai işlem yapılması sağlanmıştır . eski şekli m) 26 ncı maddede belirtilen tesisleri izin-siz açan dernek yöneticileri, beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalan-dırılır ve tesisin kapatılmasına da karar verilebilir . yeni şekli m) 26 ncı maddede belirtilen tesisleri izin­ siz açan dernek yöneticilerine beşyüz türk lirası idarî para cezası verilir ve tesisin ka­ patılmasına da karar verilebilir . açıklama: maddenin (m) bendinde yer alan ağır para cezası eylemin niteliğine göre idarî para cezasına dönüştürülmüş-tür . 	yapılan bu değişiklikle; 5253 sayılı kanu-nun 26 ncı maddesinde belirtilen tesisleri izinsiz açan dernek yöneticileri hakkında uygulanan adli para cezasından vazgeçi-lerek, bu fiillerin işlenmesi halinde dernek yöneticilerine idari para cezası verilmiştir . izinsiz açılan tesisin kapatılmasına mülkî idare amiri tarafından karar verilmesi de tabiidir . eski şekli n) 29 uncu maddede belirtilen yasaklara, yazılı olarak uyarılmalarına rağmen, aykı-rı hareket eden dernek yöneticileri, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği tak-dirde beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır ve derneğin feshine de karar verilir . yeni şekli n) 28 inci maddede belirtilen kelimeleri izin­ siz kullanan veya 29 uncu maddede belirti­ len yasaklara, yazılı olarak uyarılmalarına rağmen, aykırı hareket eden dernek yöne­ ticileri, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektir­ mediği takdirde, yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır ve derneğin feshine de karar verilir . açıklama: maddenin (n) bendinde yer alan ağır para cezası, 5237 sayılı kanunun 52 nci maddesinde düzenlenen adli para ce-zası sistemine uygun hale getirilmiştir . 	ayrıca, 5253 sayılı kanunun 28 inci mad-desinde belirtilen türk, türkiye, milli, cum-huriyet, atatürk, mustafa kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen ke-limelerle oluşturulan kelimeleri dernek ad-larında izinsiz olarak kullanan dernek yö-neticilerinin yüz günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılacakları hü-küm altına alınmıştır . bu cezanın uygulan-ması, dernek yöneticilerinin yazılı olarak uyarılmasına rağmen bu yasağa aykırı ha-reket edilmesi şartına bağlıdır . yazılı olarak derneğin uyarılmasına rağmen söz konusu fiilin işlenmesi halinde, derneğin feshine de mahkeme tarafından karar verilir . 	eski şekli 	o) 30 uncu maddenin (a) bendinde be-lirtilen yasağa aykırı hareket eden dernek yöneticileri beşyüzmilyon liradan birmilyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalan-dırılır , tekerrürü halinde ağır para cezası yarı nispetinde artırılarak hükmolunur . aynı maddenin (c) bendine aykırı faaliyette bulunan dernek yöneticileri, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, bir yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır ve tesisin kapatılmasına da karar verilir . yeni şekli o) 30 uncu maddenin (a) bendinde belir­ tilen yasağa aykırı hareket eden dernek yöneticileri elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır . aynı mad-denin (c) bendine aykırı faaliyette bulunan dernek yöneticileri, fiilleri daha ağır bir ce­ zayı gerektirmediği takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır ve tesisin kapatılmasına da karar verilir . açıklama: maddenin (o) bendinde yer alan ağır para cezası, 5237 sayılı kanunun 52 nci maddesinde düzenlenen adli para ce-zası sistemine uygun hale getirilmiştir . yürürlükten kaldırılan maddenin (o) ben-dinde askerliğe, milli savunma ve genel kolluk hizmetlerine hazırlayıcı öğretim ve eğitim faaliyetlerinde bulunan dernek yö-neticilerine verilecek cezanın alt sınırı be-lirtilmiş, ancak üst sınırı belirtilmemiştir . bu değişiklik ile söz konusu cezanın alt ve üst sınırları belirlenmiştir . eski şekli p) 30 uncu maddenin (b) bendinde belir-tilen kurulması yasak dernekleri kuranlar ile bu bende aykırı harekette bulunan der-nek yöneticileri fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır ve derne-ğin feshine de karar verilir . yeni şekli p) 30 uncu maddenin (b) bendinde belir­ tilen kurulması yasak dernekleri kuranlar ile bu bende aykırı harekette bulunan der­ nek yöneticileri fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır ve derneğin feshine de karar verilir . açıklama: maddenin (p) bendinde yer alan ağır para cezası, 5237 sayılı kanunun 52 nci maddesinde düzenlenen adli para ce-zası sistemine uygun hale getirilmiştir . eski şekli r) 31 inci maddede öngörülen zorunluluğa uymayanlar birmilyar lira idarî para cezası ile cezalandırılır . yeni şekli r) 31 inci maddede öngörülen zorunlulu­ ğa uymayanlara bin türk lirası idarî para cezası verilir .” açıklama: maddenin (r) bendinde yer alan idari para cezası 5083 sayılı kanuna uy-gun hale getirilmiştir . madde 33 eski şekli bu kanunda belirtilen cezalar çocuk der-nekleri hakkında, yazılı olarak uyarılmasına rağmen tekrar edilmesi halinde uygulanır . bu kanunun 32 nci maddesinde geçen “dernek yöneticileri” ibareleri dernek yö-netim kurulu başkanını ifade eder . bu kanunda yazılı olan idarî para cezaları mülkî idare amiri tarafından verilir . verilen idarî para cezalarına dair kararlar ilgililere 7201 sayılı tebligat kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir . bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir . itiraz, idarece verilen ceza-nın yerine getirilmesini durdurmaz. itiraz üzerine verilen karar kesindir . itiraz, za-ruret görülmeyen hâllerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuç-landırılır . bu kanuna göre verilen idarî para cezala-rı 6183 sayılı âmme alacaklarının tahsil 95</Page><Page Number="97">ww.derneklerdergisi.com başlık usulü hakkında kanun hükümlerine göre tahsil olunur . madde 33 yeni şekli madde 33-bu kanunda belirtilen cezalar çocuk dernekleri hakkında, yazılı olarak uyarılmasına rağmen tekrar edilmesi ha-linde uygulanır . bu kanunun 32 nci maddesinde geçen “dernek yöneticileri” ibareleri dernek yö-netim kurulu başkanını ifade eder . (değişik üçüncü fıkra: 23/01/2008- 5728 s.k/559. mad.) bu kanunda yazılı olan idarî yaptırımlara karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir . (dördüncü fıkra mülga: 23/01/2008- 5728 s.k/578/yy . mad.) (beşinci fıkra mülga: 23/01/2008 - 5728 s.k/578/yy . mad.) açıklama: 5728 sayılı kanunun 559 uncu maddesiyle 5253 sayılı kanunun 33 üncü maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiş ve 5253 sayılı kanunda yazılı olan idarî para cezalarının, mülkî idare amiri tarafından ve-rileceği hükme bağlanmıştır . üçüncü fıkrada yer alan idari para cezalarının tebliğ edil-mesine ilişkin hüküm, 5326 sayılı kanuna uyum sağlanması amacıyla kaldırılmıştır . idarî yaptırım kararlarının verilmesi, kanun yolu, kesinleşmesi, takip ve tahsil usulü, kabahatler kanununun genel hükümler kısmında ayrıntılı olarak düzenlendiğinden buna ilişkin hükümler içeren 5253 sayılı kanunun 33 üncü maddesinin dört ve be-şinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır . 5560 sayılı kanunun 31 inci maddesi ile 5326 sayılı kabahatler kanununun 3 üncü maddesi değiştirilmiş ve madde metni; “bu kanunun; a) idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırı-mını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır .” şeklinde düzenlenmiştir . yapılan düzenleme ile 5326 sayılı kaba-hatler kanununun genel kanun olma nite-liği korunmakta, sadece idari para ceza-larının düzenlendiği özel kanunlarda belir-lenmiş olan kanun yollarının uygulanması saklı tutulmaktadır . dolayısıyla 5728 sayılı kanun ile 5253 sayılı kanunun 33 üncü maddesinde yapılan değişiklik sonucunda; 5253 sayılı kanunda kanun yoluna ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, 5326 sayılı kanunun genel hükümleri, 5253 sayılı kanunda yer alan idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında da uygulanmaktadır . 2860 sayılı yardım toplama kanunu 5728 sayılı kanunun 406 ve 407 inci maddeleriyle, 2860 sayılı kanunun 28 ve 29 uncu maddelerinde yapılan değişiklik-ler , maddelerin eski ve yeni şekilleri göste-rilmek suretiyle aşağıda açıklanmıştır . madde 28 eski şekli yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paralar devlet malı sayılır . bunla-ra karşı suç işleyenler , devlet memuru gibi cezalandırılırlar . yeni şekli yardım toplama fa­liyetinden elde edilen mal ve paraları zimmetine geçiren kişi, ka­ mu görevlisi olup olmadığına bakılmaksı-zın, türk ceza kanununun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır . açıklama: 2860 sayılı kanunun 28 inci maddesinde cezaî yaptırıma bağlanan fiiller , 5237 sayı-lı türk ceza kanununda suç olarak düzen-lendiğinden, bu fiillerin ayrıca müstakil bir suç olarak bu kanunda düzenlenmesine ihtiyaç görülmemiştir . bu nedenle madde-de yazılı fiili işleyenlerin yaptırım bakımın-dan türk ceza kanununun zimmete ilişkin hükümlerine göre cezalandırılacağı öngö-rülmüştür . madde 29 eski şekli (değişik: 24/04/2003-4854/1.md.)  bu kanunun hükümlerine aykırı olarak izinsiz yardım toplayanlar , altıyüzonmilyon lira idarî para cezasıyla cezalandırılırlar . izin verilen yer dışında yardım toplayanlar ise, dörtyüzotuzbeşmilyon lira idari para ceza-sıyla cezalandırılırlar .(ikinci fıkra mülga: 29/5/1986 - 3294/10 md.) (değişik: 24/04/2003-4854/1.md.) bu kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulu-nanlara eylemleri ayrı bir suç oluşturma-dığı takdirde yüzyetmişbeşmilyon lira idari para cezası verilir . (yeni : 24/04/2003-4854/1.md.)  bu maddede yazılı olan para cezaları o yerin en büyük mülkî amiri tarafından verilir . ve-rilen kararlar ilgililere 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı tebligat kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir . bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir . itiraz, idarece verilen cezanın yerine geti-rilmesini durdurmaz. itiraz üzerine verilen karar kesindir . itiraz, zaruret görülmeyen hâllerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır . bu kanuna göre verilen idarî para cezaları 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı âmme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun hükümlerine göre tahsil olunur . yukarıdaki fıkralara aykırı davranış sonucu izinsiz toplanan mal ve paralara idarece ve-rilen cezalar kesinleşinceye kadar elkonu-lur . para cezasının kesinleşmesinden sonra elkonulan mal ve paraların müsaderesine sulh ceza mahkemesince karar verilir . yeni şekli bu kanunun hükümlerine aykırı olarak izin­ siz yardım toplayanlara yediyüz türk lirası idarî para cezası verilir . izin verilen yer dı-şında yardım toplayanlara beşyüz türk li­ rası idarî para cezası verilir . bu kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluştur­ madığı takdirde, ikiyüz türk lirası idarî pa­ ra cezası verilir . bu maddede yazılı olan idarî yaptırımlara karar vermeye mahallî mülkî amir yetkilidir . yukarıdaki fıkralara aykırı davranış sonucu izinsiz toplanan mal ve paralara elkonula­ rak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ka­ rar verilir . açıklama: 2860 sayılı kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan idarî para cezası günün ekonomik koşullarına göre yeniden belirlenmiştir . ka-nunun 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, idarî yaptırım kararlarının verilmesi, kanun yolu, takip ve tahsil usulü, kabahatler ka-nununun genel hükümlerinde ayrıntılı ola-rak düzenlendiğinden madde metninden çıkarılmıştır . ayrıca idarî yaptırım kararla-rının mahallî mülkî amir tarafından verile-ceği belirtilmiştir . öte yandan, 2860 sayılı kanunun 29 uncu maddesinin son fıkrasında yer alan müsa-dere hükmü, bu maddede geçen fiillere karşı uygulanan yaptırımın idarî yaptırım türü olarak belirlenmesi sebebiyle madde metnine alınmamış, bunun yerine kaba-hatler kanununa da uyumun sağlanması amacıyla mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir . mevzuat 96</Page><Page Number="98">ww.derneklerdergisi.com kararın konusu: dernekler yasası’nın 32/b bendindeki, kanu-na ve tüzüğe aykırı yapılan genel kurul ile alınan kararların iptaline ilişkin davalara bakma görevinin ceza mahkemesine ait olduğu yargıtay 2. hukuk dairesi esas no:2007/9080  karar no:2007/9395 • genel kurul   toplantısının iptali • görevli mahkeme  dernek üyeleri tarafından genel kurul toplantısının iptali doğrul-tusunda açılmış bir dava yoktur . davada, türk medeni kanunu’nun 83. maddesinin uygulama yeri bu-lunmamaktadır . dava, cumhuriyet savcılığı tarafından dernek genel kurulunda alınan kararların ve genel kurul toplantısının iptali (der-nekler kanunu m. 32/6) istemine ilişkindir . dernekler yasası’nın 32/b madde-si, genel kurul toplantılarını kanun ve tüzüklerine aykırı olarak yapan veya dernek merkezinin bulunduğu veya tüzüğünde belirtilen yer dışında yapan dernek yöneticilerinin beşyüz milyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacaklarını, son bendi ise; mahkemece kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak yapılan genel kurul toplantılarının iptaline de karar verilebileceğini hükme bağlamıştır . türkiye ……….... dernekleri fe-derasyonunun 07.05.2005 tarihli genel kurul toplantısının yasa ve tüzük hükümlerine aykırı yapılması sebebiyle dernek yöneticileri hak-kında soruşturma başlatılmış, suçun niteliği dikkate alınarak türk ceza yasası’nın 75/1-c ve ceza muha-kemeleri yasası’nın 172. maddesi güncel yargı kararları uyarınca ön ödeme yaptırılmış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek evrak işlemden kaldırılmış, ancak kanun ve tüzüğe aykırı ola-rak yapılan genel kurul ile alınan kararların iptali için de asliye hukuk mahkemesinde bu dava açılmıştır . türk ceza yasası’nın 75/1-c mad-desindeki ön ödeme; bazı suçlar-da sanığın mahkum olacağı para cezasını ödemek suretiyle, aleyhine kamu davasının açılmamasını, kamu davası açılmış ise ortadan kaldırıl-masını amaçlamaktadır . ön ödeme sebebiyle kamu davasının açılmama-sı yahut ortadan kaldırılması, ceza mahkemesinin; delilleri toplamasına, şartların oluşması halinde genel kurulun ve alınan kararların iptal edilmesine engel teşkil etmez. mahkemenin görevi kanun düzeni ile ilgilidir . yargılamanın her aşama-sında hakim tarafından kendiliğin-den dikkate alması gerekmektedir . dernekler yasası’nın 32/b bendin-deki kanuna ve tüzüğe aykırı yapılan genel kurul ile alınan kararın iptali ceza mahkemesine aittir . bu husus dikkate alınarak dilekçenin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken, işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırıdır . sonuç hükmün yukarıda açıklanan neden-lerle (bozulmasına), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.06.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ön ödeme sebebiyle kamu da-vasının açılmaması yahut ortadan kaldırılması, ceza mahkemesinin; delilleri toplamasına, şartların oluş-ması halinde genel kurulun ve alınan kararların iptal edilmesine engel teşkil etmez. 97</Page><Page Number="99">8 www.derneklerdergisi.com     ssk prim oranları sigorta kolu işçi payı (%) işveren payı (%) toplam (%) iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası - 1,5 - 7 1,5 - 7 hastalık sigortası 5 6 11 malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası 9 11 20 sosyal güvenlik destek primi 7,5 22,5 30 4857 sayılı iş kanunu’na göre uygulanacak para cezaları (01.01.2008’den itibaren) ceza mad. cezayı gerektiren fiil ceza miktarı (ytl) 3 98 işyeri bildirim yükümlülüğüne aykırı davranış (çalıştırılan her işçi için) 88 5 99/a işçilere eşit davranma ilkesine uyulmayan her işçi için 88 7 99/a geçici iş ilişkisi hükümlerine aykırı davranılan her işçi için 88 8 99/b çalışma koşullarına ilişkin belge verilmeyen her işçi için 88 28 99/c çalışma belgesi verilmeyen veya belgesine yanlış bilgi yazılan her işçi için 88 29 100 toplu işten çıkarma hükümlerine aykırı davranarak işten çıkarılan her bir işçi için 360 30 101 çalıştırılmayan her özürlü ve çalıştırılmayan her ay için 1.357 30 101 çalıştırılmayan her eski hükümlü ve çalıştırılmayan her ay için 1.357 32 102/a ücret ile kanundan ve tis’den veya iş sözleşmesinden doğan ücretin kasten ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde her işçi ve her ay için 179 39 102/a asgari ücret ödenmeyen veya eksik ödenen her işçi ve her ay için 179 37 102/b ücret hesap pusulası düzenlememek 360 38 102/b yasaya aykırı olarak ücret kesme cezası vermek 360 52 102/b yüzde usulü uygulanan işyerlerinde, her hesap pusulasının genel toplamını gösteren belgeyi işçilerin seçtiği temsilciye vermemek 360 pratik bilgiler personel çalıştıran dernekler ve iktisadi işletmelerinin dikkat etmeleri gereken hususlar</Page><Page Number="100">ww.derneklerdergisi.com 99 41 102/ c fazla çalışma ücreti ödenmeyen, hak ettiği serbest zamanı altı ay içinde kullandırılmayan, onayı alınmadan fazla çalıştırılan her bir işçi için 179 57 103 yıllık izin ücretini yasaya aykırı şekilde veya eksik ödenen her işçi için 179 59 103 iş sözleşmesinin sona ermesinde kullanılmadığı iznin ücreti ödenmeyen her bir işçi için 179 63 104 çalışma sürelerine ve buna ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak 904 64 104 telafi çalışmasına ilişkin yasa hükümlerine uyulmadan çalıştırılan her işçi için 179 65 104 kısa çalışma ve ödeneğine ilişkin yasa hükümlerine uyulmadan çalıştırılan her işçi için 179 69 104 işçileri geceleri 7,5 saatten fazla çalıştırmak, gece ve gündüz postalarını değiştirmemek 904 71 104 çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı hükümlerine aykırı davranmak 904 73 104 çalıştırma yasağına ilişkin kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranmak 904 74 104 doğum öncesi ve sonrası sürelerde kadınları çalıştırmak veya ücretsiz izin vermemek 904 75 104 işçi özlük dosyalarını düzenlememek 904 76 104 çalışma sürelerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak 904 77 105 iş sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği koşullara uymamak 904 78/1 105 iş sağlık ve güvenliği tüzük ve yönetmelik hükümlerine göre alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için 88 80 105 iş sağlığı ve iş güvenliği kurulu kurmamak ve çalıştırmamak, iş sağlığı ve iş güvenliği kurullarınca alınan kararları uygulamamak 904 82 105 iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik eleman görevlendirmemek 904 88 105 gebe veya çocuk emziren kadınlar hakkındaki yönetmeliğe uymamak 904 89 105 iş kanununa göre çıkarılan çeşitli yönetmeliklere aykırı davranmak 904 90 106 iş-kur’dan izin almaksızın iş ve işçi bulma faaliyetinde bulunmak 1.810 92 107 iş müfettişlerinin davetine gelmemek, ifade ve bilgi vermemek, gerekli belge ve delilleri göstermemek ve vermemek, kendilerine gerekli kolaylığı göstermemek 9.063 96/1 107 iş müfettişleri tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere telkinde bulunmak,  işçileri gerçeği saklamaya yada değiştirmeye sevk etmek veya zorlamak 9.063 96/2 107 işçilerin gerçeğe aykırı haberler vererek işvereni gereksiz işlemlerle uğraştırmaları veya haksız yere kötü duruma düşürmeye kalkışmaları, denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmeleri, kötü niyetli davranışlarda bulunmaları 9.063 107/2 107/2 iş müfettişlerinin teftiş ve denetim görevlerini yapmalarını ve sonuçlandırmalarını engellemek 9.063</Page><Page Number="101">hmet yeşil (niğde): dernek kur-mak için kuruluş bildirimi, tüzük ve eklerini eksiksiz olarak valiliğe tes-lim ettik. valilik dernekler mevzua-tına göre ne kadar süre içerisinde belgeleri inceleyip bize cevap ver-mesi gerekiyor? prosedür nasıl işle-mektedir? derneğin kuruluş aşamasında verilen kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğünün mevzuata uygunlu-ğu dernek merkezinin kurulu bulunduğu yerin en büyük mülki amiri tarafından alt-mış gün içinde dosya üzerinde incelenir . kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kuru-cuların hukuki durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edilme-si durumunda eksikliklerin giderilmesi veya tamamlanması dernek kurucuların-dan istenir . dernek kurucularına yapılan tebliğden sonra otuz gün içinde tespit edilen noksanlıkların giderilmemesi du-rumunda, en büyük mülki amir tarafın-dan, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açılma-sı için cumhuriyet savcılığına bildirilir . cumhuriyet savcısı mahkemeden der-neğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir . kuruluş bildiriminde yapılan inceleme-de, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırı-lık veya noksanlığın bulunmaması duru-munda ya da bu aykırılık veya noksanlık belirli sürede giderilmiş olması halinde; durum derneğe yazıyla bildirilir ve der-nek, dernekler kütüğüne kaydedilir .  nihan temur (sinop): derneğimizin tüzüğünü değiştirdik. bu değişiklikle-ri valiliğe bildirmemiz gerekiyor mu? gerekiyorsa nekadar süre içerisinde, hangi belgelerle bildirim yapmalı-yız? dernek tüzüklerinde yapılan değişiklikler tüzük değişikliğinin yapıldığı genel kurul toplantısını izleyen otuz gün içinde, ge-nel kurul sonuç bildirimi ekinde, divan başkanı, başkan yardımcıları ve yazman tarafından imzalanmış genel kurul top-lantı tutanağı örneği, tüzüğün değişen maddelerinin yeni ve eski şekli ile dernek tüzüğünün son şeklinin her sayfası yöne-tim kurulunca imzalanmış örneği mülki idare amirliğine bildirilir . himmet yolveren (gümüşhane): bir derneğimiz var, başka bir ilde şube açmak istiyoruz. şube açmak 100 www.derneklerdergisi.com stk bilgi bankası</Page><Page Number="102">ww.derneklerdergisi.com için nereye, hangi belgelerle başvuru yapmamız gerekiyor? tüzüklerinde şube açabileceği be-lirtilmiş dernekler , genel kurulların-ca yetki verilen yönetim kurullarının yetkili kılacakları en az üç kişinin imzaladığı iki adet kuruluş bildiri-mini ve aşağıda belirtilen eklerini şubenin açılacağı yerin mülki idare amirliğine vererek şube açabilmek-tedirler . verilen kuruluş bildirimine ek olarak; a) ilgili dernekler müdürlüğünce onaylanmış iki adet dernek tüzüğü, b) kurucuların nüfus cüzdan foto-kopisi, c) şube kurucuları arasında tüzel ki-şiliklerin bulunması halinde; bu tü-zel kişilerin unvanı, yerleşim yeri ve kuruluşuna ait belgeler ile tüzel ki-şiliklerin organları tarafından yetki-lendirilen gerçek kişi de belirtilmek kaydıyla bu konuda alınmış kararın fotokopisi, d) kurucular arasında yabancı uy-ruklular varsa, bunların türkiye’de yerleşme hakkına sahip olduklarını gösterir belgelerin fotokopileri, e) geçici yönetim kurulu üyeleri ile yazışma ve tebligatı almaya yetkili kişi veya kişilerin adı, soyadı, yer-leşim yerlerini ve imzalarını belirten liste, f) şube açılması için yönetim kuru-luna verilmiş yetkiyi gösteren genel kurul kararının fotokopisi, g) kurucu olarak yetkilendirilmiş ki-şiler için alınmış dernek yönetim ku-rulu kararı fotokopisini de ekleyerek mülki idare amirliğine verilir . büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçeler hariç diğer ilçelerdeki şube kuruluş işlemlerinde istenen belgeler birer arttırılarak verilir . çocuk derneklerinin şubelerine tüzel kişiler kurucu veya üye olamazlar , ayrıca çocuk dernekleri şubelerinde kuruluş bildirimine, kurucu çocukla-rın yasal temsilcilerinin izni eklenir . ismet kalkan (aksaray): 2007 yılı dernek beyannamesi ne za-mana kadar valiliğe verilmeli-dir? www.derneklerdergisi.com 101</Page><Page Number="103">02 www.derneklerdergisi.com dernek yönetim kurulu başkanları, her takvim yılının ilk dört ayı içinde bir önceki yıla ait dernek beyan-namelerini, mülki idare amirliğine vermekle yükümlüdürler . il mer-kezlerinde ve büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçelerde bulu-nan dernekler beyannamelerini bir adet, diğer ilçe merkezinde bulu-nanlar ise iki adet olarak verirler . şubeler , mülki idare amirliğine ve-recekleri beyannamelerin birer ör-neğini bağlı bulundukları derneğe de vermekle yükümlüdürler . ilçelerde verilen bu beyanname-lerden bir adedi alıkonularak, di-ğerleri il dernekler müdürlüklerine gönderilir . temsilcilikler için ayrıca beyanname verilmez ancak, temsilciliklere ilişkin her türlü bilgiler dernek beyanna-mesinde gösterilir . birlikler , beyannamelerini bu mad-dede belirtilen esas ve usullere göre vermekle yükümlüdürler . şahin çınar (bitlis): dernek ikematgahı olarak kullanılmak üzere bir gayrimenkul satın al-dık. bu gayri menkulü valiliğe bildirmemiz gerekiyor mu? bil-dirilmezse ne olur? gayrimenkul alma ve satım husu-sunda sadece genel kurul tarafından yetkilendirilen yönetim kurulu kararı yeterlidir . edindikleri gayrimenkulle-ri 1 ay içinde mülki idare amirliğine bildirmeleri gerekmektedir . bildirim için dernekler yönetmeliği-nin ekinde bulunan (ek-26) formun doldurulması gerekmektedir . talep edilmesi halinde, dernekle-rin gayrimenkul alımındaki tapu işlerinde, merkezlerinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirin-den tüzüklerine göre taşınmaz mal edinmelerine ve tescil işini yapacak temsilcinin yetkilendirilmesine dair alınacak belge, ilgili dernekler biri-mince düzenlenir . derneklerin edindikleri taşınmazla-rı bildirme yükümlülüğü dernekler kanununun 22. maddesinde düzen-lenmiştir . kanununun 32/ maddesi gereğince 22. maddedeki bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen dernek yöneticilerine beşyüz.- türk lirası idari ceza parası verilir . hüseyin daldallı (kahraman-maraş): dernek üyelerimiz için bir lokal açmak istiyoruz. lokal açacağımız binanın 3 ve 4’üncü katlarında bir dersane faaliyet göstermektedir. biz de birinci katta bir dükkan ayarladık. bi-nada dersanenin bulunması lo-kal açmaya engel midir? derneklerin, üyelerinin sosyal ih-tiyaçlarını karşılamak üzere mülki idare amirinin izniyle açtıkları te-sislerdir . dernekler , silah fabrika ve imalathaneleri, patlayıcı, par-layıcı ve yanıcı gibi tehlikeli mad-deler üretilen, satılan, kullanılan ve depolanan yerler ile gaz dolum tesislerinde,her türlü mabetlerde, okul öncesi eğitim, ilk ve orta öğ-retim resmi ve özel okul binaları ile özel eğitime muhtaç bireylerin de-vam ettikleri öğretim kurumlarına yüz metreden yakın mesafe içinde, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin devam ettiği kurs, dershane ve bu öğrencilerin kaldığı öğrenci yurtla-rının bulunduğu binalarda, itfaiye, ambulans gibi müdahale ve yardım hizmetlerinin kolaylıkla ulaşamaya-cağı yerlerde, binaların ortak kul-lanılan bağımsız bölümlerinde, ge-nel güvenlik ve asayişin korunması yönünden sakıncalı olan yerlerde, sabit veya seyyar olarak kullanılan kara, deniz, hava ve her çeşit taşı-ma araçlarında lokal açamazlar . ahmet çoraman (zonguldak): dernek ikamet adresi tüzüğünde belirlenmişse, adresimizi değiş-tirmek istediğimizde önce tüzü-ğümüzü değiştirmeliyiz? yoksa tüzükte değişiklik yapmadan yö-netim kurulu kararıyla adresimizi değiştirebilir miyiz? dernekler , tüzüklerinde açık ad-reslerini belirtmeleri halinde, genel kurulda tüzük değişikliğine gitmek suretiyle, tüzüklerinde açık adresin bulunmaması halinde ise, yönetim kurulu kararıyla adres değişikliği yaparlar . dernekler , yerleşim yerlerinde mey-dana gelen değişiklikleri dernekler yönetmeliği’nde belirtilen “yerleşim yeri değişiklik bildirimi”ni doldu-rarak, değişikliği izleyen otuz gün içinde mülki idare amirliğine bildir-mekle yükümlüdürler . bu belgeler , büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçeler hariç diğer ilçelerde bulunan dernekler tarafından iki suret olarak verilir . özgür kaman (istanbul): der-neğimi bir proje yürütmekte-dir. proje gereğince bazı proje personelinin yurt dışına çıkması gerekiyor. yurt dışına çıkan pro-je personeline harcırahı nasıl ödenmeliyiz, vergi kesintisi ya-pılması gerekiyor mu? her yıl bütçe kanununda (2008 bütçe kanununda bulunabilir) dev-let memurları için belirlenen yurtdışı harcırah miktarı üzerinden hesapla-ma yapılması gerekmektedir . devlet memurları için ilgili ülke için belirle-nen harcırah miktarını aşan miktar , gelir vergisi kanununa tabi olur ve bunun üzerinden vergi kesintisi ya-pılabilir . gelir vergisi kanunun 24. maddesine gereğince; verilen gün-delik veya harcırahlar devletçe veri-len gündeliklerin en yüksek haddini aşarsa(2008 yılı için belirlenen en yüksek gündelik miktarı 35.00 ytl), aradaki fark ücret olarak değerlen-dirilir ve bu tutarın vergiye tabi tu-tulması gerekmektedir . bununla birlikte, aynı şekilde verilen harcırahın ssk mevzuatına göre be-lirlenen tutarın üzerinde kalan kısmı ücret olarak değerlendirilmekte ve hesaplanan primler bu tutar üzerin-den değerlendirilmektedir . ayşe nur naz (konya): yeni bir dernek kurduk. derneğimizin ilk olağan genel kurul toplantısını bir ay sonra yapmamız gereki-yor. üyeleri genel kurul toplan-tısına nasıl çağrılmaktadır? der-stk bilgi bankası</Page><Page Number="104">ww.derneklerdergisi.com nekler mevzuatında genel kurul toplantısına çağrıya ilişkin bir düzenleme, bir usul var mıdır? yönetim kurulu, dernek tüzüğüne göre genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesini düzenle-yerek,. genel kurula katılma hak-kı bulunan üyelere, en az onbeş gün önceden, günü, saati, yeri ve gündemi bir gazetede ilan edilmek veya yazılı ya da elektronik posta ile bildirilmek suretiyle toplantıya çağırır . yapılan çağrıdan sonra ye-terli çoğunluğun sağlanamaması durumunda , ikinci toplantının han-gi gün, saat ve yerde yapılacağı da belirtilir . ilk toplantı ile ikinci toplan-tı arasındaki süre yedi günden az, altmış günden fazla olmaması ge-rekmektedir . toplantının, çoğunluk sağlanama-ması sebebinin dışında başka bir nedenle geri bırakılması halinde, durum geri bırakma sebepleri de belirtilmek suretiyle, ilk toplantı için yapılan çağrı usulüne uygun olarak üyelere duyurulur . ikinci toplantının geri bırakma tarihinden itibaren en geç altı ay içinde yapılması zorunlu-dur . üyeler ikinci toplantıya, birinci fıkrada belirtilen esaslara göre ye-niden çağrılır . genel kurul toplantısı bir defadan fazla geri bırakılamaz. sude kılıç (bursa): şubat ayın-da olağan üstü genel kurul top-lantısı yaptık. toplantının gün-deminde dernek organlarına üyelik seçimi yer almamıştır. toplantıda da dolayısıyla seçim yapılmamıştır. dernek yönetim ve denetim kurulu üyeleri değiş-mediği halde genel kurul sonuç bildirimi ve eklerini yine de vali-liğe vermeli miyiz? olağan veya olağanüstü genel ku-rul toplantılarını izleyen otuz gün içinde yönetim ve denetim kurulları ile diğer organlara seçilen asıl ve yedek üyeleri içeren genel kurul sonuç bildirimi ve ekleri yönetim kurulu başkanı tarafından mülki idare amirliğine bildirilir: a) divan başkanı, başkan yardım-cıları ve yazman tarafından imza-lanmış genel kurul toplantı tutanağı örneği, b) tüzük değişikliği yapılmışsa, tü-züğün değişen maddelerinin yeni ve eski şekli ile dernek tüzüğünün son şeklinin her sayfası yönetim ku-rulunca imzalanmış örneği. genel kurul sonuç bildirimi ve ek-leri, büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçeler hariç diğer ilçe-lerde bulunan dernekler tarafından iki suret olarak verilir .  olağanüstü genel kurul toplantısın-da dernek organlarına seçim yapıl-mamış olsa da valiliğe genel kurul sonuç bildirimi ve ekleri 30 günlük süre zarfında valiliğe bildirilmelidir . 103</Page><Page Number="105">ww.derneklerdergisi.com kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti. öyle ya, bunlar gibi ne olduğu belirsiz taşralıların harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi? adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. işte bu imkansızdı. rektörün o gün onlara ayıra-cak bir saniyesi bile yoktu. yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; “bekleriz” diye mırıldandı. nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi. sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü. saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. “sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok” diyerek rektörü iknaya çalıştı. anlaşılan çare yoktu. genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. sekreterin anlattığı tablo içini bulandırmıştı. za-ten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? suratı asılmış, sinirleri gerilmişti. yaşlı kadın hemen söze başladı. harvardda okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi. oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı. standford perspektif 104</Page><Page Number="106">ww.derneklerdergisi.com rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. “madam” dedi, sert bir sesle, “biz harvardda okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlı-ğa döner.” “hayır, hayır” diyerek haykırdı yaşlı kadın. “anıt değil. belki, harvarda bir bina yaptırabiliriz”. rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak, “bina mı?” diyerek tekrarladı, “siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı.” tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi. yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: “üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?” rektörün yüzü karmakarışıktı. yaşlı adam başıyla onayladı. bay ve bayan leland stanford dışarı çıktılar. doğu californiaya, palo altoya geldiler. ve harvardın artık umur-samadığı oğulları için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular. amerikanın en önemli üniversitelerinden birini, stanford’u. 105</Page><Page Number="107">06 www.derneklerdergisi.com kitap sivil toplumlar ve dış politika semra cerit mazlum, erhan doğan bağlam yayınları  uluslar arası ilişkiler , soğuk savaş sonrasında yeni sorunlar ve bu sorunları dillendiren, bazen de taraf olan yeni aktörlerle tanıştı: sivil toplum kuruluşları. daha önce dikkate alınmayan ya da etkileri mar-jinal kabul edilen hükümet dışı aktörler uluslar arası siyaset sahnesinde daha sık ve etkili biçimde görünür oldu. bu yeni aktörlerden bazıları bildik söylemleri ve yaklaşımları aşan eleştirel bir üslup geliştirdiler . dıştan içe, içten dışa siyasete katılan bu aktörler çoğalırken, yerel bölgesel ve küresel süreçler arasında da yeni bağlar kurdular . düşün-ce, kimlik, özel sektör , çevre ve kadınlar/gençler örgütlendi ve örgütlenmeye devam ediyorlar . bu şekilde, eskiden ihmal edilen ya da anlaşılamayan pek çok sorun günümüzde siyasallaşıp uluslar arası ilişkiler ve dış politika gündemine taşındı. toplumun dış politikaya daha açık bir ifadeyle dün-ya siyasetine eklemlenmesinin yollarından birini de-ğişik açılardan ele alan bu kitap hem sivil toplum çalışmalarına hem de dış politika incelemelerine yeni bir bakış sunuyor . sivil toplum örgütlerinde  halkla ilişkiler dr .ayhan biber nobel yayınları toplumsal taleblerin belirlenmesi, ilgili yerlere ile-tilmesi, bu talebler doğrultusunda baskı yapılma-sı, siyasal ve yönetsel katılımın sağlanması gibi konularda sivil toplum öegütleri önemli görevler üstlenmektedirler . ancak bu görevlerin gerektiği gibi yerine getirilebilmesi için sivil toplum örgüt-leri öncelikle geniş bir toplumsal kesimin desteğine gereksinim duymaktadırlar .bu desteğin sağlanması sürecinde ise, sivil toplum örgütlerinin halkla iliş-kiler çalışmalarına önem vermeleri, bu çalışmaları gündemlerine almaları gerekmektedir . bu sürece katkı sağlıyabilmek amacıyla tasarlanan bu kitap kapsamında: türkiye ölçeğinde ele alın-dığında sivil toplum örgütlerinin halkla ilişkiler sorunlarının ve bu sorunların çözümüne yönelik planlanıp yürütülebileceği tartışılmaktadır . dağarcık</Page><Page Number="108">ww.derneklerdergisi.com 107 sivil toplum: devletin büyümesi metin çulhaoğlu,kemal okuyan, ilker maga ygs yayınları sivil toplum, yaygın görüşün aksine apolitik bir kavram ve politik olmak adı altında insanların po-litika dışına çağrıldığı bir alandır . bu kitapta sivil topluma ters tezler öne sürülüyor , güzellemelerinin karşısında duruluyor . hatta daha da ileri gidilerek sivil toplum kavramını solun sözlüğünden çıkarıp, gerçek sahiplerine bırakılması öneriliyor . “görünüşteki anti-devletçi yanlarına karşın, sivil toplum söylemi özünde devletçi, devletin alanını küçültmenin dışında, bu küçülmüş alanında dev-letin öz olarak dönüşümünden aynı kalmasını ön-gören bir söylemdir . sivil topluma göre devlet, çelişkilerin belirli denge-de ve uzlaşmada tutulduğu bir örgütlenmedir . kapitalist toplumlardaki devlet-sivil toplum ayrılığı, olsa olsa ve ancak biçimsel demokrasiyi yaşatabilir . sivil toplum söylemi, siyasal sorunlar söz konusu olduğunda, “adacıklar”da üretilen teknik çözüm-lerin devlet nezdinde kabul edilebilir duruma geti-rilmesini önermektedir . sivil toplum söyleminin, batı demokrasilerindeki krizin özel ideolojisi olduğunu söylemek mümkün-dür . “ metin çuhaoğlu kitap sivil toplum yazıları idris küçükömer bağlam yayınları cumhuriyet tarihini, değişik fonksiyonlar ve özellikleri açısından numaralandırma işlemini (2.cumhuriyet gibi) ve “kurtuluş savaşı’nın anti-emperyalist olmadığı” tezini, 1973’te ortaya süren küçükömer , öteden beri özgün düşüncelerinden dolayı“ambargo”lu idi. kimliğine karşı koyulan bu “ambargo”yu kimler , daha da ağırlaştırmak için, gizli/açık tavır almadı, ittifaklara girmedi ki? bu “ambargo”ya rağmen küçükömer , temel soru-suna cevap aramaya devam etti.	 “bendoğu’lumuyumyoksabatı’lımıyım?”sorusuna cevap vermek, bir ömür aldı dense doğru olur . doğu toplumunda doğan batı’dan etkilenen bir bilim adamı olarak “düşünmeyi yasaklamış bir toplumda” bugün sivil toplumu savunan bir çok ki-şinin ilk esin kaynağı oldu.onlar gerçeği belirtme-se de,onlara yön ve hedef gösterdi.düşüncelerine konulan ve resmen ilan edilmemiş “ambargo”yu hayatının her döneminde hissederek yaşadı.bu kitapta:“sivilleşme” konusundaki bulgularını oku-yacaksınız.</Page><Page Number="109">08 www.derneklerdergisi.com d ernek yönetiminde de artık elektronik dönem başladı. dernek yöneticileri artık gündelik ve dernekle ilgili işlem-lerde vakit kaybetmek istemiyor . bütün bu ihtiyaçları karşılamak için yeni bir program geliştirildi: e-der-nek yöneticisi yazılım programı. e-dernek yöneticisi yazılım prog-ramı, türkiye’de bir ilki gerçekleş-tirerek dernek işlemlerinin tümünü elektronik ortamda yapma imkânı veriyor . dernek beyannamesini ve tüm mali tabloları otomatik olarak hazırlamak artık mümkün. e-dernek yöneticisi programı sayesinde dernekler mevzuatına uygun olarak derneğin kolayca ve yorulmadan yönetilmesi mümkün. yine dernek yönetimiyle ilgili tüm iş ve işlemleri bilgisayar ortamın-da yürütmek olanaklı. dernekler mevzuatı ile birebir uyumlu olan e-dernek yöneticisi programıyla vakit kaybı yaşamadan her yıl tek tuşla beyannameyi otomatik olarak hazırlamak mümkün. ayrıca ek ücret ile edinilebilecek ‘‘akıllı kart’’ sayesinde kolaylıkla beyanname-yi internet üzerinden dernekler il müdürlüğüne online olarak gönde-rebimek imkanı sağlanmaktadır . e-dernek yöneticisi programı, der-nekler mevzuatındaki değişikliklere uygun olarak www.e-dernekyone-ticisi.net adresinden 2 yıl boyunca ücretsiz olarak güncellenebilmekte-dir . program, bu sayede mevzuat-taki değişiklikleri her an kullanıcı-larına haber vermekdedir . derneği yönetirken idare karşısında cezalı duruma düşmemek için yapılma-sı gereken bazı önemli işlemler konusunda ‘uyarı sistemi’ ile zamanında haber veren program bu yanıyla hayli ilgi çekici. prog-ramla, üye kayıtlarının tutulması, üyelerin aidatlarının takip edilmesi, yönetim kurulu karar defterinin takibi ve diğer tüm işlemleri kolay-lıkla yapabilmek mümkün. ayrıca üyelere otomatik olarak e-posta gönderebilen program dernek ve üyeleri arasında sanal bir iletişim de kurmaktadır . yine program, alacak –borç hare-ketlerini takip edebilmek, dernek gelir ve giderlerini kaydetmek gibi imkanları kullanıcılarına sunuyor . yasal olarak tutulmak zorunda olunan bütün defterleri elektro-nik ortamda tutabilen programla ilgili çıktıları da almak kolay . web-servis üzerinden ‘‘akıllı kart’’ kullanarak bilgi alma ve gönder-me işlemleri de yapabilen sistem kullanıcılarına e-dernek kurumsal yazılımında depolanan dernek bilgilerine rahatlık-la ulaştırmakta. kısacası yazılım, dernek yönetimi-nin bir anlamda otoma-tik pilota bağlanmasını sağlamaktadır . programla yapılabilecek işlemler	 e-dernek yöneticisi ya-zılım programı sayesinde aşağıda yer alan tüm iş-lemleri bilgisayar ortamın-da kolaylıkla ve zahmetsiz bir şekilde gerçekleştirmek mümkün. 1.kuruluş bildiriminin hazırlanması 2.beyannamenin oluşturulması 3.işletme hesabı defterinin tutul-ması 4.işletme hesabı tablosunun oluş-turulması 5.dernek alacaklarının takibi 6.dernek borçlarının takibi 7.banka hesaplarının takibi 8.karar defterinin tutulması 9.üye kayıt defterinin tutulması 10.evrak kayıt defterinin tutulması 11.demirbaş defterinin tutulması 12.alında belgesinin hazırlanması 13.genel kurul sonuç bildiriminin 	   hazırlanması 14.organlarda değişiklik  	 	   bildiriminin hazırlanması 15.yetki belgesinin hazırlanması 16.yerleşim yeri değşikilkik  	  	   bildiriminin hazırlanması 17.yurt dışından yardım alma 		   bildiriminin hazırlanması 18.proje bildiriminin oluşturulması 19.bağlı kuruluşlar bildiriminin 	   hazırlanması 20.yardımlar (beyanname) 	 	   oluşturulması 21.tesislerin takip edilmesi 22.faaliyetlerin takip edilmesi türkiyede bir ilk: e-dernek yöneticisi dağarcık</Page><Page Number="110">ww.derneklerdergisi.com 109</Page><Page Number="111">10 www.derneklerdergisi.com 1. “her yönüyle dernekler” dergisi hakemli bir dergi olup, üç ayda bir yayımlanmaktadır . 2.dergimizde genel itibarıyla sivil toplum konusunda,özelde ise derneklere yönelik: akademik m akaleler ,araştırmalar ,mevzuat konularında hazırlanan yazılar ,söyleşiler ve haber yayımlanmaktadır .dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayımlanmamış veya yayımlanmak üzere gönderilmiş olmalıdır . 3. dergimize gönderilen makaleler şekil ve içerik yö-nünden incelendikten sonra hakeme gönderilir .şekil şartlarına uymayan yazılar , yazı hakeme gönderilmeden yazar(lar)a iade edilir .hakemler ve/veya yayın kurulun-da gelen değerlendirmeler doğrultusunda, makalenin basılmasına,yazardan düzeltme, ek bilgi ve kısaltma istenmesine yada yayımlanmasına karar verilir ve bu karar yazar(lar)a bildirilir . yayın kurulu gönderilen yazıları yayımlayıp yayımla-mamakta serbesttir . söz konusu değerlendirme-lere göre, üzerinde değişiklik yapılması gereken yazılardaki tüm değişiklik yapılması gereken yazılardaki tüm de-ğişiklikleri yazarlar kendileri yaparlar .son şekil verilen yazılar üzerinde yazarlarca bir değişiklik yapılmaz. de-ğerlenmeler gizlilik içerir . yazarla hakem ve/veya yayın kurulu’nun eleştiri,öneri ve düzeltmelerini dikkate al-mak durumundadırlar . 4. yazılar doğrudan elektronik posta adresine gön-derilir .yazının e-posta adresine gönderilmesi işlemleri hızlandırmak açısından önemlidir . gönderilen yazının“ her yönüyle dernekler” dergisi’nde yayımlanmak üzere önerildiği yazının türü de (derleme,araştırma,m akale) belirtilmelidir . ayrıca yayımlanmak için önerilen yazının daha önce yayımlanmadığı, yayımlanmak üze-re kabul edilmediği ve halen başka bir yerde yayımlan-mak üzere değerlendirme aşamasında olmadığı açıkça ifade edilmelidir . 5. “her yönüyle dernekler” dergisi’nin ve yazar(lar)ın adı gösterilmeden alıntı yapılamaz. 6. dergiye gönderilecek yazılar , a4 formatında üst, alt sağ ve sol boşluk 2.5 cm bırakılarak (16 x 24.7 cm’lik alana)1.5 satır aralıklı, iki yana dayalı, satır sonu tire-lemesiz ve 12 punto arial yazı karakteri kullanılarak yazılmalıdır . gönderilen tablo, resim, şekil, grafik ve benzerlerinin derginin sayfa boyutlarının dışına taşma-ması için 10x17cm’lik alanı aşmamalıdır . bu nedenle tablo, resim,şekil, vb.unsurlar da daha küçük punto ve bir satır aralığı kullanılabilir .her bir yazı ortalama 2.000 kelime civarında olmalıdır . 7. kısaltmalar , ilgili bilim alanının standart kısaltmaları ol-malı veya metin içinde ilk geçtiği yerde tanımlanmalıdır . 8. yazının ilk sayfasında yazının başlığı, yazar(lar)ın adı,soyadı,ünvanı ifade edilmeli ve e-postada iletişim bilgileri, kısa özgeçmiş(ler)i, banka hesap numaraları banka şubeleri eklenmelidir . 9. gönderilen makalenin ingilizce başlığı yazılmalı,en çok 100 – 150 kelime uzunluğunda ingilizce ve türkçe anahtar kavramlar 5(beş) kelime ile belirtilmelidir . 10. tercüme yazılarda tercüme edilen yayının adı,sayısı,cildi,yazarı ve grafiklerin üzerinde yer almalı-dır .rakamlarda ondalık kesirler nokta ile ayrılmalıdır . 11. tablo ve şekillere başlık ve numara verilmeli, baş-lıklar tabloların, şekillerin ve grafiklerin üzerinde yer almalıdır . rakamlarda ondalık kesirler nokta ile ayrıl-malıdır . 12. kaynaklara göndermeler dipnotlarda gösterilme-lidir .metin de ve kaynakça apa stili tercih edilmekle birlikte diğer uluslar arası akademi yazım tarzları da mümkündür .kaynakça aşağıda gösterildiği gibi yapıla-bilir: kitaplar:kenen p:b (1989), the ınternational eco-nomy , englewood cliffs,n.j.:prentice –hall,ınc. dergiler:langeheine,b, ve u. weinstock (1985),gra-duate ıntegrational, journal of common market stu-dies 23(3), 185-97. derleme:krugman,p ,(1995), the move toward free trade zones, p .king (der), ınternatıonal economics and ınternational economic policy : a reader içinde, new york:mcgraw-hill, ınc, 163-82 diğer kaynaklar:türkiye cumhuriyet merkez bankası (2001), 2002 yılında para ve kur politikası ve muhte-mel gelişmeler ,basın duyurusu, 2 ocak, ankara, http://www.tcmb.gov.tr chang, r(1998), the asian crisis, nber discus-sion paper , 4470, national bureu of economic research,canbridge, mass. 13. dergide yayımlanması kabul edilen ve yayımlanan yazıların, yazılı ve elektronil ortamda tüm yayın hakları usider’e aittir . 14. dergide yayımlanan yazılardaki fikirler ve görüşler usider’i bağlamaz. dergi yayın politikası ve yazım kuralları sekreterya tel: 0312 446 63 80 - 0312 446 63 85 faks: 0312 446 70 17 www.derneklerdergisi.com  e-mail: infoderneklerdergisi.com</Page><Page Number="112">ww.derneklerdergisi.com 111</Page><Page Number="113"></Page></Pages></Search>